17 Şubat 2026, Salı
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVPeriler Başımızın Tacı Oldu / İSMET BADEM

Periler Başımızın Tacı Oldu / İSMET BADEM

Az seçilen yol; sevgili basketbolseverler, elim tuşlara giderken çoğunlukla erkeklerin neler yaptıklarını, parkeden çembere giden yolda yaşananları sizlerle paylaşırım. Onların kazanma sevincini, kaybetme duygularını anlatır dururum. Beyin arşivimde neler varsa, nedense çoğunluğu erkeklerin basketbola olan tutkusu ile yoğrulur! Bayanları, pardon! Kadınları yazma uğraşım ise hep önemli galibiyetler ya da illa kupaların öykülerini dillendiririm.

Avrupa Şampiyonası sırasında oralara gidip emek veren gazeteci dostuma grup maçlarında: “Bizim kadınlarımızın basketbol ölçüsü ne boyutta?” diye sorduğumda arkadaş; “İyi başlamadık! Ama ülke olarak zoru severiz, dilerim elim gönlüm boş dönmez!” dedi.

“Yaşam daima zor ve acıyla doludur! İçinden neşe geçen anlar olsa bile! Acı veren şeyler öğreticidir. Bunca senedir parkelerde koşturan, takım maçlarında harika yaratan yine bizim kadınlarımız değil mi?”

Sadece kadınlarımızın fiziksel koşturması dışında onlara yol gösteren Turgay Demirel, Ali Özsoy, Jülide Sonat ve ekibinin “Yine onlar yaşam içinde, sorunlarla karşılaşıp onlara çözüm getirme sürecinde, cesaret ve bilgeliklerini kullanarak, akıl ve ruhsal ve zihinsel tekamülü sürecini nihayetlendirip, uzun bir yolculuk sonunda, hakları olan başarılara kement atmalarını sağladılar”

Ne düşünürseniz düşünün, Dünya ülkelerinin Milli Takımları Federasyonlarına aittir. Başarılarda alkış, mağlubiyetlerde yergi hep federasyonlara olur! İşte yıllardır basketbol ülkemizde büyük atak yapmış ve çıtayı çooook yukarılaraçıkarmışsa, en büyük pay federasyonundur. Alkışı fazlası ile hak etmiştir. Erkeklerde Avrupa ve Dünya organizasyonu ve bu müthiş başarılı organizasyonu süsleyen ikincilik onuru. 2014 Kadınlar Dünya Şampiyonası organizasyonunun şerefi artık Türkiye’nin. Daha önemlisi planlı programlı çalışmanın bedeli, kimsenin fark edemediği “Kadınların basketbolunun ne kadar geliştiğini “dünya aleme” kanıtladık” bu gurur Kadın Basketbolunun var olması için ter dökenlerin.

İşte Federasyon kadın basketbol emekçileri. Bir ömür boyu, karmakarışık zor bir süreci basite indirgeyip, yaşamın sorunlarını çözmelerini sağladıkları Milli Kadınlarımız, Jung’cu, Freud’cu, Adler’ci ekollere sığınmadan sadece ve sadece, disiplinsiz hiçbir şeye çözüm getiremeyeceklerini bilerek, biraz disiplin ile ancak bazı sorunları çözebiliriz, MUTLAK DİSİPLİN ile tüm sorunları çözebiliriz, diyerek yola çıktılar ve bugün bu topraklar üzerinde yaşayan her kim ola ummadığı başarı bir anda avuçlarımızın içine doğdu.

Daha çiçeği burnunda olan kadınlarımız, “Devşirme ülkesi Frensa’yı” geçen seneki şampiyonluk apoletine bakmadan uzattı, muzattı ama yerle bir etti! Boyundan büyük işler yapıp kariyeri finaller ve şampiyonluklar ile süslü Rusya’yı onca yorgunluğuna rağmen “Az daha” dedirtti! Buraya gelirken sıraya dizip yerle yeksan ettiği takımların her biri “ekol” ülkeler!

Meslek olarak basketbolu seçen kadınlarımız onlara sunulanları öylesine hak ederek mücadele ettiler ki, ribaundlardaki dengesizlik, itiş kakışta ya da top çalmada! İnanın hiç ezilmedik! Rakamların dili yalan söylemez ama sahaya yansıyan yüreğin, yarı beline geldiği halde ellerinden çalınan toplar, yaptırılan top kayıpları ve yerden yere atlamalar. İşte bunun için emekçi-yönetici-teknik ekip ve oyuncularımızı ailelerini ve onları bu seviyede tutan Kulüplerini kutluyoruz.
Benjamin Franklin: “Acı veren şeyler öğreticidir” bu nedenledir ki, akıllı insanlar sorunlardan korkmamayı, tam tersine sorunları hatta onların getirdiği acıları iyi karşılamayı, korkmadan acıları yok etmeyi öğrenmeliyiz. Bu düşünceler ile yoğrulan kadınlarımız “2014 yılına artık daha umutla bakmamızı sağladı, organizasyonun figüranı değil, (esas kadını) olmayı çoktan hak ettiler”

Bu kadar farkında olunmadan geldikleri dünyamızda “Hiç yalnız kalmayacaklar. Çünkü programın eseri olarak Dünyaya zirve imzası atacaklar”

Biliyor musunuz, kaptan ve en iyi beşin yıldızı Nevriye-Tuba-Birsel-Nevlin-Gülşah-Işıl-Şadiye-Bahar-Seda-Yasemin-Nuriye ve oynamasalar da aynı heyecanı yaşayan diğer oyuncularımız ve koç Ceyhun Yıldızoğlu ve ekibi sizler, sizlerin farkında olan federasyonun canıydınız. Artık hepimiz için: “KIYMETLİMİZSİNİZ”

Avrupa’nın en iyi ligine, en iyi ikinci Milli Takımına sahip bir ülkede onları yazabilecek ruha sahip olmanın gururu da bize düşüyor.

Elleri yanakları öpülesi kadınlarımız sizinle ne kadar gurur duysak azdır. Sizi seviyoruz. Daha ligin bitiminin ayak tozu ile, yorgun argın Avrupa’nın en büyük ikinci takımı olmak az şey mi? Ellerinize, kollarınıza, beyninize ve yüreğinize sağlık.

Sevgi gizemli bir kelimedir. “Şimdiye kadar hiç kimse sevgiyi doyum verici bir şekilde tanımlayamamıştır.” diyen felsefeci Dr.M.Scott Peck, “Sevgi bence: İnsanın kendisinin ve bir başkasının ruhsal gelişimini desteklemek amacı ile benliğini genişletme arzusudur.” demiş. Valla ben bilmem! Mr. Peck ne derse desin… Basketbolcu kocaman yürekli kadınlarımız, onlara duyduğumuz sevgi sayesinde, tüm milli duygularla yaşayan bizlerin ruhsal gelişimini desteklemek amacı ile benliğimiz çok ama çok gelişti.

Sözün sonu olur mu? Bugünlük olsun lütfen: Haydi kadınlarımız şimdi Olimpiyat olgusunu sindire sindire sizinle yaşamak istiyoruz. Aynı disiplin ile bunu da başaracağınıza inanıyorum – inanıyoruz.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler