Maç öncesi saptamalarımı sondan başlayarak değerlendirelim…
beşinci ve en önemlisi Pondexter'i durdurmanın zorluğu ile ilgiliydi ve bu 'Tek Gerçek' maçın ve şampiyonluğun kimin olacağını belirledi.
Dördüncüsü… Galatasaray tarafı Fowles yerine Alba'yı tercih edince Fenerbahçe'den Matoviç 20 sayıyla yıldızlaştı. Bu hususu “Matoviç'i Nevriye durduramaz ama Fowles durdurabilir” diyerek açıklamıştım.
Üçüncü husus antrenörlerdi… Fenerbahçe kenar yönetiminin tüm play off maçlarında yaptığı en doğru seçimi yaparak eski fiziksel gücünden uzak olan Nevriyeyi onu en iyi tanıyan Yasemin'le savunması oldu. Ancak maçın en önemli anında molayı Birsel'in alması büyük bir eksi olarak hafızalara kazındı. Galatasaray kenar yönetimi ise son üç yıldır müthiş uyum içinde pick and roll oynayan Işıl-Fowles tercihinden vazgeçmesi ile içerden buldukları sayıları çok aradılar.
İkincisi… Son yıllardaki Türk oyun kurucuların üstünlüğü, yerini yabancı oyuncuların üstünlüğüne bırakması oldu. Artık oyun kurucu yerine forvet pozisyonunda oynayan Türk oyunculara yönelmek daha doğru bir tercih gibi gözüküyor. (Şaziye İvegin, Dilek Akıncılar, Pınar Demirok gibi) çünkü oyun kurucuları ABD'li olan takımların sayıları artmakta ve bu takımlar üstünlük sağlamakta. Forvet pozisyonunda bu fark daha kolay tolere edilebilir gibi gözükmekte.
Birinci konu ise seyircilerin doymuş olduğunu belirterek salonun boş kaldığını belirtmiştim. Ancak bu maç sonunda kazanılması muhtemel olan kupa beklentisi salonun ilk kez bu kadar dolmasını sağladı….
Sonuç olarak bir sezon daha sona erdi.Bu maçtan sonra yapılan röportajlarda Pondexter'in Türkçe olarak 'Allah' diyerek ilk önce O'na teşekkür etmesi hafızalardan çıkmayacaktır. Son olarak Türk oyuncular arasında önemli katkı sağlayan Bahar Çağlar'ın yokluğunun da Galatasaray adına çok önemli bir kayıp olduğunu belirtmek isterim.
Böyle olaysız finallerde görüşmek dileğiyle, iyi haftalar…





