Basketbol benim hatırladığım yıllarda İstanbul'da Darüşşafaka, Galatasaray, Fenerbahçe, Modaspor, Deniz Harp Okulu, Beyoğluspor, Kurtuluş, Ankara'da Kolejliler, Mülkiye, Harp Okulu, İzmir'de Altınordu, Karşıyaka takımları arasında oynanır, tatlı bir rekabet ve mücadele sürüp dururdu. Zaman içerisinde basketbola olan ilginin artmasiyla bu takımlardan bazıları gerilerken, çeşitli etkenlerle bazı yenileri eklenmeye basladı.
Bu takımların tamamı yarı, hatta çeyrek profesyonel yapıdaydı. Oyunculara maaş vs ödenmediği gibi, kulüplerin imkanları oranında oyuncular bulunabilen işlerde çalışıyorlardı. Tam bu sıralarda kafayı basketbola takmış birkaç kişi İTÜ basketbol takımıyla ortaya çıkıp ortalığı kasıp kavurmuşlardı. Diğer kulüpleri bir yana koyup, başka bir yazıya bırakarak İstanbul Teknik Üniversitesi (İ.T.Ü.) Spor Kulübü, daha doğrusu benim bildiklerimi basketbol takımı ile anılarımı, bildiklerimi aktarmak istiyorum.
Bir üniversite kulübü olarak kurulan İTÜ daha sonraları sırasını tam bilemiyorum ama Türk Basketbolunun gerçek teknik duayenleri, Yalçın Granit ve Cavit Altunay'ın gayret, görüş, öneri ve yönlendirmeleriyle ilk dev basketbol takımı haline gelmiştir. 1964-65 yıllarından sonra bir taraftan güçlü finansörlerin desteğiyle transferler de yapan İTÜ diğer taraftan Türkiye'nin özellikle Ankara'nın kabiliyetli gençlerini bünyesinde toplayarak çok güçlü bir basketbol takımı yaratılmıştı. Hatırlayabildiğim kadar hepsi İTÜ mezunu, iş adamları tarafından desteklenen kulüp, Prof. Gündoğdu Özgen başkanlığında efsanevi duayen yönetici Raif Durak'ın yönetimiyle şampiyonluklara başlamıştı.
O güne kadar sadece zaman zaman ellerine geçen paralarla yemek yiyen basketbolculara ilk defa bir kulüp istikrarlı, devamlı şekilde öğlen yemeği vermeye başlamıştı. Bu noktada Mühendisler Birliği lokalini, işleticisi Naci Ağabey'i de hasretle anmak istiyorum.
Taksim'deki Mühendisler Birliği Lokali'nde her öğlen ve akşam yemek çıkar, basketbolcular burada yemek yerler ve hesapları üyelerin onayı ile diğer hesaplara makul oranlarda eklenirdi. Bu basketbolda ilk devrimdir, basketbolcular düzenli gıda almaya başlamışlardır. Bunun yanı sıra basketbolculara oturabilecekleri evler kiralanmış, İstanbul'da üniversiteye devam edecek kadar çok cuzi harçlıklar verilmeye başlanmıştır. Bu masrafların neredeyse tamamı Sayın Raif Durak hoca tarafından çözülmüş, temin edilmiştir ve hocanın bitmez, tükenmez özverisiyle uzun yıllar devam etmiştir.
Unutulmaz kişilerden biri de o devirde malzeme sorumlusu olarak calisan Ahmet ağabey 'in masrafları da aynı bütçeden çözülmekteydi. Salonda yatıp kalkan Ahmet ağabey bu süreçte bugünkü 3 sayı yarışması gibi bir yarışmayı, şut yarışmasını kazanmıştı. Bütün bu uğraş başarıları da peşinden getirmiş ancak ben söylenenlerin yalancısıyım; ama tüm bunlar Raif Hoca'nın bir arabasına ve apartman dairesine de mal olmuştu.
Bu devirde İTÜ'de oynayan değil de gelişen, yıllarca Türk basketbolunu omuzlarında taşıyan bazı isimler, oyuncular; Öner Saylan, Yaman Kubali, Kemal Edenay, Nuri Tan, Zeki Tosun, Cihat İlkbaşaran, Reşat Güney, Nadir Vekiloğlu ve birçoklarıdır. İkinci kismını gelecek hafta yazacağım bu yazı bir araştırma sonucu hazırlanmamıştır ve bazı kaynaklardan destek alınmamıştır. Sadece hatırlayabildiğim anılarımın arasından çıkarıp, yazdıklarımdan oluşmuştur. Yazının ana amacı İTÜ kulübünün bugünkü halini yermek ve üzüntülerimi belirtmektir. Kimse kusura bakmasın, alınmasın. Sürçü lisan ediyorsam affola !!!!



