Geçtiğimiz hafta içinde TBF ve bazı kulüplerimizin temsilcileri bir araya geldi ve kulüplerden gelen bazı öneriler kabul edildi. Buraya kadar sorun yok, dışarıdan bakıldığında her şey normal görünebilir, kulüpler dertlerini ve çözümlerini anlattılar, federasyon da bunları kabul etti ve uygulamasına geçecek. Sorunlardan biri yurtdışında maç oynadıktan sonra Türkiye ligi maçlarını en az 48 saat geçtikten sonra oynamak istemeleri, diğeriyse sakatlanan ve sezonu kapatan yabancı oyuncu olursa yabancı oyuncu kotasını etkilemeden yerine başka bir oyuncu getirebilmesiydi. Toplantıya katılan ve bu sorunlara çözüm isteyen kulüplerimizin bana göre yanlışı, bu sorun ve önerileri lig öncesi yapılan lig kurulunda dile getirmemiş olmalarıdır çünkü ligimiz bu kurallar ile en az 2 sezondur oynanıyor. Bunun dışında kulüplerimizin tabii ki kendileri için iyi olabilecek değişimleri istemeleri en doğal haklarıdır ve istemeliler de.
Sorun bu gibi durumlarda hiçbir ilkesi olmayan, kendi koyduğu yönergeleri uygulayamayan, uygulamaktan korkan TBF yönetenlerindedir. Ligler direktörlüğü bölümünü yok eden, saygınlığını bitiren, odadan çıkmadan ligleri yönetmeye çalışan kişilerdedir.
Bunun gibi sorunların çözümleri tavsiye olarak alınır ve yeni sezon öncesi lig kurullarında gündeme getirilerek tüm takımlarımızca kabul görürse, ancak bu takdirde yönergelere eklenerek uygulamaya konulabilir.
Yeni yönerge ekleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü onayından sonra yayınlanır ve uygulanabilir.
Kısaca sezon içinde yönerge değişikliği yapılmaz, bir sonraki sezon öncesine bırakılır. Benzer bir durumun örneği bu sezon öncesi yabancı sınırlaması konusunda Futbol Federasyonu’nda yaşandı, daha sonrasında yabancı sayısını uygun görmeyen takımlar federasyona itiraz ederek yeniden görüşülmesini istemelerine rağmen, sınırlama yönerge bu şeklide yayınlandığı gerekçesiyle itirazları ret edildi. Yani bu şekilde yöneticilik olmaz, yapılırsa adı “ben yaptım oldu” olur, ilkesiz yöneticilik olur maalesef.
Devşirme sorunu eski bir sorun olmasına rağmen hala takımların ve federasyonun başını ağrıtmaya devam ederken bir de sağlık sorunları gerekçesi ile alt yapısının hazırlanmadan, oluşturulacak yönerge maddesinin hiçbir açığı bilinmeden böylesine önemli bir konuda “aman başımız ağrımasın tamam diyelim bakarız” mantığı ile sezon başladıktan sonra yönerge değiştirmek tamamen ilkesizliktir.
Sayın Ali Özsoy’a sormak istiyorum acaba bu durumun Basketbol Federasyonu tarihinde daha önce bir örneği var mı?
Üstelik bu kadar önemli kararlar alırken ligimizde yer alan 16 takımdan sadece 4 takımın bulunduğu gayri resmi bir toplantıda bu kararları almak ayrı bir rezalettir.
‘Avrupa’nın en iyi ikinci ligi’ kaç takımdan oluşmaktadır?
Unuttuysanız hatırlatalım Sayın Ali Özsoy, Beko Ligi 16 takımdan oluşmakta ve lig ile konuşulan tüm konularda diğer takımlarımızın da söz ve oy hakkı bulunmaktadır. Toplantıda olmayan diğer takımlarımızla telepati yoluyla konuştuysanız o ayrı!!!
Bu bir apartman yönetim toplantısı değildir ama herhangi bir apartman bile sizin yönettiğiniz ligden daha iyi yönetilmektedir.
Avrupa’nın birinci ligini ŞİFRESİZ ve CANLI seyredebiliyoruz, hatta beğenmediğiniz İtalya ligini de ŞİFRESİZ ve CANLI olarak seyredebiliyoruz üstelik ligin isim sponsoru aynı olmasına rağmen!
Aynı sponsorun beğenmediğiniz İtalya Ligi’ne isim sponsoru olmak için yıllık ne kadar ödediğini biliyor musunuz?
Sorulara başlamışken, bana gelen e-posta ve mesajlarda en fazla merak edilen konuları da sıralamak isterim:
*Statüsü başkan danışmanı olarak görünen kişilerin kim oldukları…
* Maaşlarının ne kadar olduğu, aralarında gazeteci ya da televizyoncu olup olmadığı…
*Danışılan konulardaki yeterlilikleri ve kendilerine ne danışıldığı soruluyor…
Ben de buradan TBF yönetenlerine aynen iletiyor ve cevaplarını basketbol camiasıyla paylaşmak için rica ediyorum.



