İki hafta basketbol tatili yaptım. Oh be! Dünya varmış. Yıllardır şu Turgay’ın yaptıklarını (ve yapmadıklarını) eleştirmekten yorulmuştum. Adam 20 yıldır orada. Bir sürü işi yüzüne gözüne bulaştırıyor. Sonra… Seçim zamanında bir yolunu bulup yeniden işbaşına geliyor. Ve sonra… Haydi bakalım! Yeniden vur başkanın ensesine. Yeniden çek adamı doğru yola. İte kaka geldik bu günlere…
Biz yazmaktan yorulduk, ama Turgay gücünü kötüye kullanmaktan hiç vazgeçmiyor. Sana ne be adam Trabzonspor’un antrenör seçiminden! Çiçeği burnunda Trabzonlu yöneticiler Ahmet Kandemir’i göreve getirmek istemişler. Sen engel olmuşsun. Ben Ahmet’in yerinde olsam yargıya giderdim. Savcılığa senin için yaptığı şikâyet dosyasına bunu da eklerim… Sen Antalyaspor’dan attırdın çocuğu, o da hakkını aramak için yargıya başvurdu. Nesi ayıp bunun? Ne var bunda kan davası yürütülecek? Bir antrenörün, ilgili federasyon başkanının görevini kötüye kullandığını düşünüp yargıya başvurması suç değildir. Kandemir, anayasal bir hakkı kullanmış. Sen ise ‘kamu görevinin sağladığı nüfuzu’ kötüye kullanıyorsun. Ayıptır! Ve ayrıca… ‘Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’ kapsamında suç oluşturabilir bu senin yaptığın. Dikkat et!
Bak Turgay! Sonra ‘beni uyarmadınız’ deme. Bu yasa çok tehlikeli maddeler içeren bir yasa. Nereye çekersen oraya gider. Hatta… Bazı öyle çalakalem yazılmış maddeler var ki çekiştirmeden bile birilerinin başını belaya sokabilir. Örneğin… Şu herkesi içeri attıkları 11. madde var ya? Aç onu bir oku! Sonra da dönüp kendi yaptığın işlere bir bak. Uykuların kaçar billahi!
Bugünlerde bir basketbol hakemiyle yapılan ‘acayip’ görüşmeler basına yansımış durumda. Ya bunun ardından da bir şeyler çıkarsa? Ya bu görüşmelerden senin de ‘haberdar’ olduğun anlaşılırsa. Daha da kötüsü; (senden habersiz basketbolda kuş uçmadığı için) ya sen de bu işlerin içerisinde ‘bilfiil’ varsan. İşte o zaman… Yandı gülüm keten helva! 11. maddenin 2. fıkrası şöyle: “Şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunan kişiler de birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” Yani… Beş ila on iki yıl arası bir hapis cezası var bu işin sonunda.
11. maddenin 4. fıkrası, bu suçun ‘kamu görevinin sağladığı güven ve nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle’ işlenmesi durumunda cezayı yarı oranında arttırıyor. Federasyon başkanı bu tanıma girer. Cezayı var sen hesapla!
Bu işler milli takım işleri olmadığı için 6. fıkradaki ‘muafiyet’ten (ayrı tutulma) de yararlanamazsın. Çıra gibi yanarsın vallahi!
Ah! Lütfen biri bana şu 6. fıkrayı tercüme etsin. Söz konusu yasanın 11. maddesinde şike ve teşvik pirimini cezalandıran, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten 5 fıkrayı alt alta sıraladıktan sonra aynen şöyle bir 6. maddeye yer vermiş: “Bu madde hükümleri; a) Milli takımlara veya milli sporculara başarılı olmalarını sağlamak amacıyla, b) Spor kulüpleri tarafından kendi takım oyuncularına veya teknik heyetlerine müsabakalarda başarılı olabilmelerini sağlamak amacıyla, prim verilmesi veya vaadinde bulunulması durumunda uygulanmaz.” ‘Bu madde’ dediği 11. madde. Yani şike ve teşvik priminden söz eden madde. 6. fıkranın yazılışına bakarsanız ‘milli işlerde şike yapılabilir veya teşvik primi verilebilir’ anlamı da çıkartabilirsiniz ki… Kel alaka? Ama yine de… Yes alaka!





