Avrupa'nın en iyi liginin en geniş bütçeye sahip iki takımının ve yine en kariyerli iki coachunun karşılaştığı THY Euroleague derbisinde tüm bu unsunlara yakışır bir kalite ve heyecan vardı.
İstanbul'un artık “basketbolun başkenti” olduğunu görmek bir yana müthiş rekabeti de iliklerimize kadar hissettik.
Büyük maçlarda sonucu genelde küçük detaylar belirler. Ancak dün öyle ilginç bir final periyodu yaşadık ki, son 4-5 dakikada olan bitenler neredeyse tüm maçın akışını “reddeder” gibiydi. Öyle ki iki coachun başlangıçtan bitime sanki bir “satranç” maçıymış gibi birbirini mat etmek için yaptığı hamlelerin açıkçası anlamı kalmadı. Fenerbahçe, sanki kazanmak için yapacağı hamleyi bir “sürpriz” gibi maçın sonuna saklamıştı. Sarı-Lacivertliler, son bölümde bütün maç 2/14 isabetle çemberi dövdüğü üçlüklerde maçın tartışmasız “en kötüsü” Zisis ve bu anlamda takipçisi (!) Goudelock'ın iki üçlüğüyle 2'de 2 yapıp, hayat buldu. Ardından da yine 11 kez hedefi bulamadığı (13/24) basketbolun “en basit” sayı yolu, serbest atış çizgisinde bu kez Hickman'la 4'te 4 yapıp, 40 dakika boyunca çaldığı 4 topun 2'sini de yine son 2 dakikada rakibinin elinden alıp, acayip bir finalle de olsa galibiyeti söküp aldı.
Anadolu Efes cephesinde ise maç boyunca hedef, rakibin maçı ateşe vermemesiydi. İkili oyun girişimlerini de çok iyi yardımlaşarak savununca maçın büyük bölümünde rakibe fren koymayı da başardılar. Fenerbahçe'nin tempo yapmasına izin vermemek adına neredeyse tüm maç boyunca guarda baskı ile rakibinin yarı sahayı çabuk geçmesine engel oldular. Doğuş'u Goudelock'la oynaması, yakın markajı sevmeyen ABD'li şutörü bozdu. Zaten Goudelock, bu 5 dakikalık şokun ardından da oyuna küsüp, maçı geri getiren üçlüğü attığı 39.29'a kadar ortalarda görünmedi. Ancak ne ilginçtir ki, Perperoglu'nun müthiş üçlüğü sonrası giden maçı döndüren de bu üçlük oldu.
Efes'in boyalı alanda üstünlüğü Nemanja Bjelica, Vesely ve Oğuz'lu rotasyonuyla ağır basan F.Bahçe'ye kaptıracağı ortadaydı. Zoric'in sakatlığına karşın bu üçlü Efes'i pota altında maç boyunca yıprattı, durdu. Efes'in dört uzunu, Krstic, Saric, Lasme ve Milko Bjelica, rakip üçlünün 38 sayılık katkısının ancak yarısına (19) ulaşınca tüm iş kısaların üretkenliğine kaldı. Draper üç çeyrek takımını skor anlamında ayakta tutan isimdi. Son çeyrekte kısaların katkısıyla da oyunun kontrolünü ele geçirdiler. Cedi, Perperoglu ve Heurtel ile maçı kazanma noktasına getirdiler. Ancak Ivkovic'in, Heurtel'i “alev alev” yandığı son periyotta en kritik anda kenara alması ise kendi hamlesiyle “mat” olmasının en büyük sebebiydi. Tecrübeli coach hatadan ancak iş işten geçtikten sonra döndü ama atı alan üsküdarı çoktan geçmişti.
F.Bahçe Ülker, deplasmanda kazanma geleneğini 7. maçta da üst üste sürdürürken, kendisine çeyrek finalin kapılarını büyük ölçüde açacak önemde bir galibiyet elde etti.
Fenerbahçeli taraftarların tarihte dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş “ayrışımı” sosyologlar kadar Fenerbahçe yönetimi tarafından da irdelenmeli. Çıkar çevrelerinin, spor alanlarından soyutlanıp ayıklanmasının zamanı geldi, geçiyor. En önemlisi de şu unutulmamalı; sadece bir Fenerbahçe var, başka yok!..





