20 Mayıs 2026, Çarşamba
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVTurgay Demirel: Hido bizi korkuttu / GÖKHAN GERMAN

Turgay Demirel: Hido bizi korkuttu / GÖKHAN GERMAN

- Advertisement -
- Advertisement -

“Şampiyona öncesi çok aksilik oldu. Hidayet’in ameliyatı normalde 20 dakika sürmesi gerekiyordu, ama oluşan bir anomali nedeniyle 3.5 saat sürdü. Üstüne sakatlıklar geldi. Fakat ben inancımı hiç yitirmedim.”

“Tanjeviç şampiyona başlamadan bir gün önce gelip, ‘Merak etme başkan. Final oynayacağız’ dedi. Benim zaten hiçbir endişem yoktu. Sonunda da müthiş başarı geldi.”

“Sırbistan maçında FIBA, bütün mikrofonları kapattırdı ama hareketli mikrofonu bulamadı. Burada yapılan anonslar ciddi bir krize neden oldu.”

“IOC Başkanı Rogge,‘12 Dev Adam Türkiye’de din olmuş’ dedi. Biz 12 Dev Adam’ı 2010’da dünya markası yapacağımızı söylemiştik. Demek ki doğru stratejiler belirlemişiz.”

“Final günü otele gidip oyuncularla toplantı yaptım. Tatmin olmamaları ve finali tüm güçleriyle oynamaları gerektiğini söyledim.?Ama yorgunluk bizi etkiledi.”

Fanatik: Turnuva öncesi endişeleriniz var mıydı?
Benim hiç endişem olmadı. Sadece sakatlıklardan korkuyordum. Ama hazırlık döneminde talihsizlikler yaşadık. Hidayet’in kamp başlarken safra kesesi ameliyatı olması. Normalde 20 dakika sürecek bir ameliyatın anomali nedeniyle 3.5 saat sürmesi. Çünkü ameliyatta vücut beklenmedik bir tepki gösterdi ve operasyon çok uzun sürdü. Hidayet de oldukça yıprandı. Ender’in sakatlanması, devamında Engin’in aşil tendonunun kopması bizi endişeye sevketti. Onun dışında ben Tanjeviç’in, yardımcıları Nihat ve Orhun’un, kondisyoner Ozan’ın, sağlık ekibiyle beraber takımı çok iyi hazırlayacağını biliyorduk. Çok tecrübeli bir teknik kadromuz var. Oyuncu kadromuz da çok iyi ve basketbolseverlerin pozitif enerjisi ile ben madalya alacağımıza inanıyordum. Turnuva başlamadan önce de Tanjeviç yanıma geldi ve; ‘Merak etme başkan. Biz bu şampiyonaya hazırız ve finale çıkacağız’ dedi. O da bunu gördü. Çünkü hazırlık dönemindeki stratejilerle, son 1 hafta kala yapılan çalışmalar farklı oluyor.

Biz bunu geçen sene de yaşadık. Avrupa Şampiyonası’na gitmeden önce olumsuz düşünceler vardı ama Polonya’da 5’te 5 yaptık. Çeyrek finali tek topla kaybettik. Ama bu yıl başardık. Kaptan Hidayet’e, Kerem Tunçeri’ye, Gönlüm’e bütün gençlere çok çok teşekkür ediyoruz. Büyük bir özveri gösterip Türk halkını sevindirdiler. Tanjeviç’e ayrı bir parantez açmak istiyorum. O da sağlığından büyük bir fedakarlık yaptı. Tedavisini erteleyip takımın başında kaldı. Ona da çok teşekkür ediyoruz. Pek çok konuda olumsuz eleştiriler yapan insanlar oldu. Biz ne yaptığını bilen kişiler olarak, doğru bildiğimizden taviz vermedik ve sonunda başarılı olduk.

F:Hedef 2010’du ve gümüş madalya geldi. Bekliyor muydunuz bu başarıyı?
Tabii ki final oynama hedefimiz vardı. Çok kuvvetli bir şekilde dile getiremiyorduk ama hep bunu düşlüyorduk ve başardık. ‘Finale kalırsak kimin kazanacağı belli olmaz’ diyorduk. Amerika çok istekli ve arzulu gelmişti. Yarı final hem mental, hem de fiziksel olarak çok çekişmeli geçti. Sporcularımız yıprandı. Dinlenebilmeleri, uyuyabilmeleri epey bir zaman aldı. Biz aslında finali, yarı final akşamı kaybettik. Ama ikincilik de Türk basketbolu, Türk sporu için çok çok büyük bir başarı. Dünya devlerini geçip gümüş madalya kazanmak fevkalade bir şey.

Maç bitti sandım

Sırbistan maçının 2. yarısını başka bir yerde izledim. Kerem basketi atınca maç bitti sandım çok sevindim. Sayın Cumhurbaşkanımız’ı kutlamak için bulunduğu locaya gittiğimde 5 salise kaldığını öğrendim. Semih’in bloğu sonrası 2. bir sevinç yaşadık.

F:Statünün azizliğine uğradık mı finalde?
Sırbistan maçı son anda kazanılınca çok büyük bir coşku oldu. 2001’den alışıktık, çünkü bütün maçlarımız son anda bitmişti. Ama bu Dünya Şampiyonası’nda takım harika basketbol oynadı. Fransa ve Slovenya maçlarını adeta eze eze kazandık. Bütün bunlar Sırbistan maçını biraz daha rahat kazanabileceğimiz düşüncesini vermişti bana. Ama çok çekişmeli geçince hem oyuncular, hem de seyirciler coşkuya kapıldı. Oyuncuların salondan çıkmaları, konvoy halinde otele gitmeleri, orada toplanan halkın coşkulu karşılaması 2 saat sürdü. Yemek çok geç yendi, vücuttaki adrenalini atmaları ve uyumaları zaman aldı. Yarı final maçından sonra beklemediğimiz kadar konsantrasyonumuz dağıldı. Bunu toparlamak için oyuncularla konuştuk. Ertesi gün otele gittim toplantı yaptım. Büyük bir fırsat olduğunu, bütün güçleriyle bu maçı oynamaları gerektiğini, tatmin olmamaları gerektiğini söyledim oyunculara. Final zaferinin ülke çapında sokaklarda kutlandığını ama daha da büyük bir kutlama yapabileceğimizi söyledim. Ama hem yorgunluk, hem ABD’nin çok hazır ve istekli olması, hem de hakemlerin birkaç düdüğü aleyhimize çalması nedeniyle sadece bir devre başa baş oynayabildik. 1 gün dinlenme olsaydı final maçının sonucu çok daha farklı olurdu.

F:Herkes Tanjeviç’e karşıydı, ama siz ona inandınız..
Bütün Türkiye karşıydı demek çok doğru olmaz. Başlangıçta art niyetli kişilerin yönlendirmesi nedeniyle kamuoyu olumsuz etkilendi. Bu büyük bir haksızlıktı. Ben 1992’den bu yana federasyon başkanıyım.

Pek çok antrenörle, pek çok oyuncuyla bir arada çalıştım. Takım nasıl oluşturuluyor, takım nasıl başarıya gidiyor, takım içinde nasıl olaylar oluyor, bütünlük nasıl sağlanıyor, başarı ya da başarısızlık nelerden kaynaklanıyor, bütün bunları yaşamış biriyim. Herhalde bu anlamda en tecrübeli kişi benim diye düşünüyorum. Bu nedenle güven ve inançla Tanjeviç’e destek verdik. 2005 ve 2007’de neden başarısız olduğumuzu çok iyi biliyorduk. Ama ben bütün bu bildiklerimi de basınla paylaşamam tabii ki. Pek çok farklı faktör vardı. Ama ilahi adalet var. Sonunda Tanjeviç’e haksızlık yapanlar bu hatalarını kabul etmişlerdir. En azından Türk halkı, hak ettiği saygıyı Tanjeviç’e verdi.

F:Tanjeviç’le devam edecek misiniz?
Birinci öncelik Tanjeviç’in sağlığı. Onun tedavi programı devam ediyor. Tanjeviç’in yıpranmayacağı, onun sağlığını koruyacağı nasıl bir sistem olur, açıkçası onu fazla düşünmedik. Hepimiz biraz dinlenmek durumundayız. Tabii ki kendisine çok olumlu bakıyoruz. Yönetim kurulumuz, enine boyuna tartışarak 1-2 ay içinde karar verecektir.

F:Sırbistan maçında 4 saniye kala aklınızdan neler geçiyordu?
İkinci yarı boyunca maçı farklı bir yerde izledim. 4 saniye kala zor bir andı. Mola alındı. Tanjeviç’in maç sonlarını nasıl oynadığını biliyorum. O yorgunluk içinde olan bir sporcuya ne derseniz deyin, beynindeki oksijen miktarı, kendi aklından geçenler, bunların hepsi yazarak çizerek olacak şeyler değil. Sporcunun yeteneğine ve son anları oynamaya alışmış sporcuların doğaçlamasına bağlı kalıyorsunuz. Sırplar önlem aldılar ama Hidayet’ten seken top Kerem’in önünde kaldı. Belki çizseniz bu kadar kolay basket atamazsınız. Çalışmanın ödülü oldu bu. Asıl heyecan 5 salise kala yaşandı. Ben maçı kazandık diye etrafımdakilerle sevinci yaşadım ve Cumhurbaşkanımız’ı da kutlamak için onların bulunduğu locaya gittim. Bir baktım hakemler toplantı halinde. Bana da ‘ne oluyor’ diye sordular. Semih çok konsantre bir şekilde topu blokladı ve pozisyona engel oldu. Bir sevinç de o locada yaşadım.

F:Bundan sonra ne olacak?
2002’de verdiğim bir röportajda ‘2010’da Türk basketbolu dünya markası olacak’ demiştim. Nitekim IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı) Jacques Rogge, Sırbistan maçını izlerken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, ‘12 Dev Adam, Türkiye’de bir din olmuş. Böyle büyük bir konsept yaratmışsınız. Tebrik ederim. Salondaki coşku inanılmaz bir şeydi’ dedi. Ürettiğimiz stratejilerle 12 Dev Adam, dünyada bilinen bir marka oldu. Bundan sonra basketbolu tüm Türkiye’ye yayacağız. Belediyeler ve köy özel idareleriyle beraber her yerde açık hava sahası yapacağız. Pota ve topları federasyon temin edecek. Olimpiyat hedefimiz var. Gelecek sene Litvanya’da yine derece yapıp, 2012 Olimpiyatları’na katılmak istiyoruz.

F:Prim konusu çok tartışıldı.
Farklı seslerin düşüncelerini dile getirmelerini doğal karşılıyorum. Ülkemizin ekonomik gerçekleri var. Fakat öbür taraftan da bu organizasyonun bir değeri var. Başarı elde etmenin zorluğu var. Ben de şunu söyleyebilirim, yapılan tanıtım karşılığında verilen destek az bile derim. Türk basketbolunun NBA’de oynayacak olan 5 oyuncusu var. Dünyanın en çok izlenen liginde 5 Türk yer alacak.

182 ülke televizyonundan yayınlanan, milyarlarca insanın izlediği spor dalında ikinci oluyorsunuz. Hiç TV’den yayınlanmayan, ya da bireysel olarak şampiyonluklara ulaşılan, zorluk derecesi farklı, ülkeye yaptığı tanıtım katkısı farklı branşlarda, ödüller de farklı oluyor doğal olarak. Milyar dolarların üzerinde bir tanıtım yapıldı. Emeği geçen herkes primden pay alacak. Bunu da yönetim kurulumuz karara bağlayacak. Sakatlara ve son anda kadrodan çıkan isimlere de pay verilecek. Ayrıca önümüzdeki hafta miktarı açıklayacağız, bu primin bir bölümü yardım olarak dağıtılacak.

Anonscuyu bulamadılar!

F:Dansçı kızlar için ceza geldi mi?
Kesinlikle hayır. Sadece teknik kadroda 7 kişi akredite ediliyor. Bizim kondisyonerimiz sahaya çıkıp oyuncuların ısınması için hareketler yaptırıyordu. Akredite olmayan bir masörümüz de oyuncuların stretch yapması için yardım ediyordu. Sahada iki fazla kişi var diye FIBA bize 5 bin Euro civarında ceza kesti. Hatta bu iki ismin kartlarını aldılar. Pon pon kızlar için ceza gelmedi. Sırbistan maçından sonra ciddi bir kriz yaşandı. Seyirciyi yönlendirmek için sürekli anonslar yapıldı ve 12 Dev Adam marşları çalındı. FIBA bu mikrofonları kapattırdı. Ama haraketli mikrofonu bulamadılar. Daha sonra bize mektup yazıp, finalde aynı şey olursa yabancı birine anons yaptıracaklarını belirttiler. Biz de olayın bizim kontrolümüzde olmadığını yazdık. Biraz gerilim oldu. Final maçında da, yarı finaldeki gibi fazla anons yapılmadı.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler