Basketbolda en büyük hata doğru yaptıklarından vazgeçip istikrarını kaybetmektir. Ligimizin iki 'Avrupalı'sının dev mücadelesinde ilk yarıda daha kontrollü oynayıp hemen her topu içeri indirerek Fenerbahçe Ülker'e üstünlük sağlamayı başaran Efes Pilsen, 3. çeyrekte bu disiplinden uzaklaşıp 'maçı kopartayım' düşüncesiyle dış atışlara yönelince 'kendi ipini' çekmiş oldu. İki takımın da oyun kurgusu aslında birbirine benziyordu. İyi savunmayı planlamışlar ve skoru da çember altından üretmeyi düşünmüşlerdi. İlk iki çeyrekte Efes Pilsen bu düşüncesini neredeyse eksiksiz uygulayıp zaman zaman dış atışlarda çare arayan Fenerbahçe'ye üstünlük sağlamayı bildi. Bu bölümde çember altında daha etkili oyuncuları olan Fenerbahçe'nin savunma zaafı da ortaya çıkınca Efes Pilsen, Rakocevic ve 'iki Kerem'le oyunun direksiyonunu elinde tuttu. Ancak Efes Pilsen takımının herkesce bilinen '3. çeyrek sendromu' kontrolün Fenerbahçe Ülker'e geçmesine neden oldu. Bu çeyrekte sertleşen Fenerbahçe savunmasına hücum etmekte zorlanan Lacivert-Beyazlılar, sorumsuz atışlara yönelince uyuyan devi uyandırdı. Ukic'in yönetiminde dış atış tutkusundan vazgeçen Sarı-Lacivertli ekip, çember altını dağıtan Oğuz'u sürekli topla buluşturunca oyunun kilidini çözmüş oldu. Tabii bu arada ülkemize geldiğinden beri en iyi performansını sergileyen Marko Tomas'ı da unutmayalım. Bu çeyrekte Efes Pilsen'i 8 sayıda tutan Fenerbahçe, oyunun sonunda rakibinin düştüğü hatayı tekrarlayınca az kalsın Efes'i maça ortak ediyordu. Ancak tüm oyuncularından daha fazla verim alan, daha organize olan Fenerbahçe, sadece Kerem Tunçeri ile direnen Efes'e bu şansı tanımadı. Bu arada yeni transfer Jasikevicius'un da yaptığı asistlerle Fenerbahçe'ye bir ivme getireceğini ve oyun kurucu pozisyonunu rahatlatacağını söyleyelim. Söz Jasikevicius'tan açılmışken, Efes Pilsen'in bu oyuncunun lisansına yaptığı itirazın sportmenliğe çok yakışmayacağını söyleyelim. İddialı bir takım bir çeyrekte 8 sayıda kalıyorsa suçu öncelikle kendisinde aramalıdır.





