Sıra geldi finale / İsmail Durlanık
04.07.2021 - 12:05

Sakatlıklar ve sürprizlerle dolu bir play-off mücadelesinde nihayet son dönemece girdik. Phoenix Suns ve Milwaukee Bucks 4 maç kazanıp şampiyonluk yüzüğünün sahibi olmak için mücadele edecek. Ligi daha iyi derecede bitirdiği için saha avantajı Phoenix Suns’ın.

Phoenix Suns’ı finale uzanmasında hücumda ve savunmada akılcı hamleler yapmış olması, savunma konsantrasyonun yüksek olması, takım oyunu oynaması, hemen her Phoenix oyuncusunun kapasitesi üzerinde performans sergilemesi ve bütün bunları istikrarlı biçimde yapması etken oldu. Koç Monty Williams play-off boyunca rakibe karşı en avantajlı olduğu sistemi planladı, takım da bunu çok iyi uyguladı. Ligin en fizikli takımı Lakers’a karşı oynarken önce Lebron’un boyalı alana yüklenmesine izin vermediler. Ardından topa baskı yaparak çaldıkları toplarla hızlı hücum sayıları buldurlar. Phoenix, Anthony Davis’in oynadığı maçlar dahil sadece bir maç dışında Lakers’ın fizik gücünü kullanmasına izin vermedi. Denver serisinde amaç normal sezon MVP’si Nikola Jokic’in hücum yönlendirmesine engel olmaktı. Phoenix savunması bunu da başarınca seriyi maç kaybetmeden 4-0’la geçti. En çok zorlandığı Clippers serisinde bile kontrol büyük oranda Phoenix’in elindeydi. Rakip 5 kısayla oynarken Williams’ın öğrencileri boyalı alana yüklenerek sayı buldu, Zubac’ın oyunda olduğu dakikalarda ise Booker ve Chris Paul, Hırvat pivotun üstüne giderek ortam mesafe şutlarıyla Zubac’ın kısa karşısında duramamasını cezalandırdı.

Phoenix’in bu seneki çıkışındaki önemli pay Koç Monty Williams ve saha içinde hem lider hem de 2. koç gibi oynayan Chris Paul. Koç Williams insan ilişkilerinde çok başarılı, pozitif bir karakter. Koçun bu tarzı takıma yansımış durumda. Takım içinde ego savaşları yaşanmıyor. Herkes rolünü benimsemiş.  Bireysel olarak öne çıkma çabası yok. Takım olarak hareket etmenin başarı getireceğine ikna olmuş durumdalar. Bunun sorunsuz sahaya yansıması Chris Paul’un liderliği sayesinde gerçekleşiyor. Paul oyunun gidişatı neyi gerektiriyorsa o doğrultuda oynatıyor takımı. Bu konudaki becerisi ve adil tavrı kabul görmüş durumda. Takımın skor lideri Devin Booker onun üstünden oynanmadığı dakikalarda oyuna küsmüyor. Oyunun diğer alanlarına katkı yapıyor. Çünkü biliyor ki kazanmak için gerekli olan yapılıyor ve onun sahne alacağı dakikalar mutlaka gelecek. İşte bu kenetlenme Phoenix’in en büyük silahı. Bu sayede Suns kapasitesi üzerinde oyun sergiliyor.

Finalin diğer ekibi Milwaukee Bucks’a gelince, onlar da tıpkı Phoenix gibi takım içi ilişkilerinde sorun yaşamıyor. Ancak bu durumun oyuna yansıması Phoenix gibi olumlu olmuyor. Bucks, Lakers’ın ardından ligin en fizik gücü yüksek, iyi savunma yapan, ilk 5’inde 3 elit oyuncu barındıran ve ortalama üstü bir hücum takımı. Bucks sahip olduğu potansiyeli istikrarlı biçimde sahaya yansıtmakta güçlük çekiyor. Örneğin Hawks’ı 34 sayı farkla ve fizik gücüyle ezdikleri bir maçın ardından üstelik Trae Young sakatlığından dolayı oynamazken maçın ilk periyodunda 20 sayı geri düşüp, savunmada direnç gösteremeden karşılaşmadan 22 sayıyla mağlup ayrılabiliyorlar. Bir sonraki maçta bu defa Giannis Antetokounpo’dan mahrum sahaya çıkıp gene çok iyi savunma yapıp, fizik gücünü kullanarak 11 sayıyla kazanabiliyorlar. Bucks sürpriz yumurta gibi ne çıkacağı belli değil. Bu durumun temel nedeni Koç Mike Budenholzer’ın statik bir koç olması. Koçun iyi işleyen bir planı var. O planda bir aksama olursa o da bizim gibi olacakları izliyor. Bucks için bir diğer belirleyici özellik Khris Middleton’un sahada ne vereceği konusu. Oyun içinde ve maçtan maça düşüş yaşayabilen Middleton’un formu Bucks hücumu için çok önemli. O iyi oynadığında Bucks hücumu işliyor.

Gelelim iki takımın son durumuna. Bucks çok zorlu serilerden çıktı ve çok yıprandı. Giannis Antetokunmpo’nun durumu belirsiz. Oynamasını bekliyorum ama katkısından emin değilim. Sakatlık onu yavaşlatabilir. Şayet Antetokounmpo finalde oynamazsa Bucks’ın şansı çok azalır. Atlanta serisinin son iki maçında Brook Lopez başta olmak üzere takım adeta iki kişilik oynayarak açığını kapattı ama 4 galibiyet gerektiren bir seride bunu sürdürmek, üstelik Phoenix Suns gibi savunmacı takıma karşı başarmak kolay değil. Rakibine oranla serileri daha erken kapatan, dolayısıyla daha az yıpranan Phoenix Suns 9 kişilik rotasyonla oynuyor. Bucks ise 7.5. Giannis’in oynamadığı bir rotasyon 6.5. Yıpranmış bir Bucks için bu bir diğer zorluk. Koçları karşılaştırdığımızda ise açık ara Monty Williams önde. Oyun içi müdahaleleri başarılı, akılcı oynatıyor takımını. Diğer koç Budenholzer ise taktik açıdan kısır. Kötü gidişatı terse çevirecek bir hamlesine tanık olmadık. Atletizm açısından iki takım arasında pek fark yok. İki takım da hızlı hücumda etkili. Milwaukee’nin artısı çok iyi geri koşuyor olması. Fizik güç olarak rakibinden üstün olan Bucks boyalı alanı da çok iyi kapatıyor. Brook Lopez ve Jrue Holiday son maçlarda formda. Ligin en iyi fizik gücüne sahip ekibi Lakers karşısında fizik dezavantajı aşan Phoenix, Bucks’ın fizik gücü karşısında da top çalarak, oyunu hızlandırarak ve Deandre Ayron’la direneceğini düşünüyorum. Bununla beraber Antetokounmpo’nun oynaması halinde ne kadar direnirse dirensin Bucks fizik gücüyle Phoenix’i hem hücumda hem de savunmada çok zorlar. 

Antetokounpo’nun oynamadığı denklemde favorim Phoenix Suns. Yunan basketbolcu antrenmanlara başlamış, oynama ihtimalinden söz ediliyor. Şayet oynarsa çok daha denk bir yüzük mücadelesi izleriz. Final serisi umarım sakatlıkların yaşanmadığı, zevkli maçlara sahne olur.

Yorumlar


Bu haber'e ilk yorumu bırakan siz olabilirsiniz.

Yorum Yazın


Tweetlerimiz