Yazın gelmeye, baharın sonlanmaya çalıştığı günlerde önceden aldım haberi. Eşe, dosta duygulu, üzüntülü mesajlar gönderdim. İçime doğdu, doğmaz olaydı. Oturdum ağladım, neden dedim ? 'Neden O ?' dedim. Ya dedim; ''Bugünlerde kaybedersek, onu dedim 'Ankara'ya bile gidemem'. Yahu, nedenleri bence malum. Eski bir mahalle, takım arkadaşı aradı: 'Nur, neden böyle şeyler yazıyorsun ? Yoksa Tansev'i kayıp mı ettik ?''' diye sordu. 'Yoo' dedim, 'Neden kaybedelim. O tanıdığım en adam gibi adam' dedim.İşte sonra onu fiziki olarak gerçekten kaybettik. Onunla beraber de 'dürüstlük, adalet, özveri, çalışkanlık, takım ruhu, Atatürkçülük kavramları'' da aynı Nedret ağabey'de, Baba Özer'de, Baba Rüştü'de ve birçok diğerlerinde olduğu gibi Basketbolumuzdan tamamen uzaklaştı gibi.
Sizler çoğunuz onu tanımazsınız; keşke tanıyabilseydiniz, keşke bu yazıyı neden yazdığımı anlayabilseydiniz. Tansev, türünün son örneği idi. Benim tanıdığım sporu spor için yapan, basketbolu basketbol için oynayan, antrenörlüğü antrenör olduğu için yapan, işini, oyuncularını seven, kafasının ardında gösterdiğinden başka beklentisi olmayan bir kişilikti. Tansev'di yahu, anlatabiliyor muyum bilmem.
1944 yılında doğan, 1996 da profesörlük ünvanını alan, milli sporculuk, milli antrenörlük kavramlarını her şeyin üstünde tutan Zekiye'nin eşi, Burcu ve Ebru'nun babası, Tansev Ankara'dan başka şehir, Kolej'den de başka kulüp yok zannederdi.
Bu yazıyı tanımayanlar Tansev'i biraz tanısınlar, tanıyanlar hatıralarını tazelesinler ama herkes Dünya'da böyle insanlar da var, vardı desinler diye yazıyorum.
Tansev bu yazıyı değil, hakkında kitap yazılmayı hak eden bir kişilik idi. Aynen diğerleri gibi ama o iş beni aşar, ülkemde de öyle bir alışkanlık yok. Zaten kitap yazsan ne olur ? Kim okur ?
Tansev, adam gibi adamdı. Kolej veya Kolejlilerde oynamak, antrenörlük yapmak onun birinci hedefi, birinci sevgisi idi. O Kolej formasını giyip, ısınmaya çıkarken görecektiniz. Sanki Korgeneral üniforması giymiş de, ordunun önünde yürür gibi olurdu. Yenilmek onun kitabında yoktu ama yenmesini de bilirdi, yenilmesini de. Şimdilerde herkes yenmesini biliyor da, yenilmesini pek beceremiyorlar da !
Tansev aynı zamanda çok iyi bir yemek yiyici idi. İstanbul'u pek sevmese de, arada sırada gelir, uzun, maraton tipi yemek seansları yapardık. Ne diyebilirim, yapardık yaaaa, artık yapamayacağız.
Ben çok aziz, müstesna bir dostumu, ailesi dünyanın en güzel babasını, Dünya da da o güzel adamı kaybetti. Tanımayanlar, tanısın, tanıyanlar bir daha tanısın ama kimse kimseyi unutmasın diye yazdım. Haddimi aştıysam, sürçü lisan eylediysem affola.



