Sanırım ben tamamen yanlış anlamışım…
Anadolu Efes sezon başında Çetin Yılmaz ile yönetim şeklini detaylandırıp kendi evladı Ufuk Sarıca’ya görevi verdiği zaman zannetmiştim ki uzun soluklu bir projeden bahsediyoruz…
Ancak pek öyle değilmiş…
Peki o zaman neden Ufuk Sarıca seçildi? Daha antrenörlüğünün ilk yılında Anadolu Efes’i Final Four’a Sarıca nasıl taşıyabilirdi? Oyuncu ve antrenör sözleşmeleri 3 yıllıksa burada bir projenin temeli yatmıyor muydu?
Benim hatam… Tamamen yanlış anlamışım…
Hedef; yola çıkılan sezonda hemen başarıya ulaşmakmış. Elbette Anadolu Efes’in olduğu yerde başarı olmazsa olmazdır ama sıfırdan başladığınız; isminizin, logonuzun, yapınızın, oyuncularınızın tamamen değiştiği bir dönemde ‘Final Four’ gibi yüce bir hedefe ulaşmak kolay mı?
Belki de teknik heyete biraz daha zamanlarının olduğunun hissettirilmesi kim bilir oyuncu transferini bile etkilerdi… Belki o zaman Barac ve Vujacic gibi sertlikten uzak oyuncular yerine daha ‘az yıldız’ ama daha ‘çok savaşçı’ isimler alınabilirdi. Yani tercihlerde farklılıklar oluşabilirdi.
Bunlar kuşkusuz bilgi değil, varsayım… Ancak Efes’in artık sezonluk değil daha uzun vadeli programlarla yoluna devam etmesi gerekiyor. Her yıl değişen oyuncu ve antrenörlerin yerine daha oturmuş bir teknik ve oyuncu kadrosunun oluşturulması lazım.
Çeyrek finaldeki takımlara bakın… Ortak noktalarına bir göz atın… Bir de eski Efes’i, o hepimizi basketbola aşık eden takımı hatırlayın… Ve ne olur artık istikrar; artık sağlam adım…
* Fanatik Basket'te yayımlanmıştır.




