Potanın Perileri hedeflediği madalyaya ulaşamadı ama ilk kez katıldığı Dünya Şampiyonası'nda 4. oldu. Daha iyisi de olabilirdi ancak buraya gelene kadar da çok fedakarlık yapıldı. Türk kadın basketbolunu eleştirirken, 10 yıl önceye gitmek gerekiyor. 'Başarı mıdır' sorusunun yerine 'Altyapılara' dikkat çekmek lazım.
A Milli Kadın Basketbol Takımımız’ın Dünya Şampiyonası’ndaki ‘Peri masalı’ bir başka serüvene kadar son buldu. Dünya devlerini ağırladığımız şampiyonada Ay-Yıldızlı ekibimizin mücadelesi, maçlardaki geri dönüşleri herkese heyecan kattı. Finalin kapısından dönen Potanın Perileri, hedeflediği madalyaya ulaşamadı belki ama, ilk kez yer aldığı Dünya Şampiyonası’nda ABD (1), İspanya (6) ve Avustralya’nın (2) ardından 4. oldu. Daha iyisi olabilir miydi?… Evet. Ancak Türk kadın basketbolunun ilerlemesi için yıllardır Milli Takım’a destek veren eski-yeni idarecisinden, teknik ekibine, sporcusuna kadar hepsinin yaptığı fedakarlık eleştirilmekten çok alkışlanır. İsimleri saymama gerek yok, onlar zaten kendini biliyor.
10 yıl geriye gitmek lazım!
İşte bu yüzden bu derece başarı mıdır? sorusunun cevabı net… Tartışmasız başarıdır. Coach Ceyhun Yıldızoğlu önderliğindeki Milli Takımımız’ı maç maç değerlendirmeye kalkarsak, birçok eksiğini (hücum sıkıntısı, Avustralya maçına kaybetmişcesine çıkmamız gibi) tartışabiliriz. Ancak sonuca bakmak lazım… Türkiye (13) dünya sıralamasında ilk 6 sırada yer alan takımlar arasına girmeyi başardı. Bir de Potanın Perileri’ni sorgularken, hep söylüyorum 10 yıl geriye gitmek gerekiyor…
Buralara kolay gelinmedi
2005’te Avrupa Şampiyonası’na ilk kez ev sahibi olarak katılmıştık ve 8. olduk. Aynı yıl, Akdeniz Oyunları’nda elde ettiğimiz altın madalya bizi inanılmaz mutlu etmişti. Ardından 2007, 2009’da Avrupa 9.’luğu derken 2011 dönüm noktamızdı. Gruplardan son anda çıkmamıza rağmen, çeyrek finalde Karadağ ve yarı finalde de Fransa’yı yenip, finalde Rusya’yla karşılaşmış ve tarihi gümüş madalyayı kazanmıştık. Tabii çıta yükseldikçe, Potanın Perileri’ne bu yetmedi. 2013 Avrupa’da daha iyi bir galibiyet (9/7) serisiyle, bronz madalyanın sahibi olduk. Belki kürsüde bir adım geriye düştük ama madalya almamız istikrarın ta kendisiydi. Bir de 2013’ten önce, eleme oynayıp, ilk kez gittiğimiz 2012 Londra Olimpiyat Oyunları vardı. Periler, bu kez dünyaya açılmıştı ve 5.’lik inanılmaz bir başarıydı. Ve şimdi de Dünya 4.’lüğü… İşte buralara kadar kolay gelinmedi.
Altyapıları konuşalım!
Bu jenerasyon, altyapılar için bir başarı çıtası oluşturdu. Artık bu çıtayı geçmek, geriden gelenlere nasip olsun. Tabii bu sistemde A takımını besleyecek altyapı nasıl gelişir, Türk kadın basketbolunu ne kadar ileriye gider, işte ‘bu başarı mıdır, değil midir’den çok kesinlikle tartışılması gereken konudur. Altyapı Avrupa Şampiyonaları’nda bakmak yeterli olur herhalde!
En iyi devşirme; Sanders
Dünya Şampiyonası’nda bazı şeylere de parantez açmak lazım. 2005’ten bu yana Korel Engin, Hollingsworht ve Sanders gibi üç devşirme oyuncu forma giydi. Ancak en verimlisi, Laura Sanders’tı, bunu istatistikler de ortaya koyuyor. Tilbe, Cansu, Tuğçe, Begüm gibi isimler, genç yaşta ablalarıyla birlikte Dünya arenasının havasını soludu. Onlar için büyük deneyim oldu. Bir de Milli Takımımız hiç boş tribünlere oynamadı. Ne Ankara ne de İstanbul’daki sporseverler bayram dinlemedi salonu doldurdu. Onlara ve emeği geçen herkese büyük alkış.



