Arkadaşlar, can yoldaşlar, Atinalılar…
Fenerbahçe ile KASKİ final oynamış. Pınar Karşıyaka final-four’u bekliyor.
O kadar.
Ama en büyük kupada Anadolu Efes, final-four’a, 45 dakikalık Atina uçuşunun ardından alınacak bir galibiyet uzaklıkta. Hani buradaki final-four öyle böyle bir şey değil. Yıllarca hayali kurulan. Her sezon öncesi herkesin ağzından ‘hedef’ olarak nitelenen durum.
Fakat her ne hikmetse Anadolu Efes, yerden yere vuruluyor.
Spanoulis gününde değilmiş, bilmem kaçta kaç atmış, Olympiacos’u Ivkovic bırakmış, ağı gitmiş, vahı kalmış, Anadolu Efes çok para harcamış v.s.
Ekonomik krizdeki Yunanlar’ın Olympiacos’u, Panathinaikos’u çeyrek finale kalınca, sistem hayranlığı, Anadolu Efes çeyrek finali zorlayınca zaten olmalıydı.
Adam haklı beyler: ‘Biraz saygı’ istiyorum diyor. Geçen sezon kupayı kazanan takımı son saniye basketiyle devirmenin verdiği gururla.
Çünkü biz her sene oralara oynayamıyoruz.
Biz sezon başında bu yola üç takımla çıktık. Sadece bir tanesi kaldı. Beşiktaş’ın haklı gerekçeleri, palas-pangas lige dalışı ya da geçen sezondan üç kupasının özrü olabilir.
Fenerbahçe Ülker cephesinin borcunu da unutmamak gerekir. O kadroyla daha fazlası olmalıydı. Yüksek basamağa çıkmasalar bile daha fazla mücadele etmeleri gerekirdi.
Lakin biz Anadolu Efes’i eleştirelim. Atina’dan 2-0’la döndüğünde Abdi İpekçi’de 2-1’e getirdiğinde ya da son saniye basketiyle ‘bu iş Atina’da bitsin’ dediğinde de…
Adam haklı beyler: Biraz saygı…
NUTİYE AKAR



