Semih Erden, NBA.com'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Semih NBA macerası, Anadolu Efes'te yaşadığı sıkıntılı günler ve Fenerbahçe Ülker'de yeniden doğuşu hakkında samimi cevaplar verdi.
NBA'de forma giymiş bir basketbolcu olmanın şu anda sana verdiği his nedir?
Herkes orada bulunmak ister. Tüm basketbolcuların hayalidir orada olmak. Sonuçta benim de hayalimdi ve ben onu gerçekleştirdim. Bugün bir NBA maçı izlediğimde işlerin nasıl yürüdüğünü daha iyi biliyorum.
Basketbola kaç yaşında başladın?
9 yaşımdan beri basketbol oynuyorum.
NBA’de oynamayı hayal ediyor muydun?
Her zaman böyle bir hayalim vardı. O zamanlarda kafamda net değildi tabii ama her geçen gün hedefinin NBA olduğunu ortaya koydum.
Şampiyon takıma gitmiştin üstelik?
O da efsane bir durum benim için. Gittiğim kadro şampiyon bir kadroydu ve benim de en verimli senemdi. 2010 Dünya Şampiyonası’ndan sonra hem Fenerbahçe Ülker’de şampiyon olmuştum hem de Milli Takım’la final oynadım. Bu performanslar beni oraya taşıdı ve Boston’da efsane isimlerle oynamak paranın satın alamayacağı bir duyguydu benim için.
Türkiye’ye geri dönerken, yeniden NBA’e gitmenin planını yaptın mı?
İlk serüvenimiz oraya gitmekti. Sonuçta çaylak dönemini atlatmak çok önemliydi, onlar için de adaptasyon açısından önemli bu durum. Erken gitseydim daha iyi olurdu benim için.
Türkiye’ye dönme sebebin?
Buraya dönme sebebim sadece ameliyattı. Çok ciddi iki ameliyat geçirdim. Biri omuzdan, diğeri de kasıktan. Lokavt döneminde Beşiktaş’ta forma giyerken, lokavtın bitimine çok az bir süre kala parmağımı kırdım. O sakatlık beni çok geriye attı. Sonuçta hazır bir şekilde Amerika’ya dönmeyi hedeflerken, bir anda sakatlıkla uğraştım.
Bizden NBA’e neden hep uzunlar gidiyor?
Uzun sıkıntısı var orada. Avrupa’da oynayan uzunlar bence basketbolu daha iyi biliyor. Birkaç ismi saymıyorum, onlar zaten All-star seviyesinde oyuncular ama onların dışında bir uzun sıkıntısı var.
Bizimkileri takip edebiliyor musun?
Evet, hepsini sürekli olarak takip halindeyim. Ömer ve Enes’i takipteyim.
Nasıl buluyorsun?
Ömer ve Enes tam 4-5 oynayabilecek bir durumda, bir artısı da var
Furkan neler yaşayacak?
Furkan için zor bir sezon olacak. Çok değişik bir ortam var, orada bulunmak çok farklı.
Peki orada beraber ya da karşılıklı oynadığın en özel isim hangisiydi?
Boston Celtics benim için çok başkaydı. Özellikle Shaquille O’Neal benim hayatıma çok etkisi olan bir isim oldu. Kevin Garnett’ı da unutamam. Beni çok severdi. Ben ayrıldığımda üzüldü. Boston’ın efsane kadrosunu en son yakalayan bendim heralde, o açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum.
Anadolu Efes’te geçen sıkıntılı bir hikayen var. Bahsetmek ister misin?
Efes benim için apayrı bir sayfaydı. Hiç yaşamak istemediğim bir durumdu çünkü benim ne adıma ne şahsıma, ne de basketboluma yakışan bir sene oldu. En azından ilk sene final-four’un kapısından döndük, her şey güzeldi ama ikinci sene olumsuz etkenlerden dolayı, benim de hatalarım yüzünden, bir takım farklı olaylardan ötürü çok kötü bir sezon geçirdim. Ama o seneyi çoktan unuttum. Gönül isterdi ki Efes’le de güzel bir senemiz olsaydı, daha iyi işler yapabilseydim. Tabii olan oldu, geriye dönüp bakmamak lazım.
Peki Fenerbahçe Ülker’le güzel bir sene olacak mı? Eurolegue’de hedefiniz neresi?
Kapasitemizi gösterdik. Daha iyi olabileceğimizi de biliyoruz. Çok genç ve kaliteli bir kadromuz var. Artık ‘neden olmasın’ diye düşünüyorum. Koç dahil herkes başarabileceğimize inanıyoruz. Gerçekten çok iyi çalışıyoruz, bunu söylemeliyim. Obradovic çok özel bir isim. Fenerbahçe Ülker’e de Obradovic’in isteğiyle geldim. Tabii burası benim evim, bu da önemli.
Kendini şu an nasıl hissediyorsun?
Obradovic gibi tecrübeli bir hocayla beraber çalışmak ayrı bir itici güç benim için, ayrı bir şans! Ama en sevindiğim kısım ise tekrar basketbolu sevdirdi bana burası… Çünkü o sene Efes’te çok sıkıntılı geçmişti. İnsanlar bunu bilmiyor, hedef olarak beni seçtiler; hedef bendim! En azından Milli Takım ve NBA patentli oyuncunun hedef olarak seçilmesi çok kötü. Ben duygusal bir adamım. Bu durumlar beni çok sarstı ama benim için çok iyi bir ders oldu bu. Şunu öğrendim; duygusallık bir yere kadar, artık olaylara tamamen iş olarak bakıyorum.
Milli takım’dan davet bekliyor musun?
Her zaman! Geçen sene de davet vardı ama Efes’te yaşadığım olaylardan sonra daha fazla darbe yememek için alınan bir karardı. Menajerim ve Ergin Hocam toplantı yaptılar ve böyle bir karar aldılar. Mill takımdan kopmam söz konusu bile olamaz. Bizim kalitemiz ve oyunculuğumuz belli. Ay-yıldızlı formayı göğüsümde layıkıyla taşıdığımı her zaman gösterdim. Geçen sene olmaması gereken şeyler yaşanmıştı, bu sene her şey farklı olacak.
2015 senin yılın olabilir mi?
Form grafiğim hergün yukarı çıkıyor. Bu çok güzel bir şey benim için. Ben buraya gelmeden önce, Efes’te yaşanan olaylardan sonra ciddi bir antrenman program hazırladım kendime. Sırbistan ve Amerika’dan özel koçlarla beraber 4-5 ay özel şekilde çalıştım. Bunun artısını görüyorum. Umuyorum daha iyi olacağım.
TBL’e dönersek, yabancı kuralı hakkında ne düşünüyorsun?
Herkesin kafasında belli bir şey var bu konuda ama Türkiye basketbolu adına üzülelim mi sevinelim mi bunu tam olarak kestiremiyorum. Eğer ki bu sene herhangi bir takım final-four’a ulaşırsa haklı olduklarını bir şekilde kabul ederim. Benim en çok üzüldüğüm konu alttan gelecek oyuncuların ne şekilde, hangi ortamda, hangi basketbol kalitesiyle tekrar milli takımımza adapte olup yarar sağlayacaklar. Bu konuda kafamda soru işaretleri var. Tabii büyüklerimiz, başkanımız, yönetici ağabeylerimiz bizden daha iyi biliyorlar bu işi. Bana kalan bir şey değil ama en azından alttan gelecek oyunculara bir şekilde desteklemeye yönelik çalışma yapılabilir.
Ligin kalitesi attı mı peki?
Tabii lig şu an daha kaliteli oldu. Eskiden maç seçme durumu olabiliyordu, ‘bu maç kolay zaten yeneriz’ diyebiliyorduk ama şimdi onu diyemiyoruz çünkü her takım seni ısırmak için geliyor ve her takım kuvvetli oyunculara sahip.
Peki sosyal medyadan gelen sosyal içerikli sorularla bitirelim o halde…
İlk soru; en son gittiğin konser?
Fenerbahçe Ülker Arena’da Demi Lovato’yu dinledim ve inanılmaz keyif aldım.
İkinci soru ise; En son gittiğim film?
Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Russell Crowe’un “Son Umut” filminin galasına gittim.





