Türkiye Basketbol İmparatorluğu Padişahı Turgay Demirel gazetecilerle konuşurken, Ender Arslan'ın “Milli Takım'ın başına Ergin Ataman'ın getirilmesi olumlu olur”sözlerine “Oyuncular tabii ki kendi işlerine bakmalılar, onlar sahada oyun oynayacaklar, yöneticiler de yöneticiliğini yapacak” diyerek tepki gösterdi.
Ender Arslan bir röportaj sırasında konuyla ilgili soruya“olumlu olur” cevabını verdiği için fırçayı yedi. Ender Arslan, “Benim fikrim yok” deyip silik bir kişilik mi sergilemeliydi, yoksa “Ergin Ataman olumsuz olur” mu demeliydi? Zannedersiniz ki, Ender Arslan oyuncu örgütü kurmuş, imparatorluğa milli takımın antrenörü konusunda baskı yapıyor.
Ender Arslan'ın sözlerinde haddini aşan bir ifade görmüyoruz. Bununla birlikte, Demirel'in “Herkes kendi işine yapmalı”, yani başkasının işlerine karışmamalı sözlerine ilkesel olarak biz de katılıyoruz…
O zaman, padişahımız da işini yapmalı, başkalarını federasyon işlerine karıştırmamalı ama kendisi de başkasının işine karışmamalı…
Yani… Federasyon seçimleri yapılırken, siyasetçileri karıştırmamalı, basketbolu yönetecekleri, basketbol camiasının seçmesini sağlamalı. (Seçim öncesi kimlerin, kimleri aradığının listesini veririm sonra…)
Yani… Bir kulüp bir antrenörle anlaşmışken, “Kusura bakma, federasyondan başkasının ismini verdiler” cevabı almamalı…
Yani… Milli Takım seçilirken antrenöre, “O oyuncu, şu menajerin oyuncusu. Onu unut” talimatı verilmemeli.
Yani Milli Takım Antrenörü'nün başında vıdı-vıdı yapan kankalar bulunmamalı, antrenör rahat bırakılmalı.
Yani… Kulüpler inin-inim inlerken ancak imparatorluğun korkusuyla ağzını açamazken, MHK'ye el atılmış olmalı…
Yani… Eğitim Kurulu'nu seçmek için 5 ay zaman kaybedileceğine çok daha önce işlerlik kazandırılmalı, Türk Basketbolu'nun en önemli biriminin faaliyete geçmesi için iki dudağın arasından çıkacak ferman beklenmemeli…
Yani… Kulüplerden parasını alamayan antrenörler-oyuncular, sağdan-soldan borç almak zorunda kalırken, bu konuya yasal bir çözüm getirilmeli, kulüpler mali disiplin içine alınmalı…
Yani… Türkiye milyonlarca dolarını yabancılara kaptırırken, yerli oyuncuların daha büyük roller alacağı lig düzenini kurulmalı.
Bana kızıyorsun. “Bir zamanlar beraber çalışmıştık, niye böyle yapıyor?”diye… Ama benim çalıştığım Turgay Demirel, padişah değildi ki! O zaman Türk Basketbolu için gerçekten çok güzel şeyler yapan demokrat bir Turgay Demirel vardı. O Turgay Demirel'e saygı duymamak mümkün değildi.
Sonrasında Cumhuriyet yıkıldı, Padişahlık dönemi başladı.
Yukarıdakiler sadece benim değil, çoğunluğun düşündüğü, “Başıma bir iş gelir”diye ancak yakın çevresi ile paylaşabildikleri… Ben onların sesiyim. Yani “Çok yaşa padişahım” diyenlere de çok güvenme…