Kırk dakikanın böylesine “ıstırap” olduğu, takip ederken içimizin cız ettiği bir basketbol maçını uzun zamandır izlememiştik!..
Efes'in Moskova'da yokları oynadığı gecede açıkçası Beşiktaş ve Efes'in ardından Fenerbahçe Ülker de Top 16'nın ötesinin “hayal” olduğunu ıspatlarcasına berbat bir oyunla farklı kaybetti Barcelona'ya…
Aslında dün geceki oyun bir kayıptan da öteydi… Coachundan oyuncusuna “topyekün” bir boşvermişlik, izlemesi gerçekten sıkıntı veren bir vurdumduymazlık hüküm sürdü, durdu 40 dakika boyunca…
Savunma sertliği isteyen oyuna 5 yabancı ile girip Türkler'e olan güvensizliğine bu kez “tavan yaptıran” Pianigiani, sahada Bogdanovic haricinde “kaybetmeye dünden razı” isimleri kazanmaya çalışırken, kazanması gereken,özgüvenei dibe vuran Türk oyuncuları bu ıstırabı kenardan izlemeye mahkum etti.
Batiste, Andersen, Oğuz tel tel dökülürken, İlkan ve Kaya'nın yüzüne bakmayan, takımdaki en büyük sorun uzun pozisyonunda iken, oyun kurgusunda McCalebb sahada iken “felce uğrarken” kalkıp da “şutör transferi” yapan Pianigiani (ve bu duruma müdahale etmeyen idareciler) ortaya çıkan bu “feci” durumun baş sorumlusudur.
Batiste'i yaza yaza dilimizde tüy bitti, klavyemiz eskidi, ama gel de Pianigiani'ye anlat!.. Andersen ve Oğuz da ona eşlik edince, içeriye inen her top sayı oldu. Ribaund özürlü, sertliğin s'si ile alakası olmayan isimler sahada olurken, hemen her maç “kurtarıcı” rolündeki kısalar da sonunda bu maçta “felce” uğradı ve ortaya dünkü gibi “berbat” bir görüntü çıktı. Rakibin 34 ribaunduna 18'le karşılık verip, 23 asiste karşılık 12'de takılıp, blokta 5'e 1'le ezildiğin böyle bir maçta kazanmayı hayal bile etmek doğaya aykırıydı!..
Oyuncuların daha ısınırken yüzlerinde “kaybedeceğini” okuyabiliyorsanız eğer, sıkıntı çok büyük demektir!..
Grupta daha 13 maç var ancak ortada da dün iyice açığa çıkan, suratımıza tokat gibi vuran bir gerçek de var. Fenerbahçe'nin bu görüntüden sıyrılıp da Top 16'nın ötesine geçebilmesi için artık bir “sihirli değnek” gerek…



