Basketbolda tam 39 kez İstanbul'un kıskacına takılıp kalan şampiyonluk, 2 kez Bursa (Tofaş), 1 kez Ankara (Muhafızgücü) ve yine 2 kez de İzmir'e (Altınordu ve Karşıyaka) kısmet olmuş tarihte… Yani İzmir, Bursa ve Ankara ile birlikte İstanbul'un dokunulmazlığını delip şampiyonluk çıkaran, “parmakla gösterilecek” üç ilden biri… Ege'nin incisi 2. ve son şampiyonluğa Karşıyaka ile 1987'de Nadir Vekiloğlu'nun baş antrenörlüğü sırasında ulaşmıştı…
O günden bugüne köprünün altından çok sular aktı. Dengeler değişti, bütçeler devleşti belki ama Kaf Kaf tüm bu değişim rüzgarlarına karşın basketbol görgüsü, geleneği ve tabii ki ona gönülden bağlı “vefalı” sıradışı taraftar kitlesiyle istikrarından bir şey kaybetmedi. Yeşil-Kırmızılılar, F.Bahçe Ülker, Efes Pilsen, Galatasaray, Beşiktaş gibi bütçesi kendisinden çok üstün rakiplere karşı yıllardır büyük bir azimle sürdürdüğü yarışta şampiyonluk için iddialı olamasa da dengeleri değiştirebilen, zirveye giden yolda belirleyici takım olma özelliğini koruyor.
Kadrosundan yerli-yabancı birçok ismi Türk basketboluna kazandırmış olmanın ötesinde ne kadar kan kaybederse kaybetsin rakiplerinin karşısına yine “taş gibi” çıkmayı becerebiliyor Kaf Kaf… Beşiktaş Cola Turka'ya karşı aldıkları galibiyet işte bu yüzden hiç de “sürpriz” ya da “şaşırtıcı” değil… Evet, belki Aliağa ile Bornova kümede kalma yarışında can alıp can veriyorlar. Belki bu ikisinden biri İkinci Lig'in yolunu tutacak. Ancak tüm bu verilen dahi futboldaki “İzmir vahametini” örtüleyecek detaylar değil.
Spor Toto Süper Lig'de Buca'nın hali ortada… Bank Asya Ligi'ndeki Karşıyaka ve Altay bırakın zirve iddiasını, küme düşme hattının hemen üzerindeler. Bir tek Göztepe zirvede; o da 2. Lig'de!.. Kısacası sporda İzmir'in adı önce basketbol ile ardından da voleybolda Arkas ile anılıyor. Yani tüm Türkiye'deki örneklerinin aksine futbol artık bu şehirde 3. planda!..



