Ana SayfaDİĞERARŞİV"Yarı finaller büyük başarı olur"

"Yarı finaller büyük başarı olur"

- Reklam -

Milli takım ve Fenerbahçe Ülker coachu Bogdan Tanjevic, Boxer dergisine bir röportaj verdi.

– Zorlu bir maç serisi var önümüzde. Euro 2009'daki gruplarda Milli Takım ne yapar? Hedef belirlediniz mi? Örneğin yarı final sizce başarı mı?

24 Temmuz'dan beri resmi olarak çalışıyoruz ve öncesinde de Antalya'da takımın kaynaşması için bir kamp yapıldı. Bormio kampı sonrasında takım moral olarak hazır hale geldi. Grubumuz zor ama ikinci gruba çıkarsak orası daha da zor olacak. Diğer gruptan da favoriler gelecek. Bu şampiyonada yarı finallere çıkmak çok büyük bir başarı olur. İyi bir süreç yakaladık ve başarılı olacağımıza eminim. Zaten bütün arzumuz da bu yönde.

– Takımdaki hava nasıl? Onlar da sizin gibi mi düşünüyor, yani finaller konusunda?

Birlikte çok iyi yaşıyorlar ve içerde mükemmel bir atmosfer var. Geçen seneki ve 2006 Dünya Şampiyonası'ndaki gibi bir hava yakalandı. Takımda liderlik bu sene harika bir sezon geçiren Hidayet’ in elinde. Ama o sanki herhangi bir oyuncuymuş gibi davranıyor. Takımla büyük bir uyum içinde. Çok daha genç ve diri oyuncularımız var. Takım içindeki hava 2007 yılındaki Eurobasket'ten çok farklı. Bu yürüyüşlerine bile yansıyor.

– 2010'da Dünya Basketbol Şampiyonası'na Türkiye ev sahipliği yapacağı için, Polonya'da başarılı olmasak bile turnuvaya direkt katılacağız. Bu “Başaramasak da olur” diye düşündürüyor mu?

Bu seneyi de başarıyla bitirip geçtiğimizde, gelecek sene çalışmalara çok daha iyi başlarız. Evde oynamak zaten farklı olacak. Gerekli enerjiyi bu sene yakalayacağız. Bu yüzden kimse bu sene “Başarılı olmasak da olur” diye bakmıyor.

– Zaman zaman yorumcular tarafından sert bir şekilde eleştiriliyorsunuz. Bazılarına göre bu eleştiriler maksatlı. Hatta sizi eleştirenlerin Milli Takım' ın kaybetmesini ve sizin de ülkenize dönmenizi amacında olduğunu bile düşünenler var. Bunun nedeni nedir?

Hayatım boyunca hiçbir zaman dışardan gelen eleştirilere büyük önem vermedim. Geçen sene de maçlara başlamadan önce çok eleştirdiler. Fransa ve İtalya gibi iki büyük takım bile Avrupa Şampiyonası'na kalabilmek için yarışıyorlar. Geçen sene Ömer Aşık, Semih Erden ve Ömer Onan sakatken ve diğer oyuncular çok gençken biz grubumuzu birinci bitirdik. Başta işimizi düşünmek zorundayız. Neden bu şekilde tepki verdiklerini bilmiyorum. Ama ben oyuncu seçiminden, oyun stiline kadar meslektaşlarımdan daha farklı yaklaşıyorum. Bu bütün Akdeniz ülkelerinde aynı. Eleştiriler geliyor çünkü Milli Takım koçu olmak için hazır bekleyen pek çok kişi var ve herkesin nasıl oynatabileceğine dair fikirleri var.

– Bu sene başarı gelmezse ne olacak? Bırakır mısınız Milli Takımı?

Bilmiyorum, ama böyle bir şeye ihtimal vermiyorum. Çok iyi oynayacağımızı düşünüyorum. 2010 öncesinde değişiklik yapmak Milli Takım için imkânsız. Benim için çok kolay; çekip gider, senede iki ay daha fazla tatil yaparım. Ama beş sene içinde jenerasyon değişiyor. Çok iyi oyuncuları olan 79 jenerasyonuyla devam edilebilirdi ama ben onları çağırmadım. Çünkü daha diri bir takımla oynamak gelecek için daha büyük bir yatırım. Üst üste dokuz gün maç yaptığınızda canlı oyunculara ihtiyacınız oluyor.

– Haklı olabilirsiniz ama tecrübeli oyuncuların kadroya alınmaması bir dezavantaj yaratmaz mı? Kaldı ki bu yönde çok eleştiri aldınız. Kaya Peker, Mehmet Okur ve Ermal Kuqo gibi başarılı isimleri kadroya çağırmamanız tepki topladı. Gelecek sene onları görecek miyiz?

Belki bir tanesini, ama üçü aynı anda olmayacak. Benim düşünceme göre gelecek sene takımı bir anda değiştirmek doğru olmaz. Takımdaki diğer oyuncular da yeterince iyi ve canlı oyuncular. Her sene daha çok gelişiyorlar. Semih Erden örneğin 2004'ten beri Milli Takım'da. Ömer Aşık ve Oğuz Savaş da öyle. Artık kendilerini geliştirdiler. Kaya bu sezon özellikle finallerin en iyi isimlerindendi. Ama her sene takımı değiştiremem. Bu ileriyi hedefleyen bir takım ve ben keskin değişiklikler yapmam. Sistemim bu.

– Takımın birbirine uyum sağlaması için yapılan Antalya kampına neden katılmadınız?

O bir kamp değildi. Daha çok oyuncuların güven kazandığı, birlikte yaşayıp, birbirlerine alıştıkları, zaman geçirdikleri bir tatildi. Günde sadece bir antrenman yaptılar. Biz resmen Bormio'da çalışmalara başladık. Benim sezonum çok uzun sürdüğü için birkaç gün daha tatile ihtiyacım vardı. Gelecek sene de aynı şeyi yapacağım. Altı haftada sıfırdan başlayan bir takımı yüzde 90 perFormansa getirmek mümkün. Biz zaten hazır başlıyoruz.

– Çalışmaların başında Afrika altıncısı Ruanda'yla yapılan dostluk maçında alınan yenilgi çok eleştirildi. Bu takımın hazır olmadığını mı gösteriyor?

Altı oyuncumuz eksik oynadık ve Ruanda'ya bizimle oynama şansını verdik. Atletik olarak hazırlık yaparken maç kaybetmek garip değil. Atletik çalışmalar dışında bir değişiklik olsun diye o maçlar oynandı. Londra'da çok daha iyiydik.

– Yabancı bir oyuncunun devşirebileceği tartışmaları çıkmıştı. Hangi pozisyonda eksiklik olduğunu düşünüyorsunuz?

Diğer milli takımların hepsinde yabancı oyuncular var. Türk oyunculardan daha iyi bir oyuncu olursa ve davranışları, huyları, takıma uyumu, bayrağa saygısı olursa neden olmasın. Guard veya forvet pozisyonu için böyle bir şey düşünülebilir.

– Koç olarak oyuncularla iletişiminiz nasıl? Sizden korkarlar mı? ASVEL'i çalıştırırken John Clestand sizin için psikopat tabirini kullanmıştı.

Oyuncularla birlikte vakit geçirir ve eğleniriz. Onlarla nasıl yaşamam gerektiğini biliyorum. Oyuncuları anlıyorum. Her zaman oyunculara karşı agresifimdir ama Clestand'ın sınırları yoktu. İşte ciddiyimdir ve basketbolun oynanmasını isterim ama o yapmadı. Ben oyuncuların önünü kesmem ama hayatımda tek kestiğim kişi de oydu. Geçen sene de Marcus Green ve Devin Smith'i neden oynattığım soruldu. Ama biz öyle bir takımdık ve onlar çok iyi insanlardı. Clestand bir histerikti. Nasıl hareket edeceğini asla bilmezdi. Solomon'a çok benzer. Ama o huylarını değiştirdiği için anlaşıyoruz.

– Fenerbahçe, Ülker ve Efes Pilsen arasında oynanan final karşılaşmalarında seyirciler arasında büyük kavgalar çıktı. Olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kesinlikle utanılacak görüntülerdi. Basketbol saygının hâkim olduğu bir spor. Bütün oyuncular ve koçlar arasında rekabet vardır ama saygı hakimdir. Olayları başlatan kişilerin sarhoş olduğunu düşünüyorum. Bu tür görüntüleri görmek rahatsız edici. Futbol seyircisi diye kesip atmak da doğru değil.

– Seri 4-2 olarak bitti ve Efes dört maç üst üste kazandı. Oyuncular şampiyonluk havasına erken girdikleri için mi kaybedildi?

Hislerimizde ve ortamda bir hata olduğu aşikâr. Biz oyundan düştük ve rakip çok güçlüydü. Bütün oyunlar başa baş gitti. Son dakikalarda çok akıllıca düşünemedik. Loto oynamak gibiydi.

– Basında çıkan rakip koç Ergin Ataman'a “Aptal” dediğiniz haberleri doğru muydu?

Hakemlerin yanlış kararlarla Efes Pilsen'den maçı zorla aldıklarını söyledi. Bu doğru değildi. O benim meslektaşım. Kazanan ben olsaydım bizim şanstan dolayı kazandığımızı, onlar kazansa iyi oynadıklarını söylerdim. Ama çıkıp da hakemlerle ilgili bir şey demezdim. Karşı taraf kazanınca tebrik ederim, sonrasındaki gecelerde nasıl yaşayacağım da benim problemim. Biz öğretmenleriz ve oyuncularımız bizi izleyerek nasıl hareket edeceklerini öğreniyorlar. Bu yüzden gidip hakemleri suçlamanın bir anlamı yok.

– Gelecek sezon için Fenerbahçe sadece Terence Kinsey ve Lynn Greer transferini gerçekleştirdi. Neden daha başka transfer yapmadınız?

Yeterli sayıda oyuncumuz var. Takımda her sene sık sık oyuncuları değiştirmeyi sevmiyorum. Zaten iki Amerikalıyı gönderdik ve bu yeterince büyük bir değişiklik. Giricek'in de sakatlığı bittiği için geri dönecek.

– Final döneminde Mirsad Türkcan'ın Efes Pilsen'le gelecek sezona dair bir ön anlaşma yaptığı iddia edildi. Bu konuda bir bilginiz var mıydı?

Böyle bir şeyin olduğunu zannetmiyorum. İki takım oynarken diğerinin oyuncusuyla gelecek sene için sözleşme yapmak etik değil ve fair play'e sığmıyor.

– Fenerbahçe'nin bu sene Euroleague'de şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok zor bir gruptayız. Barcelona, Siena, Cibona ve Asvel rakiplerimiz. Hiç tahmin edilmeyen Zalgiris'in çok ciddi bir geleneği var. Hedef tabii ki Final Four. Çünkü daha azını hedeflerseniz zaten oraya ulaşamazsınız. İsteğimiz Final Four oynamak. 

– Fenerbahçe Ülker ve Milli Takım'dan sonra başka takım çalıştırmayı düşünüyor musunuz?

1971'den beri baş antrenör olarak çalışıyorum ve aynı şevkle devam edebileceğimi düşünmüyorum. Büyük ihtimalle 40'ıncı senemde emekli olacağım.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler