Galiba 90’lı yılların ortalarıydı… O dönem spor servisini Şansal Büyüka’nın yönettiği Kanal 6’da, prime-time’da başlayıp gece yarılarına, hatta sabahın ilk ışıklarına kadar süren “Ne olacak bu Fenerbahçe ’nin hali?” başlıklı tartışma programlarının yapıldığını hatırlıyorum. Stüdyoya konukların biri gelir, biri giderdi. Gelemeyenler de telefon hattının ucunda!
Genelde erken yatan Amerikalıları o kadar uzun saatler boyunca ekran karşısında tutmak mümkün değil ama, yine de şu sıralar her spor kanalında bir biçimde Los Angeles Lakers’ın yaşadığı krize değiniliyor. Stüdyodaki yorumcular, sezonluk ücret toplamı 100 milyon doları aşan bu süper kadronun, içine düştüğü çukurdan nasıl çıkabileceğine dair fikir cimnastiği yapmakla meşgul. Biliyorsunuz, ilk beş maçtan dördü kaybedilince koç Mike Brown kovuldu. “Geçici” koç Bickerstaff yönetiminde çıkılan sonraki beş maçtan dördü kazanıldı ve karamsarlık bulutları dağıldı. Ardından, tartışmalı biçimde (taraftar eski koç Phil Jackson’u istiyordu) takımın başına getirilen Mike D’Antoni göreve başladı. Şu ana dek onun bilançosu da hiç parlak değil: Dört galibiyet, dokuz yenilgi! Şampiyonluk iddiasıyla yola çıkan Lakers’ın, puan cetvelinde karşısında 9-14 yazıyor. Çıktığı on deplasmandan sadece iki galibiyetle dönebilmiş takım, Batı’da 12. sırada…
Howard’ın hayaleti
Daha da kötüsü, Lakers’ın sergilediği oyunun da hiçbir ışık vermemesi. Sahada kimin ne yaptığı belli değil. Savunma yolgeçen hanı… Hücumda inanılmaz top kayıpları yapıyorlar… Kobe Bryant çok sayıda şut kullanarak gemisini kurtarmaya çalışıyor ama o 30’lu sayılara ulaşırken, diğerlerinden hiçbir katkı gelmiyor. Takımın toplam enerjisi çok düşük. Bu da büyük ölçüde inançsızlığın göstergesi.
20 sayıdan gelse de…
Perşembe gecesi, New York karşısında bir ara 20 sayı geriye düştüler. Yazın dünyanın parasını ödeyip aldıkları pivot Dwight Howard, hayalet gibiydi. Aslında Howard’ın da kabahati yok. Adamcağız, etkili olduğu yerlerde topla buluşturulamıyor ki! Takım, koç D’Antoni’nin istediği yüksek tempolara çıkınca, top kayıpları artıyor, geri koşmak sorun oluyor. Tempo düşünce, hücumda pas ritmi tutturulamıyor, savunmalar Kobe’yi ikili sıkıştırmalarla bunaltıyor. Yedekler, baba torpiliyle takıma katılmış zengin çocukları gibi; topu alıp yanındaki adama vermekten bile aciz. İçlerinde bir tek Devin Ebanks mücadele ediyor. Bunca olumsuzluğa karşın, Carmelo Anthony sakatlanıp çıktıktan sonra (o ana kadar 23 dakikada 30 sayı üretmişti) ikinci yarıda Lakers geri gelmeyi başardı. Farkı altı sayıya kadar çektiler ama daha ötesi olmadı.
Yıllar yorgun, ben yorgun
New York yenilgisi, kafaları iyice karıştırdı. O maça kadar çoğu yorumcu, Steve Nash ile Pau Gasol’ün sakatlıklarına dikkat çekerek, “Bu takım şu anda oyun kurucusuz oynuyor. Nash gelince rahatlayacaklar. Yüksek tempoda pek çok rahat basket bulacaklar” diyordu. Ama Madison Square Garden’da görüldü ki, Howard ve Metta World Peace gibi oyuncular tam tersine, düşük tempolu yarı saha oyununda daha etkili. Şimdi koç D’Antoni’nin başının üzerinde asılı duran soru şu: Sakatlar iyileşip, takım tamam olunca, geçmişte kendisini Phoenix’te başarıya taşıyan hızlı oyunu mu tercih edecek, yoksa eldeki malzemeye göre farklı bir tarz yaratmaya mı çalışacak? Bir yandan sezonun tüm hızıyla akıp gidiyor olması, bir yandan Lakers’ın sıralamada bulunduğu yer ve bundan dolayı homurdanan Los Angeles medyası… Koçun omuzlarındaki baskı büyük.
Takımda kimyanın pek iyi olmadığını da oyuncuların beden dilinden ve yüz ifadelerinden anlamak mümkün. Geçen gün Kobe Bryant, ESPN’e verdiği özel röportajda “34 yaşındasın ve ligde 17. sezonun. Ne zaman bırakmayı düşünüyorsun?” sorusuna “Kontratım gelecek yılın sonunda bitiyor. O zaman düşünebilirim” cevabını verdi. Bu sözcüklerin ardına saklanmış gerçek düşüncesi, “Bu takımla kazanmaya başlar ve iyi yerlere gelebilirsek devam etmeyi düşünebilirim. Fakat öyle bir ışık göremezsem kendimi çok da zorlayamam” gibiydi sanki…
Nash 38 yaşında… Kobe 34 ama kaslarının her lifinde 17 sezonun ağırlığı var… Los Angeles’ta saatin tiktakları diğer şehirlere nazaran daha yüksek perdeden duyuluyor. “Gasol iyileşince takas edilecek” söylentileri giderek yoğunlaşıyor. Onun yerine Atlanta’dan Josh Smith’i öneren de var, Minnesota’dan Kevin Love’ı yakıştıran da… Bu koşullarda hem rakiplere, hem zamana karşı mücadele ederek soruna bir an önce çözüm bulması gereken D’Antoni, daha önce çalıştığı New York’tan yoğun baskıyı kaldıramadığı için ayrılmak durumunda kalmış bir koç… Kariyerinde hiç NBA şampiyonluğu yok. Taraftar şampiyonluk istiyor, basketbol âlemi haziran ayında finalde LeBron ile Kobe’nin karşılaşmasını arzuluyor. Ve Lakers gemisi nereye gidiyor, belli değil.





