Sıfır toleransmış… Hıh! Galatasaray-Fenerbahçe Cumhurbaşkanlığı finalinde hep birlikte gördük yeni uygulamanın falsolarını: Hakemler “hop oraya, hop buraya” oyunu oynadılar maç boyunca. Bir o yana teknik faul çaldılarsa, bir de bu yana çaldılar. Bir tarafa ucuz faul verdilerse, hemen ardından bir denge düdüğü çaldılar… Siz (FIBA olarak) kedilere kaplan rolü verirseniz olacağı budur: Dengele babam dengele!
Bu sezonun başında FIBA, hakemleri toplayıp “ilk itirazda basın teknik faulü” talimatı vermiş. Ayrıca… “Elle temasları da cezalandıracaksınız…. falan filan” da demiş. Kısacası… (Bence) NBA’in oyununa gelip Avrupa basketboluna Amerikan sosu ekmişler ve giderek güçlenen Avrupa basketbolunun önüne bir set çekmişler… NBA oyuncuları olimpiyatlarda ve Dünya şampiyonalarında Avrupa’nın sertliğini kaldıramıyorlarsa ve Avrupalı koçların kenardan oyuna etkileri daha fazlaysa ne yapmalı? Vurun abalıya! “Amerika’nın sporu” tehlikedeyse ne yapmalı? Haydi hakemler göreve!
Neyse! Bu tamamıyla benim fikrim. Yanılıyor olabilirim ama bu yeni uygulamaların Avrupa basketboluna zarar vereceğini düşünüyorum. (Bence) Sertlik basketbolumuza yakışıyordu. Koçların terbiye sınırını aşmayan kenardaki hareketliliklerini de basketbolun bir parçası olarak gördüğüm için “nereden çıktı bu Amerikan işi yumuşaklık” diye soruyorum kendi kendime… Oyunun kuralları belliyken hakemleri böyle yönlendirmeye ne gerek vardı ki? Akılları sıra hakemlerin işlerini kolaylaştırmışlar. “Yoruma gerek yok. İtirazları teknik faul ile cezalandır” demişler ama kazın ayağı öyle değil. Hakem de insandır. Bir tarafa haksızlık yaptığını hissederse başka bir düdükle hatasını düzeltmeye çalışır. (Her hakem hatayı hatayla düzeltmemesi gerektiğini bilir ama.. tersi için, bkz. Cumhurbaşkanlığı maçı) Madem kurallar böyleydi, her itirazda çalsalardı ya teknik faulleri… Madem kurallar kesindi, maçın kaderini etkileyecek anlarda neden yuttular düdüklerini? Kötü niyet aramayın o maçta. Kafaları karışmış adamcağızların. Ne yapacaklarını bilemediler. Maçın sonucunu etkilemek istemediler ve… Eyyama baş vurdular! Sıfır toleransmış… Hıh!
Basketbolda itirazlara sıfır tolerans, futbolda şikeye sıfır tolerans… Durun bakalım ne olacak bu işlerin sonu? Eğer etik değerlerin ayaklar altına alınmasına da “sıfır tolerans” varsa, birileri basketbol basınına da bir göz atsın. Federasyonun yandaşlar ve karşıtlar diye ikiye böldüğü basketbol medyasında çizgilerin iyice derinleştiğini görüyoruz. Yandaş yorumcuların yazıları ve yandaş basının ilanları federasyonun resmi sitesinde yayımlanırken karşıtların ekmek paraları ile oynandığını biz biliyoruz… Ne yazık ki televizyon kanalları, kulüpler ve sponsorlar da bu oyuna (gönüllü olmadan) katılıyorlar. Başkalarını bilmem ama ben, bu çirkinliğe sıfır toleranslıyım beyler… Adımlarınızı düzgün atın yoksa… Çalarım sportmenlik dışı faul düdüğünü!



