Savunma dedik, Tanjevic dedik, takım oyunu dedik, biz iyi takımız dedik ! Dün akşam Fransa karşısında maça oldukça tedirgin çıktık. Halbuki nerdeyse tarihimizin en iyi faul yüzdesi ile oynadık ! Çok iyi oynayan “Hidayet Türkoğlu” sahadaydı. “Kerem Tunçeri “ “Ömer Onan” savunması ile giderek büyüdüler ! Giren çıkan herkes aslında iyi günündeydi millilerimiz diyebiliriz.
Rakibin baskısı altıda hücum sahasına gelip neredeyse bütün maçı disiplinsiz serbest oynadık. Bir mola sonrası çok yavaş birkaç set hücumu, biraz hareketlenmeyi çok zorlanarak yapabildik. Hareketsiz çok sabittik. Bu durum beni endişelendirdi. Allah’dan rakip oyun kurucular bomba idi. Topları devamlı bahçeye kaçırdılar. Fransa’yı çok acemi, korkak, basketbola benzemeyen tarzları ile beğenmedim.
Bizim baskılı zone savunmaya iyi çalışmışlar ! ! ! SBS sınavında gibiydiler. Çembere bakmadan kendi tarzlarının dışında yavaş oynadılar. Maçın sonu geldi hala uykuda idiler. Aslında iyi de uyuttuk. Hızlı pasları, yere sektirerek pas haline geçmişti. Ondan fazla ayakla müdahale yaptık. Çok kötü gördüm Fransa’yı.
Fransız Milli takım geçen seneki coach adayı “Erman Kunter”’ den de etkilenmişe benziyordu. Fransız coach “Vincent Collet” yenilmez takımımızı ve seyircimizi görünce daha da korkmuş. Korkak oynatmayı bırakın, hemen bütün sayılarını hızlı hücumlardan atan takımını dizginleyip yok etmişti. Koca “Fransa” rezil oldu !
Bizim inancımız, hücumda basketbolcularımızın gününde olmaları, iyi savunmamız (1. Yarı biraz teklese de) fazlasıyla maçı alıp işi bitirmemize yetti.
Yukarıda da bahsettiğim gib, rakip baskısı altında yarı sahayı geçtikten sonra durağan sabit oyunumuz beni tedirgin etti. Zira hareket etmek bir alışkanlıktır. Bundan sonra geliştirmek de imkansızdır. Umarım bir maçlık çeyrek final stresidir. Sabit oynayıp top elindeki e yapacak diye seyredersek, rakibin çember altı ve ters taraf yardımları işimizi zorlaştıracaktır.





