Fenerbahçe Spor Kulübü tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Spor kulübü diyoruz, çünkü hakikaten son yıllarda “amatör” branşlara yapılan yatırımlara baktığımız zaman ve alınan sonuçlar, bunların Milli takımlara yansıması hepsi gurur verici tablolar. Ama futboldaki araştırma diğer branşları olumsuz etkilememeli. Bugün sponsoru olan takımlar (Erkek Basketbol, Bayan Voleybol) bir sıkıntı yaşamayacakmış gibi görünüyor. Ancak şampiyonluklara ambargo koyan, Avrupa ikincisi Kadın Milli takımımızın iskeletini oluşturan Fenerbahçeli bayanlarımız ile ilgili son günlerde çıkan haberler, her ne kadar doğru olup olmadığı teyit edilmese de, kafalarda bazı soru işaretlerinin meydana gelmesine neden oldu.
2005 yılında Nevriye Yılmaz’ın takıma transferiyle başlayan, 2006 yılında Birsel Vardarlı’nın gelişiyle hız kazanan, 2007 yılında Esmeral Tunçluer’in transferiyle devam eden ve 2008 yılında da Nevin Nevlin’in transferiyle Türk oyuncular açısından gelebileceği en iyi noktaya yaklaşan Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımının maalesef sponsoru yok. Bu dört oyuncu gibi Milli takımda çok önemli rol oynayan Şaziye İvegin ise geçen sezon arzuladığı süreleri takımda bulamadığından dolayı bu yaz Galatasaray Medical Park’a transfer olmuştu. Şaziye’nin bu transferi kriz ile ilgili değil, kendisinin Milli takımda olduğu gibi daha fazla süre ve sorumluluk alabileceği bir kulüpte oynaması arzusundan kaynaklanıyordu. Şaziye daha önce de Galatasaray forması giydiği için bu sezon yabancılar konusunda müthiş transferler yapan Galatasaray Medical Park’ın Türk oyuncu kadrosunu güçlendirme çabasını ve Şaziye’nin bu kararını doğal karşılamak lazım. Sonuçta Avrupa ikincisi Milli takımımızın istatistiklerine baktığımızda Şaziye’nin Nevriye, Birsel ve Nevin’in ardından dördüncü sırada olduğunu görüyoruz. Hemen Şaziye’nin ardından gelen isimlerin hepsi Işıl Alben, Bahar Çağlar ve Tuba Palazoğlu zaten Galatasaray’ın oyuncuları.
Bazı basın organlarında ise Galatasaray Medical Park’ın şimdi de Nevriye, Birsel ve Nevin’in peşinde olduğunu, Fenerbahçe Kadın takımının küçülmeye gideceğinden dolayı bu oyunculara “Nasıl bir sezon geçireceğimizi bilemiyoruz, iyi bir teklif geldiği takdirde kulüp bulmaları” söylenmiş. Bunun doğru olabilme ihtimalinin “sıfır” olduğunu düşünüyorum. Sadece Fenerbahçe’li hiç kimsenin böyle bir cümleyi söylemesinin imkansız olmasından değil, aynı zamanda Milli takımın başarılı teknik direktörü Ceyhun Yıldızoğlu’nun da her ne kadar Galatasaray Medical Park’ın koçu olsa da, böyle bir şeye izin vermeyeceğinden dolayı. Ama Cuma gününden bu yana sürekli bu sözlerin sanki doğru olduğunu teyit eder haberler okuyoruz. Bu nedenle de böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettim.
Fenerbahçe Spor Kulübü bireylere bağlı değil, sağlam temeller üzerine kurulmuş bir kulüptür. Tabii ki amaç göreve gelindiğinde en iyi şekilde hizmet etmektir. Ancak hizmet etmek içinde illa yönetimde olmak gerekmez. Bu yıl Fenerbahçe Ülker Arena açılıyor. Bu tesisin rayına oturmasıyla Fenerbahçe hem erkeklerde, hem de kadınlarda Avrupa’nın elit takımları arasında yerini alacaktır. Bu arenayı ben Fenerbahçe’de basketbolun fırlatma rampası olarak görüyorum. Önemli olan bu zor günlerde basketbol gemisinin su almadan, güç kaybetmeden, arena tam fayda sağlamaya başlayana kadar ileriyol alması. Fenerbahçe Kadın Takımının sponsoru mu yok? Fenerbahçeli bu kadar zengin iş adamı var. İşte onlar için taşın altına elleri koyma zamanı. Sadece elleri diyorum, kollara gerek yok. Bir kızı bir iş adamı veya firması sponsor etsin, “Nasıl bir sezon geçirileceğini göstersin”. Kızları da rahatlatsın, seyirciyi de! Çok büyük paralardan söz etmiyoruz. Los Angeles Lakers veya Dallas Maverikcs bütçelerine sahip bir organizasyon değil bu. İnaşallah o günleride göreceğiz. Basit bir kaç toplantıyla ve detaylı bir görev bölümüyle halledilir gider. Fenerbahçe Kadın Takımının da şampiyonluk serisi sona ererse de, Galatasary Medical Park’ın kurduğu kadronun başarısından dolayı olur, Fenerbahçe’nin başarısızlığından veya Amerikalıların dediği gibi “Kendini ayağından vurduğundan” değil.
Bu işin Fenerbahçe tarafı. İşin bir de Milli takım tarafı var. Avrupa ikincisi kadınlarımız müthiş bir fırsat yarattılar ve 2012 Londra Olimpiyatlarına gidebilmek için dev bir adım attılar. A Milli Kadın Basketbol Takımı, olimpiyatlara katılması durumunda tarihi bir başarıya imza atmış olacak. Potanın Perileri, takım sporlarında olimpiyata katılan 'İlk Türk Kadın Takımı' olacak. Türkiye, olimpiyatlarda takım sporlarında bugüne kadar erkeklerde futbolda 5 ve basketbolda ise 2 kez temsil edilmişti. 1952 Helsinki Olimpiyatlarından bu yana basketbolumuz hiç Olimpiyatlara katılamamış. Tarihi bir başarının kapısına kadar gelmişken, Milli takımın tüm oyuncularını birbirinden değerli beş yabancısı olan bir takımda toplamak intihar olmaz mı? Tina Charles, Sylvia Fowles, Epiphany Prince, Diana Taurasi ve Alba Torrens. Bu oyuncuları 10-12 dakika oynatmak için almadı Galatasary Medical Park. Şu beş maçlar sadece beşe beş oynansa belki de WNBA şampiyonu bile olabilir. Torrens hariç hepsi bu sezonki WNBA All-Star maçında yer aldı. Torrens ise 21 yaşında, İspanyol ve 2011 Euroleague Final Four MVP’si. Bu açıdan Ceyhun Yıldızoğlu’nun da buna izin vereceğini sanmıyorum demiştim. Kadınlar Ligimiz dünyanın en güçlü liglerinden birisi, belki de en güçlüsü ve bu iki ezeli rakip ne kadar güçlü olurlarsa, bu rekabette yer, sure ve sorumluluk alan Milli oyuncularımızın yükü ne kadar ağırsa bu da Milli takıma o kadar olumlu yansıyacaktır.
Fenerbahçelilerin, kadınlar basketbol takımına sahip çıkmaları, maddi her türlü sıkıntıyı oratadan kaldırmaları, takımın yapısını korumaları sadece sarı-lacivertliler için değil aynı zamanda ay-yıldızlı forma içinde büyük önem taşıyor. Fenerbahçeli iş adamları, zenginler, kulübünü gerçekten sevenler şimdi sponsor olma zamanı. Sarı-lacivert forma için de olsa, ay-yıldızlı forma için de olsa bu kızlar bunu fazlasıyla hak ediyor.



