Aşkı yaşamak, aşk içinde olmak! Yaşamı yaşadığı aşka adamak… Hiç kaybetmeden, unutmadan, hiç kalbinden silmeden aşkı yaşamının her anına yaymak… Kızdığı, küstüğü, darıldığı anlarda mutlaka onu affedecek bir yolunu bulduğu tek aşk… İşte yukarıda tanımlamaya çalıştığım ‘AŞK’ renkler arasında dans eden duygu denizidir.
Sevgiyi ‘aşk’ ile harmanlayıp, nesillerden nesillere miras bırakılan ailelerin kim bilir, kaçıncı evlatları omuzladıkları ‘sevgi bayrağını’ tribünlerde yaşatıyor. Bu aşk bazen öyle bir hale geliyor ki gerek sözlü, gerekse eylemsel tatsızlıklar her şeyin önüne geçiyor! Tatsızlıklar yaratanların ülkede yarattığı huzursuzluk nedeniyle Meclis sağlıklı ve mutlu spor yapmak için yeni yasaların peşinde!
Bazen çıksa da asla uygulanmayacak, uygulanamayacak yasalarla, “Acaba işin ucu iyice kaçar mı” Diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Çünkü spor mahkemeleri olmadan çıkan yasaları mevcut düzende, hangi mahkemeler uygulayacak?
Şimdi bunların hepsini biraz donduralım! Akşama dönelim. Yıllardır erkek basketbolunu pas geçen Galatasaray Cafe Crown bu sezon her şeye yepyeni ve yeniden başlamaya karar verdi. Evet; geçmişte yabancı oyuncu enflasyonu yaşanan Cim-Bom’da her sene gelenler, sonra gidenler, tekrar gelenler ile zaman kaybına son denerek direksiyona Koç Oktay Mahmuti geçirildi.
Koç Oktay: Geçmiş deneyimlerini milyonlarca taraftarı olan Galatasaray C.C’da özlenen güzellikleri yaşamak için bütçeye uygun başarıya susamış oyuncuları bir araya getirdi. Fırtına gibi girdiği sezonda, rakiplerine şans tanımadı. Veee ezeli rakip, ebedi dost Fenerbahçe Ülker ile yılların basketbol mabedi Abdi İpekçi Spor Salonu’nda ilk randevuya çıktı. Bu maç çok önemliydi. Çünkü Oktay hoca oluşturduğu kadro ile bakalım göreceli olsa da liderliği ele geçirecek miydi?
Tutku Açık: Ülker patentli Tutku, yıllardır Ankara’da dirsek çürüttükten sonra Galatasaray C.C’a gelerek hangi çizgide olduğunu ispatlama şansı buldu. Sahanın yıldızıydı. Eğer Galatasaray bu maçı kazandı ise ilk saniyeden, bitiş düdüğüne kadar Tutku’nun büyük emeği var. 12 hayati sayı, 6 ribaund ve 7 asist maçın en can alıcı istatistiklerindendi!
Shumpert: Sakatlıklar, vatandaşlık sıkıntıları derken, derin bir nefes aldığı dönemde ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu ispat etme şansı oldu. Shumpert 16 sayı attı ama 67 sayı ile biten bir maçta bu sayının önemini bilen bilir!
Rancik: Olması gereken yerlerde olup, kritik 11 sayı takımının galibiyetinde büyük rol aldı.
Shipp: Sakatlıklardan kurtulup derin bir oh çekip, Galatasaray C.C. için ne kadar önemli oyuncu olduğunu ispatladı. 11 sayı 8 ribaund önemli istatistik. 50 sayıyı dört kişi atıp, geri kalan 17 sayıyı diğer oyuncular paylaştı. Galatasaray C.C’un sahaya koyduğu basketbol tipik Oktay Mahmuti yansımasıydı. Galatasaray C.C’un ağırlığını hissettirmesi basketbolumuza büyük renk katacak.
Fenerbahçe Ülker’e gelince; Ukic: Oyun kurucu olarak çok yalnız kaldı. Tek başına takımı nereye kadar sırtlayacaktı! Greer ve Preldzic onun yerini dolduramadı. Oyun kurucu pozisyonu aksayınca, Galatasaray C.C. savunmasını aşmak kolay olmadı. Ömer Onan’ın 16, Oğuz’un 14 sayılık çift haneli sayıları dışında diğer oyuncular potayı göremeyince Fenerbahçe Ülker maçı kaybetti. Lavrinovic, Tomas, Preldzic, Greer, Kinsey ve Mirsad bekleneni veremeyince sezon başından itibaren rakiplerine nefes aldırmayan Fenerbahçe Ülker geceyi yenilgi ile noktaladı. Zaten 67-56’lık skor atmaktan çok attırmamak üzerine kurul bir maçın izdüşümünü izledik.





