‘Guardın kadar konuş’ derler basketbolda… Büyüklerimizin önemle altını çizdikleri bir özdeyiştir bu. Haksız da sayılmazlar hani…
Geçen cumartesi günü Kerem Tunçeri’yi izlerken kulaklarımızda tekrar çınladı bu sözler… Sıkıntıya giren Antalya BŞB. maçını son dakikada bulduğu 8 sayıyla Anadolu Efes’e getirdi tecrübeli oyuncu…
Hücum; onunla iyi onsuz kötü Anadolu Efes’te… Kuşkusuz bu da oyun kurucunun daha doğrusu topa yön verecek isminin ne kadar değerli olduğuyla doğru orantılı… Anadolu Efes, Kerem Tunçeri gibi ikinci-üçüncü bir ismi sahaya sokamadığı sürece bu sıkıntıyı hep yaşayacak.
Belki de bu noktada yeni bir tartışmanın ateşini yakabiliriz. Artık Avrupa’da en önemli mevkiilerden biri de ‘back-up guard’ mı? Yani birinci oyun kurucuna yedeklik yapabilecek bir kısa oyuncu senin kaderini çizebilir mi?
Son zamanlarda bu mevkiinin ne kadar önemli olduğunu görmeye başladık. Avrupa’daki örneklere baktığımızda da haksız olmadığımızı görüyorum… Bilbao’da Jackson’ı yedekleyen Raul Lopez’in çıkışının kattığı değerin, Olympiakos’ta bu görevin dağılmasının, Galatasaray Medical Park’ta topu eline alan ismin ‘oyun kurucu’ olmasının, Panathinaikos’un yeri gelip 3 oyun kurucu ile oynamasının ya da Maccabi’de Farmar’ın boşluğunun hala doldurulamamasının (Ohayon’un parlamasını unutmadık tabii) en önemli kanıtlar olduğunu görebiliyoruz.
Avrupa’da zirve takımlarda en az bir tane iyi oyun kurucu var ama onu yedekleyen ismin ne kadar iyiyse o kadar hedefe yakınsın demek sanırız artık yanlış olmayacak…
* Fanatik Basket'te yayımlanmıştır.



