İsteğinin ardından koşmak, hayalleri isteklerle arzu treninde buluşturmak ve sevgiyle emeği yoğurup gerçekleşmesi için “alın teri” ile sunmak.
Kolay değil, yıllardır Avrupa’da var olabilmek için verilen mesainin yetmediği görüldü. Bu sürece “DUR” demek için bütünü oluşturan parçaları tek tek tespit ettikten sonra yola çıkmak.
İlk tur kazasız belasız geçildikten sonra, yara almamak için ilk andan itibaren, “Bütün parçaları müthiş bir patlama yaptı.”
Olympiacos, ardından Valencia, şimdi de Kaunas: Basketbolun Avrupa’da ibadet gibi sevildiği Litvanya temsilcisi, TOP 16’ya kalarak zaten gücünü gösterdi. Sahaya çıktığı zaman “basketbol oynamak, iyi savunma yapmak tek amacı. Hele rakibini küçük sayılarda tutmak ve oyununu bozmak için var gücü ile direniyor!”
Litvanya’nın dişe dokunur tüm oyuncuları ya NBA’de ya Avrupa’nın büyük takımlarında. İkinci sınıf oyuncuların yanına, yine sıradan yabancılar ile “sadece basketbol oynamak” yeterli mi?
Sırası ile Engin, Vidmar, Kinsey ve son anda Kaya! Daha ne olsun ilk beş oynayacak oyuncular içinden dördü yok! Bir takım, bir koç için en şanssız anlar! Bir de ilk anda girmeyen şutları ilave edersek! Maç öncesi canlı yayında, “Fenerbahçe Ülker’in sevdiği üçüncü çeyreğe kadar zorlanırız.”
Özellikle bu kadar eksikle, “Şu kadar fark, bu kadar fark atarız” havasından nefret ederim. Tek sayı olsun bizim olsun! Yeter ki maçı alalım. Final-Four yolunda bir adım daha öteye gidelim.
İlk yarı iki takım da aralıksız nefes almadan adam adama savunma yaptı. Sadece Collins çift haneli 10 sayıya ulaştı. Oğuz Savaş da 11 sayı ile takımın lideriydi. Jasikevicius ve Ukic kısa süreli olsa da bir arada oynadı. Bence daha uzun süreli oynayabilirler. Jasi olmadığı zaman sayı bulmakta çok zorlanan Kanarya, savunmada Kaya olmadığı için “o” beklenen sertliği bir türlü yakalayamadı.
Lamonica Luigi, İtalyan hakemi hiç sevmem, onun yönettiği maçlardan hep yanık kokusu gelir! Bu akşam yine ufak ufak çalıştı! Ancak sağ olsun bizim çocukların da faul atışlarında %33’lerde kalması ile bir türlü maçı koparamadık. 4. çeyreğe girerken 58-54 öndeydik.
Eh, son çeyrek, “dana kuyruk koparma operasyonu cuk diye oturmalı” diyerek Jasi-Ukuc ikilisinin oynadığı, Mirsad, Lavrinovic, Tomas’lı beşle sahadayız. Tomas’ın kritik üçlüğü ile bir an öne geçtik. Öfff! Ne zor maçmış! Bir türlü beyaz bayrak çekmedikleri gibi her topa hayat vermeye çalışıyorlar! Preldzic girdi ve her zaman olduğu gibi son dakikaların adamı olduğunu ispat edercesine, Kaunas’ın kalbine battı. Kaya-Kinsey-Vidmar-Engin yok, bizi hiç sevmeyen hakemlerden İspanyol Dani Hierrezuelo sahada ama yapacağı bir şey yok!
Seyircinin müthiş kazanma isteği, çığlıklar, bugün özel olarak salona gelen ULEB BAŞKANI JORDİ BERTOMEU’nun önünde, Final-Four’a takım ve seyirci olarak ne kadar layık olduğunu gördü. Bir sene önce salonlara parmakla sayılan seyircisi gelen Fenerbahçe Ülker, bu sezon seyirci rekorlarına imza atıyor. Kaunas son topa kadar direndi. Olması gereken de buydu. Fauller kaçtı, şutlar kaçtı, sakatlar bel büktü ama Fenerbahçe Ülker kazanmak üzerine programlanmanın ürünlerini muntazaman alıyor. Koç Spahija bir kez daha mükemmel rotasyonlar ve iyi yönetimi ile alkışı hak etti. Kendi sahasında oyuncularının en can alıcı yerlerde 13 faul kaçırması, “saçını başını yoldurdu!” Gerçekten de bu kadar faul kaçar mı? İnsan şaşırıyor!
80-72 maç bitti. Ama umutlarımız bir kez daha çiçek açtı. Jordi amca ULEB olarak en büyük kupaya el koyduğu günden beri, hiçbir Türk takımına yol vermediler. Bir yolunu bulup takımlarımız dışarıda kaldı. Ancak bu kez Final–Four’dan kaçış yok! Müthiş bir galibiyet daha. Bu kadar eksikle bundan iyisi Şam’da kayısı!
Mirsad: Resmen iki kişilik oynadı. Double – double yapması bunun belgesi. 13 sayı 14 ribaund. Oğuz-Tomas-Ukic-Preldzic harikalar yarattı. Ömer Onan hastalığı nedeniyle biraz durgundu. May ise bekleneni vermekten uzaktı. 7.16 dakikada dişe dokunur bir hareketini ben göremedim!



