EUROLİG’DE aldığı sonuçlar nedeniyle biri moralli diğeri oldukça moralsiz günler geçiren 2 takımı karşı karşıya getirdi derbi . Öngörüler çerçevesinde; F.Bahçe’nin kötü oyun ve sonuçları telafisi adına, taraftarı önünde G.Saray’ı yenmekten daha iyi bir motivasyon kaynağı olamayacağı netti. Sarı-kırmızılılar içinse, yorucu bir deplasman olmasına karşın çok kıymetli bir galibiyet almış olmanın morali sahaya yansıyacak düşüncesi vardı. Fakat başından sonuna tahminlerin uzağında bir derbi izledik.
OYNANDIĞI saat itibariyle katılım az olunca, alışılmış derbilerden uzak başlayan maç, sahadaki mücadele itibariyle de her zamanki rekabetin uzağında kaldı.
İLK çeyrekte sarı-lacivertlilerin hücümlarına yanıt vermekte zorlanıp 8 sayı geriye düşen konuk ekip, Domercant’in oyuna girip art arda bulduğu sayılarla 17-17’lik dengeyi bulmayı başardı. Ancak maçın büyük ölçüde kaderini belirleyen 2. çeyrekte yalnızca 8 sayı bulan Cimbom, oyunun kontrolünü tamamiyle rakibe verdi. F.Bahçe süre alan her oyuncusunun ekstra motivasyon ve katkı verdiği bu bölümde bulduğu 25 sayıyla devreyi 42-25’lik skorla tamamladı.
SORUN PARA DEĞİL!
F.BAHÇE 6-0’lık seriyle 2. yarıya da iyi başlayan taraftı. Rakibine direnç gösteremeyen sarı-kırmızılılar, en çok ihtiyaç duyduğu 2 oyuncusu Arroyo ve Ender’den de beklediği katkıyı alamadı. Pota altında Oğuz ve Zoric’in etkili performansıyla rakibine istünlük kuran Kanarya, 3. çeyreği de 61-37’yle geçti. Fazla şans bulamayan oyuncuların sahne aldığı son çeyreğin ardından 77-52 gibi farkla sahadan galip ayrılan F.Bahçe, Milano yenilgisiyle üzdüğü taraftarını güldürdü.
MAÇ boyunca G.Saray’da Sinan dışında hiçbir oyuncunun konsantre görüntü çizmemesi aklıma ‘Ödeme problemlerinden mi kaynaklanıyor’ sorusunu getirdi. Ancak öğrendiğim kadarıyla birikmiş alacakları maç öncesinde yatırılan oyuncuların kötü performanslarının sebebi bu da değil. Zorlu bir deplasman galibiyetinin rehaveti olsa gerek.



