Dünya Basketbol Şampiyonası'nın başlamasına tam 2 hafta kaldı. Ne var ki ortada hiçbir heyecan, hareketlilik yok. Çünkü medya bu organizasyona gereken önemi pek vermiyor. Bu gerçeği Federasyon Başkanı Turgay Demirel de kabul edip, söz konusu ilgisizliği sansasyon eksikliğine bağlıyor. Aslında sansasyon eksikliğinden çok, son yıllarda alınan başarısız sonuçlar daha önemli bir neden olsa gerek! Bir de basketbolu yönetenlerin tutumu söz konusu. Hiçbir eleştiriyi kabullenmeyen Demirel ve arkadaşları, bu davranışlarıyla zaten sayıca az olan basketbol yazarlarını bu spor dalından kopardılar. Kalanlar da halkla ilişkiler türünden haberler yapıyor. Halbuki sorgulanması gereken son derece ciddi sorunlar var.
Yeni oyuncu yetişmiyor
Son 10 yılda Türkiye'nin uluslararası organizasyonlardaki tek büyük başarısı, ülke toprakları üzerinde düzenlenen 2001'deki Avrupa Şampiyonası'nda kazanılan ikincilik. Bunun dışında 12 Dev Adam'ın altı çizilerek gösterilecek başka bir başarısı yok. Bu süreçte yaşanan hayal kırıklıkları daha ağır basıyor. Ne var ki kimse, “Nerede hata yapıyoruz” sorusunu sorup tartışmıyor. Halbuki önümüzde çok dikkat çekici bir Sırbistan örneği duruyor. Ders çıkarmak açısından, dibe vuran Sırpların son 5 yılda nereden nereye geldiklerine bakmakta fayda var. Yıl 2005, yer Sırbistan, organizasyon Avrupa Basketbol Şampiyonası. Turnuvada en büyük hayal kırıklığını, ikinci turda havlu atan yıldızlar topluluğu Sırplar yaşıyor. Bu şok başarısızlıktan sonra ev sahibi, o günkü kadroyu Nenad Krstic dışında tamamen değiştiriyor. Sonuç; 2009 Avrupa Şampiyonası'nda alınan ikincilik. Teodosic ve arkadaşları Polonya'da kazanılan gümüş madalyanın tesadüfi olmadığını göstermek için Türkiye'de olacaklar. 2005'teki şampiyonada Sırplar gibi biz de ikinci turda elendik. Ne var ki onlar gibi kadro değişikliğine gidemedik. O günkü kadrodan 6 isim hâlâ milli takıma hizmeti sürdürüyor.
12 Dev Adam'ı yenileyemememizin en önemli nedeni, altyapıdan oyuncu çıkmaması. Basketbolun en önemli pozisyonu olan play maker'lardan başlamak gerekirse; 12 Dev Adam hâlâ Kerem Tunçeri ve Ender Arslan'a mahkûm durumda. Kabul edelim ki bu ikili millilerimizi büyük hedeflere taşıyacak kapasitede değiller. Ne şutlarını geliştirebildiler ne de oyunlarını; istikrarlı oldukları da söylenemez. Söz konusu olumsuzluğu kendilerinin kulüp takımında da görmek mümkün. Bu süreçte düşündürücü olansa Türk basketbolunun bu ikilinin yerini alabilecek, güven veren bir play maker çıkaramaması. Bu kritik pozisyon dışında kısa forvetlerde de ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Harun Erdenay ya da İbrahim Kutluay'ın yerini dolduracak bir skorer yetiştiremedik. Mevcutlar saman alevi gibi parlayıp sönüyor! Mevcut tabloyu gördükçe, federasyon, “Neden ABD'li skorer bir play maker'i Türkleştirmedi” sorusu akıllara takılıyor. Benzer sorunu çok yakın bir geçmişte yaşayan Ruslar, ABD'li Holden'ı vatandaş yapıp, 2007'de Avrupa Şampiyonu olmuştu.
Tehlike çanları çalıyor
Altyapıdan oyuncu çıkmama sorununun en somut örneğini, temmuzda düzenlenen Avrupa Ümitler (20 yaş altı) ve Avrupa Gençler (18 yaş altı) Şampiyonası'nda gördük. Hırvatistan'daki ümitler kategorisinde Türkiye, 16 takım içinde 13. sırada yer alırken, klasman maçlarında Avrupa basketbolunda pek esamisi okunmayan Hollanda'ya 2 defa yenildi. Ayrıca grup maçlarını da galibiyet alamadan ve -33 averajla bitirdi. Litvanya'daki gençler kategorisinde ise geleceğim 12 Dev Adam'ı ancak 9. olabildi. Ortaya çıkan bu tablo, Türk basketbolunun pek iyiye gitmediğini göstermesi açısında büyük önem taşıyor. Ne var ki bu dikkat çekici başarısızlıklar, kan kaybı içindeki basketbol medyasında pek tartışılmıyor. Gazetecilik jargonuyla konuşmak gerekirse, bu noktada bir mizenformasyondan bahsedilebilir. 12 Dev Adam'ın başını ağrıtabilecek bir başka sorun da coach mevkiinde varmış gibi gözüküyor. Sağlık nedenlerinden dolayı Tanjevic, hazırlık döneminin bir bölümüne katılamadı. Şu aşamada da Sırp coach'un ne kadar faydalı olacağı tam bir soru işareti. Demirel federasyonunun, 2004'ten bu yana görev yapan Tanjevic'e büyük bir vefa örneği gösterdiği bir gerçek ama izlenen bu politika 12 Dev Adam'ın menfaatlerine uygun mu? Tanjevic'in yerine Fransa'da harikalar yaratan ve bu milli takımı çok iyi tanıyan Erman Kunter düşünülmez miydi? Tüm bu sorunlar varken, medyanın basketbola ilgisizliği, “İçimizdeki İrlandalılar maçlara gelmesin” diyerek suni bir gündem yaratmaya çalışan Turgay Demirel'i belki de fazlasıyla mutlu ediyordur.



