Tohumlarını 2006’ da atıp Polonya’ da olgunlaştırdığımız, meyveleri ise İstanbul’ da toplanan 5 yıllık takım olma çabalarımız, bu kadar kısa sürede heba olmuş olamaz! En azından ben öyle umuyorum…
2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası’ nda parlak performanslar sergilemesinin ardından, bir türlü oyun kurgusunu oturtamayıp yıldızlarının insiyatifine kalan 12 Dev Adam, 2006’ daki Dünya 6. lığından sonra, 2 sene önce iyi başladığı turnuvanın sonunu getirememesine rağmen, umut dolu güçlü sinyaller vermişti. Geçen yıl ülkemizde yapılan Dünya Şampiyonası’ nda zirve yapan Ay Yıldızlılar için bu kez en büyük farkı yaratan, ilk maçtan sonuncusuna kadar doğru basketbol oynayabilmekti. Dış şutlara bağlı olmaksızın doğru setlerle oynayabilmek, oyunun temposunu ayarlayabilmek ve kadronun tamamından belirli oranlarda katkı alabilmek, hepimizin özlediği niteliklerdi. Artık yeni yetişen gençleri takıma adapte edip, yavaş yavaş yaş ortalamasını düşürmenin zamanı gelmişti. Ancak; İspanya, Yunanistan, Sırbistan ve Almanya’ nın görece daha iyi gerçekleştirip; İtalya, Rusya ve Litvanya’ nın oturtamadığı yenilenme operasyonunun, o kadar da kolay birşey olmadığı geçen hafta İzmir’ de bir kez daha açıkça görüldü. Oysa yayıncı kuruluşun reklamlarında, NBA Yıldızları ile dolu kadronun müthiş birlikteliğinden zafer çıkacağı söyleniyordu. Aslında pek çok yaşanmış örneğe rağmen unutulan bir şey vardı…10 yılda takım haline getirdiğimiz yetenekli bireyleri, yarı yarıya değiştirip yerlerine yenilerini 1 ayda adapte edebilmek, olsa olsa Rüya Takım’ ın mahareti olabilirdi, ama bizim değil! Ömer, Semih ve Sinan’ ın sakatlıklarına; Enes’ in maç eksiği, Furkan’ ın heyecanı ve Doğuş’ un acemiliği eklenince aniden tökezlemeye başlayan 12 Dev Adam’ ın kaderi, Hidayet ve Kerem’ in bir türlü vasatı aşamayan performanslarına bağlanırken; Ömer Onan, Cenk ve Oğuz’ un saman alevi gibi parlayan ateşlerini harlamaya çalışan Emir, daha ilk yarıda biten Almanya ve Sırbistan maçlarına maalesef çare olamadı. Bardağın yarısının dolu olduğunu bilen basketbolseverler; sakatların yavaş yavaş iyileşeceğini, gençlerin oynadıkça açılacaklarını…boş tarafa kafayı takmış olanlar ise; Litvanya’ daki turnuvaya kadar hazır olmamızın zor olduğunu ve yenileme operasyonu sebebiyle en azından bu seneyi kayıp hanesine yazmamız gerektiğini düşünüyorlar.
2 hafta sonra başlayacak olan turnuvada; bana göre 5 tane değişken takımımızın kaderini belirleyecek;
1)Sakatların dönüş süreleri
2)Gençlerin takıma yapacağı katkılar
3)Tecrübeli oyuncuların istikrarı
4)Orhun Ene’ nin seçimleri
5)Kader anları
OKAN ÇARGA





