Fransa'dan korktukta ne oldu?
Yok atlet takımmış! Yok ilkbeş NBA patentli oyunculardan kuruluymuş.
Efendim bu takımı yenmek zormuş. Muş,muş,muş!
Biz bu Fransızları çok iyi tanırız.
Şoven, burnundan kıl aldırmayan, şımarık karaktere sahip artı çok bilmiş.
Böyle yapıya sahip kişilere, sende onlardan korktuğunu belirtirsen yanmışındır.
İşte o zaman hoplarlar zıplarlar.
Yazık oldu elimizden kaçırdık hozorları.
İbiklerine basmıştık aslında.
Dünya şampiyonasında alan savunmasına nasıl kötü hücum ettiklerini biliyorduk
Hızlı oynadıklarını, iki üç oyuncuyla devamlı hücum ribauntu kovalayarak, ikinci
atış üstünlüğünü kurduklarını vede sıkışınca veriyorlardı “Parker'i Tony'nin” eline, oda
galibiyet imzasını atıyordu.
Orhun Ene için strateji oldukça kolay olmalıydı.
Geriye çabuk koşulacak.
Savunma ribauntu sağlam olacak.
Kontrol basketbolü ve hücumda topu sabırla çember altına sokma çabası.
En önemlisi “Feyk”, türkçesi “Kandırmak” için hareketler.
Yapılacak iyi bir feyke, cevap vermeyecek bir tek Fransız yoktur.
Uçur babam, uçur…
Göster “Feyki” Hop! Birde bakmışsın adam, salonun tavanında ki “ampülleri değiştiriyor!
O uğraşırken sende “Yılanı” kayıver.
Spor yarışmalarının temelinde ne yatar! Rakibi kandırmak. Yani “Feyk” atmak.
Geriye sert oynamak kalıyor.
Önce kafa tutar gibi olurlar ama, sen sertliğe devam edersen siniverirler.
Korkarlar ve o ukala görüntüden eser kalmaz.
Zaman, zaman “”duruma göre” birde “Alan Savunması” nı koydun mu.
Ne yapacağını bilmeyen şaşkın “Tavuk”a dönerler.
Sende sofrana gelmiş bu Horoz-Tavuk karışığı yemeği afiyetle yersin.
Anlaşıldığı gibi iyice pişirememişiz yemeği,
Mİdemize oturdu.



