Geçen sene Genç Kız Milli Takımımız A Ligi'nden B Ligi'ne düştüğünde kimse tepki vermedi ve demek ki bu başarısızlık normal olarak kabul edildi. Şimdi Ümit Kız Milli Takımımız da aynı tehlikenin içinde. İlk gruptaki üç maçını da kaybedip klasman grubuna kaldı. Bundan sonraki mücadelesi A Ligi'nde kalmak olacak.
Kadın Basketbolumuzun uzmanı Hayri Pekergin detaylı olarak altyapı konusunu ele alıyor, ben kendi penceremden bazı yorumlar yapacağım…
İlk rahatsızlığım insanlardaki duyarsızlıkta. Tabii başta Türkiye basketbol Federasyonu geliyor… Onlarla konuştuğunuzda alacağınız yanıt belli: Efendim, kulüpler hiçbir şey yapmıyor.
Kulüplerin birşey yapmaması, sizin yapmanız gerekenleri yaptığınız anlamını taşımıyor. İki yabancılı sistemden gelen yetenekli jenerasyonla A Milli Kadın Milli Takımımız harika başarılar elde etti ama altı. Hatta bomboş.
Bu sayfalarda defalarca Rize'in bir ilçesinden, hatta köyünden çıkıp Yıldızlar'da ilk dört arasına giren, Gençler'de iki yaş küçük oyuncularla dokuzuncu olan Mehmet Hoca'nın takımından söz edip onları ayakta alkışlarken, “Ya diğerleri ne yapıyor. Bu takım nasıl olur da bazı İstanbul takımlarını geçer, 5 milyonluk Ankara'nın şampiyonunu iki yaş küçüklerle yener?” diye sorduk. Bu noktada TBF ile buluştuğumuz söylenebilir ama biz sadece o kulüpleri değil, o kulüpleri zorlamayan, şikayetle yetinen, değişik organizasyonlarla sadece İstanbul'dan değil Türkiye'nin her yerinden oyuncu yetişmesini sağlamayan federasyonu da suçluyoruz. İstanbul dışında iyi malzeme yakalayabilmiş takımların sezonu kaç maçla geçirdiği sorusunu cevabı federasyondadır. Tabii asıl sorun kulüp yönetmeyi yabancılara dayalı takımla eş tutan ve altyapıya ayrılacak kaynağı israf kabul eden yönetici anlayışı.
Bir an için başımızda radikal kararlar alabilecek bir federasyon olduğunu varsayın… O federasyon İDDAA gelirlerinin belli bir oranının belirlenecek esaslar dahilinde altyapılar için kullanılmasını sağlayabilse, bu sayede değerli antrenörler altyapılarda çalışıyor olsa sizce birşeyler değişmez mi? Eskiden kulüplerdeki A Takım antrenörleri altyapılardan da sorumlu tutulurdu. Şimdi onlar burunlarında kıl aldırmadığı için altyapıların başına başka teknik adamların konulması şart oldu. Kulüpleri kendi haline bırakırsanız onlar altyapı antrenörlerine düzgün para vermemeye, federasyon da “Efendim, kulüpler birşey yapmıyor.” demeye devam eder.
Kulüplerin isteği doğrultusunda yerli oyuncuların fiyatlarının yüksek olduğu gerekçesiyle takımlarımız yabancılarla doldu. Sonuçta da oynamayan oyuncuların takımı olan Ümit Kız Milli Takımımız bu durumlara düştü. Bu oyunculardan hangisi Nevriye'nin, Şaziye'nin, Işıl'ın yerini doldurabilir. Böyle bir olasılık var mı? Bu yaş grubundaki oyuncuların ligde süre almadığı sürece gelişemeyeceğini tartışmaya bile gerek yok. Acaba TBF buna bir çare düşünüyor mu, yoksa Kore Gazileri gibi A Milli Takımımızın başarılarını anlatmakla mı yetineceğiz? TBF sadece bugünden değil, Türk Basketbolu'nun yarınından da kendisini sorumlu hissetmelidir.
Çok farklı düşünceler, projeler, çözümler önerilebilir. Ve bu konular Turgay Demirel'in 1990'lı yıllarda yaptığı gibi geniş katılımlarla “Beyin Fırtınası”na dönüştürülmelidir. Aksi halde 80 milyona yaklaşan nüfusumuz, onbinlerce basketbolcumuz, Avrupa'da olmayan paramız ve tesisimize rağmen bu başarısızlıklar birbirini takip edecek.