Yaklaşık 20 yıldır Türk Basketbolunun beklediği hayal sonunda gerçek oldu ve nihayet Euroleague Final Four’unda şampiyonluğa ulaştık. Bize bu başarıyı getiren Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başta Başkanı Sayın Aziz Yıldırım olmak üzere, bu zaferin kazanılmasında katkıların olan tüm Yönetim Kurulu Üyelerini, Şube Başkanını, Coach Obradovç’i, takının idari ve teknik kadrosunu ve sonunda tüm oyuncuları kutlarız.
Bu başarı nasıl kazanıldı? Kaç sene önce bunun temelleri atıldı ve inatla ne kadar süre bu uğurda dirençli bir uğraş verildi… Ayrı bir yazı ile anlatılması gerekir. Eminim bunu irdeleyen çok yazı yazılacaktır. Ben sadece bu modelin Fenerbahçe’nin diğer branşlarında da aynı şekilde uygulanmasını tavsiye ederim. İşine karışılmayan bir teknik kadro ve onun belirlediği sadece görevini yapan idari kadro, yine coach tarafından seçilmiş bir kadro ve sahada ne yapacağını bilen bir kenar yönetimi. Buna destek olan Yönetim Kurulu, maddi kaynak yaratan bir Başkan. Bunlar olunca artık hedefe ulaşmakdahakolay oluyor.
Fenerbahçe maça yine aynı beşle başladı ve amaç Spanoulis ve Papanikolaou’yu iyi savunmak, disiplinli bir hücum ile doğru şut seçimini yapmak ve mümkünse hızlı oynamaktı. İlk baskette sarı lacivertlilerden gelince tam saha pres Olimpiakos’u iyice bunalttı. Yoğun seyirci desteğini arkasına alan Fenerbahçe tüm planlarını uygulamaya başladı. İki konu aksıyordu; bir, takım hata yaparız korkusuyla bir türlü hızlı hücum edemiyordu bir de Khem Birch’ün çember altındaki hakimiyeti Fenerbahçe’yi zorluyordu. Diğer bir sorun ise Bobby Dixon kimi tutuyorsa fiziki dezavantaj Yunan takımı tarafından cezalandırılmak isteniyordu. Bobby – Mantzaris eşleşmesinde Yunanlı oyuncu Bobby’i arkasına alıp çember altından teke tek oynamaya başladı fakat Fenerbahçe uzunları buraya çok iyi yardım götürünce tek yapacak şey Yunan dış adamlarının bu şutları sokmalarıydı. Bu şutlar girmeyince plan tutmuştu ve bu çeyrekte Fenerbahçe birkaç kere10 sayı farkın kenarından döndü.
İlk çeyrek sonunda şu çok net gözüktü. Büyük maçları büyük oyuncular kazanır. Fenerbahçe’de Bogdanoviç, Yunan takımında Spanoulis maçın kaderin tayin edecek oyuncular olarak belirdiler. Fenerbahçe Yunanlı guardı daha iyi savundu. Bunu Bogdanoviç ve Sloukas ile çok iyi yaptılar ama ilk yarı dolarken hücumda harikalar yaratan Bogdanoviç’in üçüncü faulü alması sıkıntılı geçecek bir üçüncü çeyreğin habercisiydi. Bu arada ilk çeyrek sonunda bitime 2 saniye kala doğru oyuncu değişikliği ile oyuna müdahale eden coach Obradoviç üstünlüğünü gören gözlere gösteriyor ve son saniye basketi ile 2.çeyreğe başlıyordu.
İkinci yarı başlayınca tüm seyirciye sıkıntı bastı, çünkü organize Fenerbahçe hücumları Bogdanoviç’siz olmuyordu. Yunan takımı açılan on sayılık farkı kapatmaya başlamıştı. Sesler kesilmiş, nefesler tutulmuştu. İşte bu zor anda üç ayrı oyuncunun birer basketi sıkılan Fenerbahçe hücumunu rahatlattı ve Bogdanoviç’siz bir çeyrek hasarsız atlatıldı. Bu oyuncular Udoh, Sloukasve Datome idi. Bu arada maçta gerek savunmada, gerekse ribauntlarda harikalar yaratan ve attığı çok yüksek yüzdeli dış şutlarla takıma büyük katkı sağlayan Kaliniç’i de ayrı bir köşeye oturtmak lazım. Yazınınbaşında söylenen olmuş Spanoulis’e takılan kelepçe açılmayınca Fenerbahçe çok iyi savunması ile rakibini hiç bir an maç kazanma potansiyeline sokmamış, buna mukabil Bogdanoviç etkili oyunu ile takımını şampiyonluğa taşımıştı.
Son çeyrek böyle stresli bir final maçı için beklenenin dışında çok rahat geçti. Hücumda bir türlü organize olamayan Olympiakos dakikalar ilerledikçe maçtan koptu. Bu devrede Antiç, Datome ve Bogdanoviç şampiyonluğa imza atacak bir oyun sergilediler. Turnuvanın MVP si seçilen Ekpe Udoh ve onun en büyük yardımcısı Vesely çember altı hakimiyetleri ile bu galibiyetin diğer önemli oyuncularıydı.
Evet, Türk Basketbolu yıllardır büyük bir sabırla beklediği şampiyonluk kupasını Türkiye’ye getirdi. Fenerbahçe Spor Kulübü bu işten büyük keyif aldı. Yıllardır futboldaki başarısızlıkların üstü bu güzel başarı ile örtüldü. Bunu sürdürmek isteyecektir Sarı Lacivertli camia. Doğuş ile yapılan sponsorluk anlaşması ile maddi desteği bulan Fenerbahçe bu işin peşini kolay kolay bırakmayacaktır. Bu bizi mutlu ediyor.
Peki bir tane bile Türk basketbolcunun yer almadığı bu başarılar Türk basketbolunu nasıl etkileyecektir? Yunan takımı Fenerbahçe’ye farklı yenildi ama 4-5 Yunanlı oyuncu sürekli oynuyor. Yarın bir gün iki ülke milli takımları karşılaşınca biz hangi oyuncularımızla bu takıma kafa tutacağız? Bugün iyi şeyler düşünme ve iyi şeyler yazma günü ama çevremde oturan herkes birbirlerine bu soruyu soruyorlardı. Basketbol ailesi diğer sporlara oranla daha çok iç sorunları ile yüzleşen bir camiadır. Başarılarla sevinelim, bize bu onuru yaşatanları kutlayalım ama yarın başımıza gelecek sorunlara da bugünden çözüm arayalım. Reçete var mı? Tabii ki var: Öncelikle basketbolcu yetiştirmekten çok ticarete dönüşen altyapılara el atılmalı. Sınırsız yabancı serbestisine son verilmelidir.





