Fenerbahçe BEKO, her ne kadar ilk 2 maçta ‘kolaymış gibi’gösterse de Kaunas atmosferinde ‘hiç de kolay olmayan’ iki maç sonunda hak ettiği yere, Euroleague basketbolunun en üst seviyesi olan Final-Four’a yükselmeyi başardı.
Sarunas Jasikevicius ile üst üste üçüncü kez, son 12 yılda ise 8. kez bu gururu yaşadı ve hem taraftarlarına hem de Türk basketboluna yaşattı Sarı-Lacivertliler…
Çıtayı çok yukarı koymak elbette büyük düşünmeyi gerektirir… Ama oralarda sürekli olmak, hep kupayı kovalamak her babayiğidin harcı değil… İşte Fenerbahçe BEKO, ‘zor olanı gerçekleştirmeyi misyon edinmiş’ bir kulüp olarak Kaunas’ta bir kez daha Final-Four biletini cebine koydu.
Evet, hiç de kolay olmadı. Sezonu beşinci sırada bitiren, inadı ve kaliteli oyuncu grubu ile üst seviye bir rakipti ZalgirisKaunas… Üstelik, Zalgirio Arena’da normal sezonda dahi her maçını 15 bin 500 seyirci önünde ‘kapalı gişe’ oynayan, son derece gürültülü ve özellikle de kritik maçlarda ‘işitme kaybına’ yol açabilecek bir desibele ulaşan tezahürat kabiliyetine ve sürekliliğine sahip bir takımdı.
19 sayıdan kaybedilen ilk maçın etkisi de Sarı-Lacivertli takım üzerinde baskı unsuru olmuş gibi görünüyordu ki bu da performansa doğrudan etki etmiş, Sarı-Lacivertliler, belki de serinin en kötü maçını çıkarıyordu… Eksik olmayan, daha doğrusu eksik kalması mümkün olmayan en önemli şey ise kazanmaya olan inançtı.
Bu kez daha ‘kafa kafaya’ bir oyun izledik, neredeyse başından sonuna kadar… İlk yarıda savunmada istediği seviyede olmasa da hücumda 47 sayıya ulaşabilen, bu alandaki konforunu sürdüren bir Fenerbahçe BEKO vardı. Fakat üçüncü periyotta Zalgiris’in, beklendiği gibi savunma direncini yukarı çekmesiyle birlikte hücumdaki akışkanlığını kaybetti Kanarya… Tubelis ve Francisco’nun da devreye girmesiyle 12-3’lük seriyle momentumu ele geçirdiler. Birchve Horton-Tucker’la oyuna tutundu Fenerbahçe…
Son periyotta da işler yolunda gitmiyordu ama savaşmaya,i en azından savunma ile maçın kopmasına izin vermeden rakibi takibe devam ediyordu Sarı-Lacivertliler… Zalgiris’in direnci kırma girişimleri önce Tarık’ın, ardından da Baldwin’inüçlükleriyle püskürtülürken, maçın tartışmasız yıldızı ‘34’lük delikanlı Birch’ devredeydi. O da Baldwin’le birlikte kırılma anlarına damga vurdu. Baldwin’in 1.8 saniye kala zor pozisyonda bulduğu müthiş basketle uzatmaya gidildi.
Kötü günde böyle bir maçı kazanabilmek adına yeni bir 5 dakikalık şans bulan Kanarya, bu kez gerekeni yaptı. Melli’ninüçlüğü ile işaret fişeğini atan Fener, Birch ve HortonTucker’la 10-3’lük seriyle maçı dönüşü olmayan yola soktu nihayet… Ve bu 2 dakikalık eforun artısıyla maçı kapatmayı da başardı.
Dün takımda iyi-kötü gününde olan her oyuncunun ortak paydası ‘taşın altına elini sokmak’ oldu. Bazıları, mesela Kem Birch, Horton-Tucker ve Baldwin öne çıktı. Özellikle 34’lük Birch’ün 34 dakikaya 21 sayı, 13 ribaund, 1 top çalma ve 2 blokla 31 verimlilik yayması olağanüstüydü. Normalde savunmaya enerji katması, ribaund katkısı ile sivrilen Birch’ünkadere direk etki eden bu performansı alkışı fazlasıyla hak ediyor… HT, Baldwin ve Melli de yetenek ve deneyimin harmanlandığı Fenerbahçe BEKO gerçeğinin bir kez daha açığa çıkmasını sağladılar.
Ve Fenerbahçe BEKO, üst üste 3. kez ve hem de son şampiyon unvanıyla bir kez daha Avrupa’nın en prestijliorganizasyonu F4’te boy gösterecek… Elbette kolay değil… Ama imkansız da değil… Karşısına çıkacak ilk rakip Olympiakos da sezonu ilk sırada bitiren, şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri ve de ev sahibi Yunanistan’ın temsilcisi… Öncelikle onları devre dışı bırakmak gerekecek… Öyle ya da böyle BackToBack yapmak için iyi bir fırsat, iki tane 40 dakika var Fenerbahçe BEKO’nun önünde… Dileriz her şey yolunda gider ve kupa yine ‘Dünya’nın En güzel Takımı’nın’ ellerinde yükselir…





