Fenerbahçe camiası, bir hafta içinde ikinci büyük felaketi yaşadı dün Sinan Erdem Salonu'nda…
Avrupa'da iki kulvarda zirveye doğru emin adımlarla ilerleyen Sarı-Lacivertliler'in iki takımı birden bu yolda “ağır darbeler” aldılar. Kadınlarda “suni doping” bazlı tam bir skandal önüne geçti Sarı-Lacivertliler'in, Mirsad'ın sakatlığıyla sarsılan erkeklerde ise bütün sezonun emeği bir çırpıda heba oldu…
Haftalardır yazıp, çiziyorduk; uzun rotasyonunun son haftalarda uğradığı “çöküşün” THY Euroleague'e de yansımasına yönelik endişelerimizi… Hem de Mirsad Türkcan hala rotasyonun içindeyden!.. Onun yokluğunda Zalgiris'te “geliyorum” diyen tehlike, Olympiakos karşısında kötü yüzünü net biçimde gösterdi. 35'lik Mirsad'ın savunma ve ribaundlarda ortaya koyduğu enerji ve topların “el yaktığı” süreçlerde potaya “korkusuzca” yolladığı üçlükleri çok aradı dün Fenerbahçe Olympiakos karşısında… Kısacası onun hırsını ve pozitif enerjisinin eksikliğini fazlasıyla hissetti Sarı-Lacivertliler…
Dün 25. dakikasında 12 sayı önde olduğumuz ve sonunda 15 sayıyla kaybettiğimiz maçın geniş teknik analizini yapmak yerine bir-iki ufak detay vermek aslında bu acı yenilgiyi özetlemeye yeter de artar bile… Fenerbahçe'nin 4 uzunu Lavrinovic, Kaya, Oğuz ve May'in skora katkısı (18) ile Bouroussis'in yokluğunda rakibin 3 uzunu Nesterovic, Mavrokefalides ve Erceg'in toplamda 53 sayıyı bulan performansı aslında sonucun istatistik kağıdındaki izdüşümü…
Diyeceksiniz ki, bir Mirsad'ın yokluğu, Atina'daki 14 sayılık galibiyet sonrası bu kadar fark ettirir mi? Bunun cevabı da Olympiakos'un “aşırı stres altında maç oynama” becerisine sahip oyuncu sayısının fazlalığı yani, “tecrübe” artısında gizliydi. Hemen her oyuncusu defalarca Final-Four görmüş bu takımın iki ası Spanoulis ile Papaloukas, şampiyonluk kupasını defalarca kaldırmış olmanın rahatlığıyla oyunun son 15 dakikasındaki Olympiakos mucizesinin içine 12 asist sığdırıp, tek kelimeyle tecrübelerini konuşturdular. Erceg de belki de kariyerinde hiç yaşamadığı bir ilke imza atıp üç sayı çizgisinin gerisinden “kendini aşıp” gecenin Fenerbahçe'ye “kötü sürpriz” yaşatan ismi oldu. Yani Atina'daki stressiz akşamda öne çıkan Fener, İstanbul'daki stres yüklü gecede eli titremeyen ise Olympiakos oldu.
TECRÜBENİN İYİSİ KÖTÜSÜ YOK
Sporda elbette kazanmak da var, kaybetmek de…
Önemli olan hep zirveyi zorlamak, hep büyük hedefler peşinde koşmak…
Fenerbahçe, tabii ki büyük hedefler doğrultusunda ilerlerken gelen bu “şok dalgası” ile sarsılacaktır. Ama ne olursa olsun, arka arkaya da gelse, bazen çok yaklaştığınız şeylerin de ellerinizin arasından bir anda uçup gitmesini kabullenmek, bununla yaşamak zor da olsa katlanmak gerekiyor… Fenerbahçe önümüzdeki hafta Valencia'da kaybeder, ya da kazanıp yoluna devam eder. Ama sonuç ne olursa olsun büyük maç oynamadan, kötü de olsa büyük tecrübeler yaşamadan hedeflenen noktalara ulaşılamıyor. Acı ama gerçek bu…



