Ankara’da dün yaşadıklarımız, ‘yazgını kendi ellerinle çizip çizmeyeceğin’ konusunda bir hayat dersi verdi adeta… Hatta daha da ileri gidelim… Tam anlamıyla ‘Makyavelist düşünce’ koktu buram buram Türkiye’de. Başarıya giden yolda her şey mubahtır bu felsefede. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa David Blatt’in dediği gibi ‘bir utanmazlık’ mı bu? Gelin önce dün sabaha gidelim…
İlk maç Fildişi Sahili ile Porto Riko karşısında oynandı. Afrika ekibi müthiş mücadele ederken Orta Amerika takımı yerlerde sürünüyordu. Fildişi maçı kazanınca otelde uyuyan Çinliler bir anda kendilerini 4. sırayı garantilemiş olarak buldu. Ve ellerini göğsünün önünde birleştirip saygıyla eğildiler Fildişililer’in önünde.
Sonra beklediğimiz Yunanistan-Rusya maçı başladı. Kaybeden ikinci turda İspanya ile eşleşecekti. Komşu kaybetmeyi seçti, mücadeleye ‘hesap kitapla’ yaklaştı. Savunma yapmadı, hücumda ‘öylesine’ oynadı ve sonunda Ruslar kazandı. Kazlauskas “Mücadele ettik kazanamadık” deyince, Blatt, “Yunanlılar utanmalı, bu komediydi. Gençler kimi örnek alacak” yanıtını verdi. Diamantidis mikrofona vurdu. Ve inanır mısınız, bu rezalet görüntünün ardından D Grubu’nda Yeni Zelanda Fransa’yı yenince Yunanistan, kaçtığı İspanya’yla eşleşti. İlahi adalet diye bilirmiyiz? O sırada Tanjevic, taktik tahtasına tekme atan Bourousis’e ,“Tiyatroya gerek yok” dedi. Yunanlı karşılık verince ortam gerildi. Birbirini üzerine yürümeler, soyunma odasına gitmeler… Var mı hiç gereği? En sonunda liderliği garantileyen 12 Dev Adam ile 4. sırada ikinci tura çıkan Çin karşılaştı. Hidayet, Kerem Gönlüm, Kerem Tunçeri, Ömer Onan ve Ersan İlyasova dinlendi. Yine de çok güçlüydük Asyalılara karşı. Önce 15-0, sonra da 20-0’lık serilerle coştuk. Boyalı alanda nefes aldırmadık. İddia olmamasına karşın savunmada hiç gevşemedik, rehavete kapılmadık ve 5’te 5’le ikinci tura çıktık. Biz kendi yolumuzu kendimiz çizdik. Doğrulukla, dürüstlükle ve alın terimizle. Aynen devam Devler…





