İyi ki gelmişim Ankara'ya…Tembellik edip televizyon başında oturmuş
olsaydım, o muhteşem Yunanistan maçının tadını böylesine alamayacaktım. Ayrıca.. Ankara seyircisini bu kadar yakından izleme şansını da yitirmiş olacaktım. Bence.. Tek kelimeyle 'harikaydı' Ankara tribünleri…
Yok hayır! Kazanılan maçların coşkusuyla yazmıyorum bunları. Gerçekten kusursuzdu Ankara seyircisi. Yıllardır özlemini çektiğimiz 'basketbol maçını yaşayan' bir izleyici kitlesi vardı tribünlerde. Takımını destekleyen, sakatlanıp çıkan oyuncuyu alkışlarla uğurlayan (başka bir takımın oyuncusu bile olsa),doğru yerde susup doğru yerde çoşan taraftarın özlemini nicedir çekiyorduk. Ankara'da tanıştık onlarla…
Ah! Bu noktada mikrofondan tribünleri coşturan arkadaşa bir uyarı yapmak istiyorum: İşini iyi yapıyorsun arkadaşım ama lütfen maç oynanırken marşlara filan yönlendirme insanları. Yunanistan maçının son periodunda 'dağ başını duman almış'lara bir soktun seyirciyi; Az kalsın Yunanistan maçı, biz de kalanını alıp gidiyorduk evimize… Tobloyu anımsatayım: Maçın bitmesine daha 5 dakika varken Yunanlılar tam saha baskılı savunma yapıyor, bizimkiler ise topu karşı alana geçirmekte zorlanıyorlardı. Maç daha kesin kazanılmamıştı ama sen seyirci şarkıya, türküye, marşa başlattın. Olacak şey miydi bu?Aynı şeyi Porto Rico maçının son saniyelerinde de yaptın.Ramak kaldı. Yitiriyorduk maçı…
Oysa… Yunanistan maçının sonrasında oyuncular doğrusunu göstermişlerdi sana: Maç bittikten sonra mikrofonu ellerine aldılar ve hep birlikte başladılar o marşı söylemeye. 'İşte bak! Bu işin doğru zamanı budur' dercesine…
Belki dikkatinizi çekmedi ama bence, Yunanistan maçında basketbolcularımız çok önemli bir başka doğruya daha imza attılar: Yunan ulusal marşı çalınırken başlayan protestoları el kol işaretleriyle durdurdular. Yunanlılara terbiye dersi verdiler…
Sevindik, gururlandık çünkü biz, daha bir kaç ay önce, o oyuncuların bazıları ile birlikte, Yunanistan'ın 'barış ve dostluk'(Peace and Friendship) salonunda, ulusal marşımızın ıslıklanmasını dişlerimizi sıkarak izlemiştik.'Bu mu dostluk?' diye geçirmiştik içimizden. Bize yapılmasından hoşlanmadığımız şeyin misafirlerimize yapılmasını engelledi basketbolcularımız. Helal olsun onlara!
Şu ana kadar işler iyi gidiyor. Onların oynadıkları basketbola da 'helal olsun' diyebilmek için, son maçın son düdüğünü bekleyeceğiz. Umarım bu son düdük finalde çalar…
e-posta:info@basketdergisi.com





