Dünya Şampiyonası'nda elemelerin üçüncü gününde çeyrek finale adını yazdıran takımlar ABD ve Rusya oldu. ABD'nin Angola karşısında alacağı galibiyet zaten çok açıktı ama 'ABD'li oyuncuların sadece smaçla bulduğu sayıları toplasak bile Angola'yı geçiyorlardı' desek abartmış olmayız… Yeni Zelanda ise bu şampiyonada gelebileceği en yüksek nokta olan çeyrek final için Rusya'ya karşı ancak iki çeyrek direnebildi. Hani Ruslar da öyle ahım şahım bir oyun oynamıyor ama gerek yetenek gerek teknik açıdan 'Kiviler'den üstünlerdi. İkinci çeyrekte Monya'nın kıpırdattığı savunmaya üçüncü çeyrekten itibaren Vorontsevich'in hücum gücünün eklenmesiyle galibiyet rahat geldi. Bu maçların sonunda çeyrek finalde ABD-Rusya eşleşmesi gerçekleşti. Geçmişte olsa büyük heyecan uyandıracak olan bu maçta ABD açık ara favori olacak. Ama konu ABD-Rusya maçına gelmişken 1972 Münih Olimpiyatları finaline değinmeden geçmek olmaz.
ABD İKİ KEZ GALİBİYETİ KUTLADI
Başlı başına tarihe geçen Münih Olimpiyatları'nda basketbolda finale çıkarak o yıllar en yoğun yaşanan soğuk savaşta kendilerine çok da iddialı bir platform seçen ABD ve SSCB için bu karşılaşma hem galibiyet hem altın madalyadan çok daha fazlasını ifade ediyordu. Hızlı başlayan Sovyetler, ABD'den maçı koparamasa da karşılaşma boyunca önde gitmeyi bildi. Son dakikalarda tam saha baskıya başlayan ABD, bitime 7 saniye kala skoru 49-48'e kadar getirebildi. Sovyetler bu anda bir top kaybı daha yaparken potaya ilerleyen Doug Collins'e 3 saniye kala faul yapıldı. Collins iki atışı sayıya çevirip skoru 50-49 ABD üstünlüğüne taşırken ABD benchi ve tribünler galibiyet kutlamalarına başlamıştı bile. Topu oyuna sokan SSCB 3 saniye içinde topu kullanamamış ve taraftarlar parkeye inerek ortalığı panayır yerine çevirmişti. O sırada tribündeki FIBA yetkilileri, Collins serbest atışları kullanırken SSCB'nin mola istediğini görmüş, hakemler tarafından atlanılan bu ayrıntı(!) nedeniyle son 3 saniyenin yeniden oynanması gerektiğini söylemişti.
EN UZUN ÜÇ SANİYE
Bir film olarak kurgulansa “Bu kadar da abartıya gerek yok, hiç gerçekçi değil” diye yorumlanacak maçta taraftarlar yerlerine geçerken ABD, sevincini 3 saniye daha ertelemenin şaşkınlığını yaşıyordu. SSCB topu tekrar kendi pota altından oyuna sokarken, top daha karşı sahaya bile ulaşmadan süre bitmiş ve ABD bir kez daha kutlamalara başlamıştı. Ama SSCB kenar yönetimi masa hakemine itiraz ediyordu. 3 saniyelik sürenin ilk saniyesinde zaman tükenmişti. İtiraz haklı bulundu, ortalık yeniden karıştı, ABD maçtan çekilme tehdidi savurdu. Ama biliyorlardı ki altın madalya için o en uzun 3 saniyenin geçmesi gerekiyordu. Top tekrar SSCB pota altından oyuna sokuldu. Ivan Edeshko, ABD faul çizgisi noktasına topu gönderdiğinde Aleksander Belov'la beraber iki ABD'li daha topa yükseldi. En yükseğe ulaşan Belov topu aldı, ufak bir feyk ile rakiplerini ekarte etti ve şutunu attı…
TRAVMA YILLAR SONRA İRONİ OLDU
Herkes şaşkındı… Süre dolmadan Belov'un elinden çıkan top ABD çemberinden değil de adeta feleğin çemberinden geçmişti. Bu kez Sovyet tarafı seviniyor, ABD'liler – üzülseler mi, itiraz mı etseler, ama neye itiraz etseler bilinmez bir şekilde – belki de hayatlarının en büyük travmasını yaşıyorlardı. Spor tarihinin en unutulmaz anlarının birinde, iki çember arasındaki adam adama savaşın galibi SSCB olmuştu. İşte bu yüzden yıllar sonra o galibiyeti getiren basketin sahibi Belov'un ülkesine kaçak kot pantolon sokarken yakalanıp sürgüne gönderilmesi veya 2007 Avrupa Şampiyonası'nda Rusya'nın ABD'li bir koç ve bir gard eşliğinde 'Diiiifens' nidaları ile şampiyon olması bu kadar ironik oldu.
Şimdi mi? Rusya ne eski günlerdeki makine düzenine sahip ne de koç Blatt'in ABD takviyeli kadrosuna… Sıradan bir basket takımı kimliğiyle geçmişin gölgesine sığınıp çıkacaklar ABD karşısına ve muhtemelen ABD ciddi bir farkla bu maçtan galip gelecek.
BREZİLYA, ARJANTİN'E SAMBA YAPTIRIR
Günün maçlarına gelirsek… Litvanya-Çin mücadelesi, ABD-Angola maçıyla beraber elemelerin sonucu en belli olan karşılaşması. Litvanya kendini çok da yormadan galip gelecektir. Hem kaliteli basketbola hem de kora kor mücadeleye doymak isteyenler ise Latin derbisi Arjantin-Brezilya maçını kaçırmasınlar. Arjantin favori gösterilse de Brezilya'nın 'Tangocular'dan eksik olmayan yetenekleri ve onlardan daha istekli basketbol oynaması 'Sambacılar'ı bir adım daha ön plana çıkaracaktır diye düşünüyorum.





