Bu skandal dolayısıyla çok şey kaybettiğimizi görüyoruz. Hem oyuncular, hem takımlar.. Hem spor kulüpleri, hem de federasyonlar
Bu skandal dolayısıyla çok şey kaybettiğimizi görüyoruz. Hem oyuncular, hem takımlar..
Hem spor kulüpleri, hem de federasyonlar…
Taurasi’nin kontrolleri sonucunda ortaya çıkan “Doping Skandalı” ile ilgili olarak iki kişiyi dinledim.
İlki, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Uğur Erdener… İkincisi, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu.
Erdener, bilindiği üzere hem bilim adamı, hem de spor adamı. Uluslararası Okçuluk Federasyonu’nun Başkanı. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin üyesi. Oradaki tek Türk delege.
“Biraz bekliyorum” dedi. “Bu konuyla ilgili herkes gereği kadar konuştu, eleştirisini yaptı. Şu anda yurt dışındayım. Türkiye’ye dönüp pazartesi ya da salı basın toplantısı düzenleyeceğim. Elbette bizim de söyleyecek sözlerimiz olacak”.
Erdener’e bu bilimsel hatanın nasıl oluştuğunu sordum. Önce “Analiz yanlışı yok. Analiz doğru yapılmış”dedi, devam etti:”Teknik dökümanın yorumlanma eksikliği var. WADA ilkelerine göre ortaya çıkan tabloda iki şeyin kontrolü yapılır. Ya bu… ya şu… şeklinde… Laboratuarımız işin ya bu kısmını yapmış. Ya şu kısmını yapmamış. Bu bir insan hatasıdır. Kabul edilmez. Ama bu kadar da acımasız bakılmaz!”.
Erdener, Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin dünyadaki 35 merkezden biri olduğunu, WADA’nın 5 kez yurt dışından gönderdiği numunelerin beşinde de doğru analiz ederek doğru yorumlayıp lisans ve yetki aldığını sözlerine ekledi. “Bu testlerin hepsini de başarıyla gerçekleştirdi merkezimiz. Şimdi WADA’nın görüşünü de bekliyoruz. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim; laboratuarın kendi hatasını açıklaması da bir erdemdir!.”
Kimseye özür borcum yok
Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin başında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Nursabah Elif Başçı var. Konusunda önemli uzman. Bu olay ortaya koydu ki, hep birlikte “bilimsel bir kazanın” tanığıyız.
Doping skandalının birçok mağduru var. Ama en önemli kayıp, kabul edelim ki, Fenerbahçe’nin kaybı…
Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, dünkü basın toplantısında sorunu bilimsel ve hukuksal boyutlarıyla ortaya koyup taleplerini sıraladı. Hemen söylemeliyim ki üslubu, haklılığını pekiştirecek biçimde samimi ve sakindi. Başkan Aziz Yıldırım konuşsaydı, bu kadar sakin olmayabilir, farklı polemiklere yol açabilirdi. Bu anlamda, Fenerbahçe iletişim başarısı göstermiştir.
Gelelim Fenerbahçe karşıtlığıyla suçlanan köşe yazarı ve yorumculara. Mosturoğlu, gerekli hukuk yollarına başvuracaklarını söylüyor. Hiç gecikmeden gereği ne ise yapsınlar. Kendi adıma, “Bunun adı sidik yarışıdır. Sidik yarışının galibi olmaz!” diye bir yazı yazdım. Yazdıklarımın aynen arkasındayım. Yaptığım, bilime saygıyı hatırlatmaktı. Meseleyi kişisel almıyorum ama, yine de söyleyeyim; kimseye özür borcum yok.
Bu skandal dolayısıyla çok şey kaybettiğimizi görüyoruz. Hem oyuncular, hem takımlar.. Hem spor kulüpleri, hem de federasyonlar…
Evet, sidik yarışının galibi yok…
Spor da kaybetti, bilim de…
Yani Türkiye!





