Fenerbahçe BEKO, 6 maçlık galibiyet serisinin sonlandığı iki gün önceki Panathinaikos yenilgisi sonrası ‘kırılma yaşar mı?’ sorusunun yanıtını Milano deplasmanında elde ettiği görkemli galibiyetle verdi.
Üst üste Panathinaikos ve Real Madrid gibi iki dev rakibi yenmiş bir takım olarak karşısına çıkan Milano’ya, 40 dakika boyunca dizginleri elinde tutarak nefes dahi aldırmayan Sarı-Lacivertliler, saha içindeki dinamizmi kadar karakter açısından da artık ‘kalp kıran yenilgilerden’ etkilenmeyecek kadar güçlü olduğunu da ispatlamış oldu.
Monaco’ya karşı kazanırken, Panathinaikos’a da kaybederken Kanarya’nın en çok baş ağrıtan yönü top kayıplarıydı. PAO karşısında bu olumsuz detayda 22’yi gören Sarı-Lacivertli takım dün İtalya’da bunu yarıya çekerek hem kendisine ‘el freni’ etkisi yaratan hem de rakiplerine kolay sayı üretme imkanı veren bu ‘kamburdan’ biraz olsun sıyrılmayı başardı.
Sıkıntılara, eksiklere kendi içinde çözüm üretme konusunda da çığır açmaya devam ediyor Fenerbahçe… Saras, son dönemde Melli ve Birch’ün ‘yıpranma payını’ hem de Jantunen’inyokluğunda takımdaki diğer unsurlara bölüştürüp, onların sahada daha diri kalmasını sağlayıp takımın savunma sertliği ve dinamizmini kırılma anlarında da yukarıda tutmayı başarıyor. Tabii dün de takım kısaldığında ağırlıklı Colson’unuzun forvete geçtiği anlarda sağladığı verim, Bacott’un artık switchlerde karşısındaki kısaya en azından kolay geçilmemesi ya da nerede ne zaman faul yapacağını öğrenmesi de bu lüksü Saras’a sunan faktörlerdi.
Yine, düne kadar takımın ‘en zayıf halkası olan’, bir türlü devreye giremediği için eleştirdiğimiz Boston Jr, nihayet beklenen patlamayı Milano deplasmanında yaptı… ABD’li şutörün ‘takım düzeni içinde’, sadece hücumda pozisyon alma, yaratma değil, savunmada da doğru zamanda doğru yerde durma konusunda kendi içinde o beklenen ‘zihinsel devrimi’ gerçekleştirebildiğini görmek güzeldi. 17 dakikada 11 sayı, 1 ribaund, 1 asistle çift haneli (11) verimlilik puanını yakalarken, Milano’nun geri gelme çabalarını boşa çıkaran isimlerden biri oldu. Dileriz bu, O’nun için de bir başlangıç olur.
Horton Tucker, dün Tarık ve Colson’la birlikte Sarı-Lacivertli takımın hücumdaki üretkenliğini yukarı çeken üç isimden biriydi. Artık Fenerbahçe’nin, tüm rakiplerinin korkulu rüyası haline gelen bir ‘buldozere’ sahip olduğunu söylemek mümkün… O’nu savunmak için getirilen yardımları asistlecezalandırma becerisini – ki dün bunu örnekleyen birkaç hamlesi oldu – yukarı çektiğinde takımına daha çok artı değer katabilir… Colson’ın da özellikle son çeyrekte Milano’nun tüm direncini kıran inanılmaz üçlüklerdeki soğukkanlılığı ve özgüveni müthişti.
Bakmayın ‘kağıt üzerindeki’ 0 sayı ve -2 verimlilik puanına… Kem Birch, hiç şut kullanmadan, 2 ribaund alarak maçı bitirdi görünse de savunmaya verdiği enerji ve caydırıcılıkta yine üst düzey iş çıkardı. Sanırım istatistik uzmanları, O’nun sayesinde bu ‘görünmez’ katkı için istatistik kağıdında yeni bir hane açmak zorunda kalacak yakın zamanda!.. Melli mi, yine bildiğiniz gibiydi… Basketbol bilgisi, donanımı, yeteneklerinin önüne geçmiş bir uzun O… Her geçen gün daha iyiye yönelmesi, onca maç trafiğine aldığı yığınla dakikaya karşın seviyeyi koruması gerçekten takdir edilesi… O’nu izlemek büyük keyif; yürüyedur Porfesör!..




Kaleminize sağlık.
Icimizin yaglari eridi, her kelimenin altina imza atmak gorevimizdir.