GÜNÜN kader belirleyen maçında hayırlara vesile olur dualarıyla hepimiz “İngiliz” olduk.
Öldük öldük dirildik Polonya-Büyük Britanya maçında. Archibald’ın da katılımıyla “Polonya nasıl yenilir” dersi vererek bize omuz verdiler. El yordamıyla, üçlü averaj avantajıyla kendimizi ilk 12’ye attık. Eve dönmeye ramak kalmışken, Vilnius’a yeniden doğmuş gibi gitme haberi hoş oldu.
“Sakın ha”, “aman ha”ya dönüştü ve katiyen olmamaya çalıştığımız grup üçüncülüğünün buruk mutluluğuyla çıktık Boğalar’ın karşısına… Gruptan beraber yükseldiğimiz İspanya ve Litvanya ile oynadığımız maçların neticelerini, Fransa, Almanya ve Sırbistan ile karşılaşacağımız 2. tura taşıyacağımız için, dünkü karşılaşma büyük önem taşıyordu. Yeni grupta da aynı kural geçerli; dördüncü olursan diğer grubun birincisiyle oynuyorsun. İki mağlubiyetle gidersen çok zor bir hedef haline geliyor. Dolayısıyla bu maç grubumuzun son maçı değil, yeni grubun ilk maçıydı aslında.
Yine tek uzunla başladık
İspanyolların yarısı olan Pau Gasol’un sakatlığından yok olduğu maça gene tek uzunlu başladık. Kardeş Marc Gasol ve İbaka karşısında hücum ve savunmada dengesizlik yaşadığımız ilk çeyreği 19-10 geride kapadık. Peş peşe attığı üçlüklerle “ben bu takımın esas oğlanıyım” diye bas bas bağıran Emir Preldzic’in 11 sayılık mükemmel katkısıyla ve Hido’nunda ağırlık koymasıyla ilk yarıyı, oyundan kopmadan 38-35 geride kapadık. Tüm istatistiklerde ve oyunda denge kurmayı başaran devler, buradaki en DEV gibi maçlarını oynarken yeniden doğuş/reenkarnasyon sinyalleri verdi.
Emir demiri kesti
Yeni dev Emir sazı çalmaya devam ederken ona takım halinde savunma katkısı verdik. Faul sayıları yükselen İspanyollar biz kez daha “hiçbir şeyden çekmediler Türklerden çektikleri kadar.” 57-49 önde girdikleri son çeyrekte biz 16 sayı atarken, Reyes’in 2 sayısıyla tıkanıp kaldılar. Bitime 4.41 kala ilk kez öne geçtik ama pir geçtik. Hidayet’in kaptanlığında devler İspanyollara, şampiyonluk rüyası kurdukları Avrupa Şampiyonası’nın en büyük dersini verdi. Belki de bu maçı 10 gün sonra erken final diye anacağız.





