Ana SayfaDİĞERARŞİVÖğretmen Collins / MURAT MURATHANOĞLU

Öğretmen Collins / MURAT MURATHANOĞLU

- Reklam -

İyi bir öğretmen, kendisini yavaş yavaş gereksiz kılabilen insandır. İşte Doug Collins’in NBA’de coach olarak kariyerine baktığımız zaman aklıma ilk gelen cümle budur. Heykeltıraş mermer için neyse, Philadelphia 76’ers coachu Collins de yetenekli genç yıldız adayları için odur. Reenkarnasyona inanıyorsanız, Doug Collins’ın NBA coachu olarak dört kez reenkarnasyona uğradığını düşünebilirsiniz. Her seferinde bir heykeltıraş yaklaşımıyla göreve geldi, her seferinde de kendini gereksiz kıldı. Doug Collins’ın coach olarak ilk kez sahne alması 1986-1989 yılları arasında Chicago Bulls takımıylaydı. Bulls’un iki genç yıldız, daha doğrusu süper yıldız adayı Michael Jordan ve Scottie Pippen ilk olarak Collins’in elinde yeşerdiler. Ardından Collins gereksiz kılabilindi ve Phil Jackson ile o Bulls takımları iki kez three-peat yaptı ve 6 şampiyonluk yaşadı. Daha sonra Collins 1995-1998 yılları arasında Detroit Pistons’da görev yaptı. Pistons kariyerlerinin sonları yaklaşmış 2 şampiyonluk yaşamış oyuncularla genç yeteneklerin bir karışımıydı. O gençler arasında özellikle Grant Hill ve şutör guard Allan Houston, Pistons yönetimi tarafından Collins’e teslim edildi. Grant Hill NBA kariyerine ‘LeBronvari’ bir şekilde başlamıştı, ama sakatlıklar onu olabileceği oyuncu olmaktan uzak tuttu. Fakat öğretmeni o kadar iyiydi ki Hill halen NBA’de ekmek yiyor, ilk beş başlıyor ve can yakıyor. Houston ise dizlerinin izin verdiği sürece NBA’in en iyi şutörlerinden ve skorerlerinden birisi oldu. Hatta çok enteresan; o Pistons takımında Collins’e teslim edilen gençlerden Lindsey Hunter, Michael Curry ve Theo Ratliff gibi oyuncular yeteneklerini kat ve kat aşan NBA kariyerleri yaşadılar. Collins nesli giderek tükenen ‘öğretmen coach’ kategorisine girse de öğretmek kadar öğrenmenin de önemini çok iyi biliyor. Daha doğrusu öğreniyor. Bunu açıklamak için biraz da Collins’ın oyunculuk kariyerine bakmak lazım.

Ama önce Michael Jordan-Doug Collins ilişkisine bir göz atalım. Collins’in bitmeyen kazanma hırsı ve ateşi, öğretmenlik vasıflarının yanında takıma zarar verdiğinden dolayı Collins’in Chicago misyonunun tamamlandığına inananların başında Michael Jordan’ın geldiği söylenir. Ancak Jordan, Washington Wizards’ın sahiplerinden birisi olup, basketbol sorumlusu olarak da göreve gelince ilk aradığı coach kim oldu dersiniz? Doug Collins! Jordan, belki de draft seçimlerinde yaptığı hataları örtbas etsin, onları daha çabuk geliştirsin diye Collins’de ısrar etti. Belki de kendisi emekliliğe son verip ilerlemiş yaşına rağmen NBA’e geri dönmeyi zaten kafasına koymuştu ve coach olarak kendisini gelmiş geçmiş en iyi öğretmenlerden birisine teslim etmek istedi. Tabii Jordan o anda ne düşündü veya düşünüyordu bilemiyoruz. Ama şu bir gerçek ki, Collins’e takımını ve kendisini teslim etmek istiyordu. Bunun da Collins’ın gidişi ve Jackson’ın Chicago’ya gelişine rağmen gerçekleşmesinin altının da çizilmesi gerekir diye düşünüyorum. Michael Jordan’ın NBA kariyerindeki ilk coachu da son coachu da Doug Collins oldu.

Doug Collins, Illinois eyaletinin Christopher kasabasında doğmuştu. Basketbolda pek ünü olmayan Benton Lisesi’nde yıldız parladı. Çok büyük bir oyuncu olmasa da, özel bir oyuncu olacağının sinyallerini ilk burada verdi. En fazla dikkat çeken özellikleri ise hırsı ve çalışkanlığıydı. “Doug şunu iyi yapamıyorsun” sözlerini işittiğinde o eksiğini gidermek için vites arttırır ve gece gündüz çalışırdı. Illinois State Redbirds Üniversitesi’nde, ilk bir kaç yıl fazla süre almamasına rağmen NCAA kariyerini tamamladı ve 1973 yılında NBA Draft’inde ilk sırada seçilen oyuncu oldu. Benton Lisesi’nden 4 yıl gibi kısa bir sürede NBA Drafti’nde ilk sırada seçilmeye gitmek inanın bana kolay bir yol değil. Collins’ın okulum olan Illinois Fighting Illini Üniversitesi’ne gelmemesi, Jack Sikma ile birlikte bizim okulun en büyük kayıpları olarak gösterilir. Çok yetenekli Chicago oyuncularının okulların burs tekliflerini kabul etmek için bir sürü üç kâğıt dönerken, Chicago dışında yaşayan Illinois eyaletinin oyuncuları bizim okula gelmeyip başka yere giderse buna Illinois’liler kayıp olarak bakar. Bu iki oyuncu tarihimizde çok ama çok büyük kayıp olarak değerlendirilir. Collins, NBA’de onu draft eden Philadelphia 76’ers forması dışında hiç bir formayı giymedi. Julius ‘Dr J’ Erving ile birlikte oynadı. Seyredilmesi bu kadar zevkli olan başka bir NBA takımı hatırlamıyorum. Collins hiç bir zaman kendi yeteneklerini yeterli bulmadığı için hep kendisi üzerinde bir baskı oluştururdu. Bu baskıyla yaşamaya, bu baskının altından kalkmayı öğrendi. O kadar ki birçok uzmana göre basketbol tarihinin en stresli ve en ateşten gömlek serbest atışları 1972 Olimpiyatları’nda Collins’in süre dolduğunda kullandığı iki serbest atıştır. O final Sovyetler Birliği ve ABD arasında oynanmıştı. O zamana kadar ABD Milli Takımı olimpiyatlarda namağluptu. Soğuk savaş rüzgârı sert esiyordu. İki ülke arasında uzay yarışı da tam hızıyla devam ediyordu. Dünya sanki ikiye bölünecekti. Komünist olanlar ve anti-komünistler. Her şey siyah-beyaz görünmeye zorlanıyordu. Bu ortamda Collins takımı 1 sayı mağlup durumdayken, 2/2 serbest atışları attı ve ABD’yi altın madalyaya taşımıştı. Ancak hakemler süreye 3 saniye daha eklerler. Bu spor tarihinin en unutulmaz ve tartışılacak kararlarından birisi olur. Ruslar ‘yeni’ maçı kazanır. ABD itiraz eder ve Kübalı, Macar ve Polonyalı jüri üyelerinin oylarıyla skor 3-2 oylamayla geçerli sayılır. Soğuk Savaş’ı ABD kazansa da, parkelerdeki soğuk savaşı Komünistler kazanır. Neyse, bu hikâyeyi buraya getirmemizin sebebi, Collins’ın kişiliyle ilgili. Soğuk Savaş’ın spor veya Olimpiyatlara etkisiyle ilgili değil.

Doug Collins’in NBA kariyeri 8 sezon sürdü. Ciddi sakatlıklardan dolayı belki de Hall Of Fame’lik bir kariyer erken bitti. Yedi yıl önce iki kalçası da ameliyat ile yenilendi ve altı yıl öncede bir diz kapağı sıfırdan yaratıldı. Collins 4 kez All-Star oldu, bir kez de takımını NBA Finalleri’ne taşıdı. Finallerde 2-0 öne geçmelerine rağmen muhteşem ve sakatlıkları olmayan bir Bill Walton ve Portland Trail Blazers’a 4-2 elendiler ve şampiyonluğu kaçırdılar. Büyük oyuncular emekli olup, coach veya antrenörlüğe soyunduğunda, öğretmenin önemli bir aşaması olan detaya girmeyi pek sevmezler. Onlar büyük yeteneklerinden dolayı oyuncuyken, zor işleri başarmakta zorlanmamışlardır ve herkesin aynı özelliklere sahip olduklarını düşünebilirler. Ancak Collins farklı. Çok büyük bir oyuncu olduğundan, oyunlara nasıl yaklaşması gerektiğini çok iyi öğrendi. Öğrendi diyorum çünkü Detroit Pistons’da coach olarak görev yaptığı günlerde çaylak Hill, onun baskısına ve hırsına sonunda dayanamayıp bir gün Michael Jordan’a telefon açıyor ve soruyor: “Bu adamın bu hırsına, ısrarına ve baskısına nasıl dayandın?” Ancak şimdi Collins’i genç 76’ers takımının direksiyonunda seyrederken, ne kadar yol aldığını, kendini ne kadar geliştirdiğini ve kendisine bile ne güzel öğretmenlik yaptığını hayranlıkla izliyorum. Collins sadece oyuncuya yaklaşımında başarılı değil, aynı zamanda belki de yıllarca televizyonda yorum yapmanın verdiği avantajla aynı zamanda detaya iniyor, büyük farklar yaratabilecek basit detayları dile getiriyor. Onların üzerinde duruyor. Evet, Collins çok iyi bir NBA yorumcusu. Bir tek efsane coach Hubie Brown’u yorumcu olarak onun önüne koyarım.

Collins’ın takımı belki seri ilk başladığında Miami’yi yenebileceklerine inanmıyordu. Ancak dördüncü ve beşinci maçı izlerken, maçı kaybeden takımın Philadelphia olmadığını, bir maçı kazanan takımın 76’ers olduğunu, diğerinde de ipten dönüp maçı kazanan takımın Miami olduğunu izledik. Miami üç süper yıldızı Heatles ile kâğıt üstünde çok ağır basıyordu, ama serinin sonunda alkış alan ve geleceğine umutla bakan taraf Philadelphia’ydı. Collins’ın oyuncularına ‘usta’ bir öğretmen olarak yaklaşımı müthiş. Sadece genç oyunculardan da bahsetmiyorum. Elton Brand gibi bir oyuncuya bile yaklaşımı muhteşem. Brand bence seride oyununu bir üst seviyeye taşıyabilseydi, her şey çok farklı olabilirdi. Ancak aşil tendonu koptuktan sonra Brand’in yapabileceği bu kadar. All-Star seviyesinden uzak, kalbur üstü bir power forvet. Çok iyi değil, ama yine de iş yapıyor. Yaptığı işin niteliği eskiye nazaran ve aldığı paraya göre yeterli değil. Salary cap katili diyebileceğimiz bir oyuncu, ama iş ahlâkı olduğundan Collins ona müthiş saygı duyuyor. Collins onu onurlandırıyor, motive ediyor ve beşinci maçta altıncı faulünü alıp kenara geldiğinde kulağına, “Sen aslan yüreklisin, sana teşekkür ediyorum” diyor. Brand de coachnun başını okşuyor ve ona sarılıyor. Tabii bu kadar genç bir Philadelphia takımında Elton Brand örneğini vermememiz doğru değildir belki de. J’rue Holiday, Evan Turner (ona gösterdiği anlayış, sabır ve sıcaklık meyvelerini play-offlarda, özellikle de son 2 maçta vermeye başladı), Lou Williams ve Thaddeus Young gibi oyuncular geçen sezon ligin en kötü takımlarından birisiyken, birden bire Miami Heatles’dan bile korkamayacak bir takım haline nasıl geldiler. Tabii ki cevap basit; Doug Collins sayesinde. Ama biz bu filmi daha önce de görmüştük. Collins tam gençleri eğitir, onlara bildiklerini öğretir, onlar hedeflerine, potansiyellerine yaklaşmaya başlarlar ve her iyi öğretmen gibi Collins bir kez daha kendisini gereksiz kılacaktır.

O zaman geldiğinde tek umudumuz tekrar televizyona, yorumculuğa dönmesidir. Dört kez NBA Finali, 3 kez de Olimpiyatları yorumlamayı başarmak her babayiğidin harcı değildir. İki kez Emmy ödülüne aday olmuş kaç basketbol yorumcusu biliyorsunuz? Oyunu anlatırken, o oyuncuların bir-iki, coachların iki-üç, seyircinin de beş-altı adım önünde olduğu için çok özel bir yorumcuydu. Buna rağmen onların kendisine yetişmesine, kendini yakalamasına izin verirdi ve bunu yaparken hiç de belli etmezdi. Bu nedenle 76’ers takımını izlerken, takım kadar Collins’i izledim. Belki takımı ve oyuncuları anlatıyordum, ama Doug Collins’i anlatıyordum. Saçına jöle süren, genç oyuncularla aynı müziği dinleyip, kız muhabbeti yapabilen her ‘cool’ görüntülü kişiye ‘coach’ denildiği bir dönemde Doug Collins fazlasıyla ayrı bir paragrafı hak ediyordu. Hatta ayrı bir yazıyı bile…

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler