29 Mart 2026, Pazar
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVUğurata: Avrupa'nın en yetenekli takımları Türkiye ve Hırvatistan

Uğurata: Avrupa'nın en yetenekli takımları Türkiye ve Hırvatistan

- Advertisement -
- Advertisement -

FIBA U19 Dünya Şampiyonası’nda bronz madalya kazanarak tarihi bir başarı elde eden Ay Yıldızlılarımızda Başantrenör Ömer Uğurata, TRT Spor’da yayınlanan Pota programına konuk oldu.

Ömer Koçsan’ın sunduğu, Ayşegül Kazmaz ve Kaan Onat’ın yorumlarıyla katıldığı programın ana başlıkları şu şekilde:

“Geçtiğimiz yıl Konya’daki Gençler Avrupa Şampiyonası’nda Hırvatistan ile final oynadık. Bir önceki yıl Taner Günay yönetiminde 1995-1996’lı Cedi Osman, Kenan Sipahi ve Emircan Koşut’lu ekip, ayrıca bu seneki takımdan da dört oyuncunun olduğu Letonya’daki Gençler Avrupa Şampiyonası finalinde Hırvatistan’ı mağlup ettik. Biz daha önce grup maçında Hırvatistan karşılaşmasından galibiyetle ayrılmıştık. Zaten baktığınızda Türkiye ile Hırvatistan Avrupa’nın en yetenekli iki takımı. Sonrasında da Sırbistan geliyor. Geçen yıl Gençler Avrupa Şampiyonası’nda final oynayan Sırbistan bu turnuvada 9. olabildi. Dünya Şampiyonası çok zorlu bir organizasyon. Bizim de 8 yıldır ülke olarak katılamadığımız bir turnuva. Sonuçta bu turnuva hem antrenörler hem de oyuncular anlamında önemli bir tecrübe oldu. İnşallah bu sporcular A Milli Takım’da ilerleyen yıllarda Olimpiyat Oyunları ve Dünya Şampiyonası’nda forma giyerler.”

Fiziksel Fark Artık Kapanıyor
“Hırvatistan ile Türkiye arasında fark olarak baktığımızda onlar Dünya Şampiyonası’nda yer alan sporcularına kulüplerinde daha fazla süre ve sorumluluk veriyorlar. Bir başka fark olarak da bence en çok göze çarpan; geçen sene altın madalya kazandıktan sonra ‘bizim en büyük eksikliğimiz fiziksel’ demiştim. Bu farkın artık daha azaldığını gözlemleyebiliyoruz. Altyapıdan üst yapıya çıkarken bir geçiş süreci var. Bazı oyuncular süre de aldılar. Aslında baktığımız zaman bizim 12 sporcumuzun çok iyi bir sezon sonunda milli takıma geldiğini söyleyemeyiz. Bir takım sakatlıklar yaşadılar. Furkan’ın ciddi bir sakatlık problemi oldu. Egemen iki kez sakatlandı ve aldığı ciddi süreler sonrasında rotasyonda geriye düştü. Baktığımızda Berk de Fenerbahçe'de az süre aldı. Sonuçta üst seviye maç oynayan bir takım. Berk ayrıca ligde de kısıtlı sürelerde oynadı. İkinci ligde oynayan bazı oyuncularımız var. En çok katkı yapan oyunculardan Doğuş Özdemiroğlu, 3.ligde Acıbadem Üniversitesi’nin 2.lige yükselmesine önemli katkı sağladı. Tolga da Avrupa kupasında sona gelindikçe rotasyon dışında kaldı. Ege Arar, kısıtlı kadroda zaman zaman süre aldı ama çok da devamlılık sağlayamadı.”

“Sonuçta hazırlık aşamasında da tam kadro olduğumuz süre gündüz bir antrenman ve akşam da bir hazırlık maçı oynadık. Turnuvadan önce toplamda tam takım olduğumuz gün sayısı iki. Turnuvadaki ilk tur maçlarıyla ilgili eleştiriler geliyor. Biz hepsinde bir doğru aramaya çalışıyoruz. Ama biz o karşılaşmaları hazırlık maçı gibi oynadık. Furkan, Egemen ve Okben zaten hücum düzenlerimizi o maçlarda öğrendiler. Dünya Şampiyonası’nda oynanan her maç çok zor. Arjantin, İspanya ve Çin turnuva takımı durumundalar. Bu maçlar kağıt üzerinde kolay gözükebilir. Ama bu maçları kolay gösteren de takımdaki sporcular.”

“2010 yılında Aralık ayında ilk defa bu jenerasyonla Balkan Şampiyonası’na gittik. O günden bu yana beraberiz. Bence özel bir birlikteliğimiz var. Sporcuların kendi içerisinde ve staff’ta bazı değişiklikler de oldu. Gelenler – gidenler oldu. Ama idarecilerimizden yardımcı antrenörlerimiz, masör ve doktorumuzla bizde bir aile ortamı var. Bu sadece kamp sırasında ya da milli takım maçları sırasında değil tüm sezon içerisinde birliktelik devam ediyor. Mesela bizim takımımızdan 5 oyuncu Ümit Erkekler Avrupa Şampiyonası’nda oynuyor. Diğer beş oyuncu da birlikte tatile gitti. Bir diğer oyuncumuz Yiğit de burnundan operasyon geçirdi.”

2010 Yılından Bu Yana Beraber Olan Bir Ekibiz
“Sezon içerisinde hep beraber olan bir ekibiz. Sezonda bir kere beraber İstanbul’da olan, arkadaşlarla yemek yiyen, beraber bazen maç izlemeye giden, bazen benim katılmadığım yerlerde asistanlarla bir araya gelen bir ekipten bahsediyoruz… Biz hep beraber büyüdük. 2010 yılından bu yana beraberiz. Büyürken de ben, 2008 yılından bu yana bir şekilde A Milli Takım’da görev yapıyorum. Hep onlara ileride karşılaşabilecekleri iyi-kötü şeyleri anlatıyorum. Bugün hepimiz sosyal medyayı kullanıyoruz. Onların sosyal medyayı nasıl kullanması yönünde bile toplantılar yaptık. Oyuncular da kolay öğrenen zeki çocuklar… bizleri çok zorlamadılar. Kendi içimizde, soyunma odasında ve saha içerisinde sıkıntılar yaşadığımız oldu. Ama bu ailenin içerisinde kaldı. Sonuçta yaptığımız iş, ülkeyi en iyi şekilde temsil etmek.”

“2010 yılında Balkan Şampiyonası’na gittiğimizde takıma şu yönde bir hedef belirledim. Asistan antrenör olarak 2007 yılında U19’a gittim. Zaten o yıldan bu yana da turnuvaya gidilmiyordu. Fransa o zaman üçüncü olmuştu. Sırbistan ise ev sahibiydi. Sırbistan gibi Fransa da yıldızlar ve gençler kategorilerinde Avrupa Şampiyonluğu yaşamıştı. Ayrıca 2-3 çok net NBA oyuncusuna sahiplerdi. Biz de o takıma yetenek anlamında benzeyen bir takımdık. O gün dedim ki yıldızlar ve gençlerde ne madalya alacağımızın önemi yok. Buradan A Milli Takım’a çıkartacağımız kadar oyuncu çıkartalım ve Dünya Şampiyonası’na gidelim diye ciddi bir hedef koyduk.”

“Bir maç toplantısından sonra oyunculara hep ben anlatıyorum siz de sıkıntılarınızı anlatın dedi. Ege Arar da ‘Ömer abi benim staff ile ilgili sıkıntım var’ dedi… ‘Abi biz buraya final oynamaya mı yoksa şampiyon olmaya mı geldik’ dedi… Biz böyle biz takımız… Bu oyuncuların hepsiyle gurur duyuyorum. Sonucun önemi yok. Ülkeyi en iyi şekilde temsil ediyoruz. birlik, beraberlik ve mücadele anlamında ülkemizi temsil ediyoruz. Kötü oynadığımız bir Hırvatistan maçı oldu bu yıl… oyunun içine giremedik. Taktik anlamda da hata yapmış olabiliriz. Başladığımız yolda gidiyoruz… Ümitler Avrupa Şampiyonası var önümüzdeki yıl. Orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Bu takımdan iki oyuncuyu A Milli Takım Başantrenörümüz Ergin Ataman A Milli Takım’a dahil etti. Bu da bizim için büyük bir onur ve gurur kaynağı. İnşallah önümüzdeki senelerde daha fazlası olacak.”

“Ergin Ataman bu yıl bir antrenmanımızı izledi. Herkesle ilgili fikrimizi soruyor. Oyuncuları da zaten asistanlarının yardımıyla birinci ligde oynayan oyuncuları yakından tanıyor. Dünya Şampiyonası’nı yakından takip etmiştir. Sonuçta buradaki bu oyuncuların sorumluluk alabilecekleri kulüplere giderek orada da süre alarak Milli Takıma gelmeleri çok önemli.”

Oyuncuların Rekabet İçerisinde Olması Gerekli
“Bir kere ülke olarak hepimizde var olan, yani kazanma isteği bazen az olabiliyor. Ben oyuncuları çok kez itmeye çalışıyorum. Ne olursa olsun, sonuçta 1989 – 1991 doğumlu bir NCAA oyuncusu gelip burada basketbol oynayabiliyorsa, hem de hiç kimsenin olmadığı bir yerde, bizim oyuncularımız da kendi toprağında onlarla mücadeleye girmeli. Bizim en büyük sıkıntımız, mücadeleye bir şekilde başlıyoruz ama istediğimiz gibi işler gitmeyince kolay bir şekilde bırakıyoruz. Bizim takımın söylediği gibi, her top son top gibi oynamak ve her antrenman son antrenman gibi çalışmak gerekiyor. Hiçbir antrenör kendisine katkı sağlayacak oyuncuyu oynatmamazlık yapmaz.”

“Bu yıl Anadolu Efes’te Okben Ulubay, Rytas deplasmanında ilk beş başladı. Bence çok iyi savunma yaptı. Çok da iyi bir savunmacı değildir ama kafasını çok iyi kullanan, oyun zekası üst düzey olan bir oyuncu. Okben ile konuştum ve ‘sen bu savunmayı Euroleague seviyesinde yapabiliyorsan her gün yapmalısın’ dedim. Mental olarak bu sertliğe ulaşabiliyorsa o zaman onu her antrenör oynatır.”

“Sistemde ‘hep bize gelsin’ isteniyor. Açıkçası böyle bir sıkıntımız var. Bir örnek vermek gerekirse; Antalya’ya tatile gidelim, orada çocukları alıyor animasyon ekibi yarışma yaptırıyor. Ben orada çok nadir bir Türk çocuğunun madalya aldığını görüyorum. Bir Türk çocuğu tatile kucakta geliyor, yabancılar ise genelde kendi valizlerini çekerek… bunu kabul etmek ve aşmak bir süreç ister… Bunu bir şekilde çocuklarımızı eğiterek, öğreterek anlatmamız lazım. Sonuçta bu bir kültür.”

“Oyuncuların tatmin olmamaları gerektiğini hep anlatıyoruz. Üst düzey bir spor yapıyorsan hiçbir şekilde tatmin olamazsın. Tatmin olduğun an zaten bırakman gerekir. ‘Takım Dünya üçüncüsü oldu ama bizim A Takım’da Dünya Şampiyonu olmamız lazım’ demeleri gerekiyor. Bu hedefle gitmek gerekiyor. Ümitler Avrupa Şampiyonası’nda sen yine podyumda yer alamıyorsan demek burada bir sıkıntı var. Bizim hep üstüne koymamız gerekiyor.”

Bu Başarılarda Birçok Kişinin Emeği Var
“Bir piramit var ve tabii yukarı çıktıkça bu piramit azalıyor. Daha önce 5 yıl Türkiye Basketbol Federasyonu’nda milli takımlarda çalıştım. Orada hem kadınlar hem de erkeklerde başlatılan bir oyuncu tarama sistemi var. Bu jenerasyon, 3.000 sporcu arasından gelen ve seçmelerden sonra basketbola başlayan bir jenerasyon. Şuan Çanakkale’de kamp yapan bir Yıldız B Milli Takım var. 2000-2001 doğumlu oyunculardan oluşuyor… Önümüzdeki senelerde 2003-2004 doğumlu oyuncuların taramaları yapılacak. Ölçümlerin ve testlerin yapıldığı daha geniş kapsamlı bir tarama olacak. Tüm milli takım altyapı antrenörleri takvimlerine göre burada görev alıyor ve üniversitelerden de destek alınıyor.  Zaten Altyapı Milli Takım Koordinatörümüz Nihat İziç teknik anlamda işin başında.  Sportif Direktörümüz Barbaros Akkaş da idari anlamda tüm işin başında bulunuyor. Aslında burada milli takım departmanına da ayrı bir parantez açmak lazım. Orada kimsenin bilmediği ve tanımadığı kişiler var. Gönül Eryiğit, Mehmet Döğüşken, Orhan Demirel, Fatma Yılmaz ve Sabina Alagiç… çok fazla insan var ve bu büyük bir süreç. Yaz – kış kamplarının planlanması ve kapların hangi tarihte yapılması gerektiğinin boşluklarının doldurulması. Bir çok maç var ve o süreçte çok büyük bir organizasyon gerçekleştiriliyor. Onlara da çok teşekkür ediyorum.”

“Bu takım uzun süre beraber oldu. 40 oyuncu Yıldız Milli Takım kampına katılmıştı. Hala o oyuncular Ümit Milli Takım’a katılabilirler. Mesela ilk 14’e giren ama ilk 12’de yer alamayan oyuncularımız var. Çok aşama kaydeden oyuncularımızın yanı sıra sakatlanıp da bizimle olamayan oyuncular da oldu.”

“Çok fazla elit sporcu olması nedeniyle Taner Günay’ın isteğiyle bu takım ikiye bölündü ve 1996 doğumlu oyuncuları ben aldım. 1995-1996 jenerasyonu aynı basketbolu oynuyor. Aynı savunma prensibi ve açık saha basketbolu oynamaya çalışıyoruz. Bu şampiyonada açık saha basketbolumuzdan memnun değilim. Çünkü o oyunu oynayabilmek için birliktelik gerekiyor. Nereye koşacağınız bile fark ediyor. Kulüplerde herkesin bir felsefesi var ve bunu 10 ay yapan oyuncuyu geriye döndürmek çok kolay değil. Alışkanlıklar elbette var. bir hafta çalışacağımız şeyi iki antrenmanda yapıyoruz ama o iki antrenmanı yapamazsak sıkıntılar yaşıyoruz ki bu yıl yaşadık.”“Antrenörlükte elindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanmak önemli. Bu jeneraysonu seçtiğimizde Kenan, Cedi ve Emircan gibi ribaund aldığında ortaya gidebilen oyuncular. Egemen, Ege ve Ayberk de en azından iki dripling yapıp presi açabiliyor. Açık saha basketbolunu bu nedenle oynamaya çalıştık. Geçen sene 1995 doğumlular da bizden sonra yıldızlardaki Avrupa Şampiyonası’nda şampiyon oldular. Letonya’da Kenan’ın MVP olduğu takımda başantrenör Taner Günay’dı.  Hemen hemen aynı  sistemi oynuyoruz.”

“Tarihçeye baktığınızda Yıldızlar Avrupa Şampiyonası’nda Litvanya asistte 1.olmuştu ama turnuvada 9.olmuştu. biz onların ardından 2.olmuştuk. Bu sene de asist istatistiklerinde ilk 3 içerisindeyiz. Kore takımı var asistte ama onlar da alt sıralarda turnuvayı tamamladılar. Açık sahada oynayan ve en az top kaybeden ekip durumundayız. Bu antrenman ve birliktelik gerektiriyor. Yanılmıyorsam bu yıl 14 top kaybıyla maçları tamamladık. Yıldızlarda top kaybı sayımız 25’lerdeydi. Ama Taner Günay ile birlikte hiç geri adım atmadık. Aynı basketbolu oynadık.”

Üzerine Koyarak Yolumuza Devam Ediyoruz
“Sonuçta sürekli yukarıya çıktık. Açık saha basketbolunu daha basit oynarken, gençlerde daha farklı hücum anlamında oyuncuları gelişime göre kullanarak ekledik. Bu yıl da üzerine bir şeyler koyduk. Önümüzdeki yıl daha da farklı şeyler yapacağız.”

“Genelde biz milli takım antrenörleri hep beraber olan insanlarız. Fatih Elbaş, Taner Günay’ın asistanlığını yaptı. Ben, Orhun Ene, Nihat İziç, Erhan Toker ve Taner Günay’ın asistanlığını yaptım. Mustafa Derin hep bizimle beraber. Onur Çetin, Mustafa Derin’in asistanlığında çalıştı… bizim her anlamda çok büyük bir paylaşımımız var. Kendi içimizde hem arkadaş hem de teknik anlamda paylaşımlarımız var. Set hücumu oynuyorsak, ‘öyle olmaz, böyle yapalım’ dediğimiz oluyor. Kırmadan ve kırılmadan en iyisini bulduğumuzu düşünüyorum.”

“Takım olarak çok hazır olmadığımızı biliyorduk. Fiziksel ve beraber oynama anlamında eksiklerimiz vardı. LYS sınavı nedeniyle üç oyuncumuz hazırlık turnuvalarından döndüler. 12 gün önce Hırvatistan ile oynadığımız maçı kaybetmiştik. O maçta biz 10 kişi oynamıştık. Dünya Şampiyonası’nda oynayan oyuncularımızın 6’sı da kadromuzda yoktu. Sonuçta çok kolay işler değil. Ama şu da var; geçtiğimiz yıl Avrupa Şampiyonası’nda onlar 6’da 6 yaprak yarı finale çıkmıştı. Hem de her rakibi 25’er sayı farkla yenerek… Bu yıl maç öncesi Arapovic, ‘Türkiye’yi yenmeye geldik’ diye röportaj verdi. Onu küçüklükten bu yana tanıyorum ve çok da saygı duyuyorum. Biz son 7-8 dakika kala üçüncülük maçını düşünmeye başladık. Ancak Hırvat meslektaşım son iki dakikaya kadar tam kadroyla oynadı. Belki o da takımı dinlendirseydi altın madalya şansı yakalayabilirdi.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler