25 Ocak 2026, Pazar
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVŞok, şok, şok ve Dr.Nemeth / NUR GENCER

Şok, şok, şok ve Dr.Nemeth / NUR GENCER

Bir daha bundan sonraki yazıda şunu yazacağım, bunu yazacağım demeyeceğim, akıllandım. Bugün Dr. Lazzso Nemeth hikayesinin sonunu yazacağız ama öyle iki, üç haber aldım ki, hem şaşırdım, hem sevindim, hem üzüldüm, hem hayret ettim: Hatta küçük dilimi yuttum, şoka girdim, artık ne derseniz deyin…

Şok..Şok..Şok.
1. Bilgin Gökberk Milliyet Gazetesi'nde ayrılmış. Vah Milliyet'e vah. Spor sayfasında artık okunacak bir şey kalmamış. Mehmet Demirkol'u da beğenirim ama Bilgin'in yeri çok ayrıdır, zaten kendisi de aykırıdır. İnşallah adam “Köyün Delisi” patentini almış ve bunu Milliyet'e bırakmamıştır. Çünkü altını dolduramazlar, altlarına doldururlar.

Bilgin Gökberk bir fenomendir. Bir okuyan bir daha okur. Kimsenin yazmadığını, yazamadığını yazar. Bazen kendi penceresinden, bazen sizin pencerenizden, bazen köyün meydanında, bazen de editörün, kulüp, federasyon başkanının penceresinden, odasından. Doğru söyleyeyim, zordur anlamak Bilgin'i, herhalde Milliyet Spor'dakiler de onu anlayamadı.

Biz gençliğimizden beri fanatik Milliyet Spor okuyucusuyduk. Rahmetli Namık Sevik'den tutun, Baba Gündüz, Allah uzun ömür versin Yalçın Granit, gene rahmetli Değer Eraybar. Bunlar basketbolcu, voleybolcu, çok muhterem bir gazete ve spor servisiydi. Hatta Kral Metin Oktay dahi orada yazdı.

Artık kimse kusura bakmasın; benim için son kale de düştü, okumayacağım artık Milliyet Spor'u. Haddim değil ama başka bir gün daha geniş yazacağım Bilgin'i. Altın yere düşmekle sakıt olmaz, Zerdüşt palan vursan Eşek yine Eşek'tir. Kafayı yedim herhalde.

Şok..Şok…Şok…
2. Sayın Ruhat Mengi'nin programı yayından kaldırılmış. Al bir tane daha. Çok uzaktan, ta Altınoluk'dan tanırım Ruhat hanımı. Yazık TV'lerdeki en dürüst, neyin ne olduğunu anlatan  bir programdı. Yakışmadı doğrucu Davutlara, Sayın Yılmaz Özdil ve Sayın Uğur Dündar'a…

Şok…Şok…Şok…
3. Eğer değişmediyse Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı Sayın Esat Yılmaer TJK'ya yani kısaca At Yarışları Organizasyonu'na Basın Danışmanı olmuş. Hem sevindim, hem şaşırdım. Ben onu Basketbol Federasyonu'nun Basın Danışmanı zannediyordum ve görüşemiyorduk. Kendisini severim, bizim bölgeye girmiş oldu. Tay TV'deki programımda kendisini konuk etmek istiyorum. Eğer bana ulaşırsabilirse sevinirim.

İzlanda mucizesinin mimarı
Dr. Lazzso Nemeth'le  nasıl tanıştığımızı yazmıştım. Oldukça çarpıcı ve unutulmaz bir tanışma olmuştu. Biz hem Macar Chepel'ı, hem de Yugoslav Partizan'ı elemiştik. Tabii ki o beni, ben onu hiç unutmadık ve devamlı haberleştik. 1980'li yılların başıydı. Dr. Nemeth'den bir mektup aldım. Özetle iyi olduğunu, yeni bir kızının doğduğunu, artık Macaristan'da iş bulmanın zor olduğunu ve İzlanda Basketbol Federasyonu'ndan iş önerisi aldığını ve oraya gideceğini yazıyordu. Çok şaşırdım; ''Hayret orada basketbol var mıymış ?'' dedim. Nereden bilebilirdim ki, 2010 yılında İzlanda Basketbol Federasyonu Başkanının FIBA Avrupa Başkanlık yarışında bizim aslanımızın önünde birinci olacağını. Bilmeyen de seçim yarışına 15 kişi girdi zanneder. Adam iki kişilik yarışta ikinci oluyor. Sıkılmadan şimdi de sokak tabiriyle 'caz yapıyor', ah pardon o zaten Utanmaz Adam, ben de sokak çocuğu.

Bu Dr. Nemeth ilginç adamdır. Gitti İzlanda'ya, bana seri mektuplar gönderiyor; 'Yok 6 ay gündüz, 6 ay geceymiş, yok her yer bembeyazmış, yok arabasını kapıları açık şekilde şehrin meydanına bırakmış, üç gün kimse dokunmamış''. Böyle 6 ay geçti, artık gündüz oldu herhalde, bu sefer basketbol gündeme geldi. Top yok, pota yok, kapalı salon hiç yok, acaba buz salon olabilir miymiş. Takım yok, oyuncu yok, basketbolla ilgili hiç bir şey yok.

Sene işte diyelim, 1985. Herşey sıfır, biz 1980'de Balkan Şampiyonu olmuştuk. Bizde  de salon çok yoktu ama merhum Osman Solakoğlu vardı. O da zaten Basketbol demekti. FIBA vardı, Bora vardı, Albayımız vardı.

Neyse bu Dr. Nemeth bir misyoner gibi topsuz, salonsuz bu ülkeden, buz hokeyi oyuncularından, sahalarından, formalarından basketbol takımları, oyuncular, Milli Takım çıkardı. Artık Uluslarası turnuvalarda gözükmeye başlamışlardı. Daha sonra bu başarı ve çalışkanlığını gören İngiltere (United Kingdom) Federasyonu'ndan teklif aldı. Ardından İngiltere'ye göçtü, İngiliz Milli basketbol takımını çalıştırdı. Uzaktan izlediğim kadarıyla da başarılı oldu.

En sonunda da İzlanda'dan FIBA Avrupa Başkanı çıkardılar. Artık anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul, zurna az demek lazım. 2010'da Dünya Basketbol Şampiyonası yapmakla övünüyoruz. Bizimki de uzanamadığı ciğere mundar diyor, bindiği dalı kesiyor, bence onun artık bir beklentisi yok. Sanırım kaçma hazırlığı yapıyor. Var mısınız iddia'ya ?

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler