Ana SayfaDİĞERARŞİVİki Dosya Bir Yazı

İki Dosya Bir Yazı

- Reklam -

Avrupa arenasında mücadele eden takımlarımız, değişik grafik çizmeye devam ediyor.

Haftasonu üç takımımızda güçlü rakiplerle mücadele ettiler.

Ama Anadolu Efes'in İspanya deplasmanında aldığı galibiyet bir başka önem taşıdı.

Karşılaşmaya bu kadar kötü, isteksiz başlayan bir takım daha yoktur herhalde.

Savunma yapmayan, sertlikten uzak, maçın başında “Kaybetmiş” bir takım vardı sahada.

Top kayıpları yirmiyi bulmuş, ribauntlarda İspanyollar ezici bir üstünlük kurmuşlardı.

İlk yarı kırk dört sayı yiyerek, 18 sayılık bir farkla soyunma odasının yolunu tuttular.

Hayretler içerisinde şok yaşıyorum!

Böylesine güçlü oyunculardan kurulu bir takım, nasıl oluyorda bu denli eziliyordu.

Bir tek sebebi vardı bu tablonun, takım savunma yapmıyordu.

Ayaklar geriye koşmuyordu.

Vucütlar kora kor savaşmıyordu!

Farmar'ın tuttuğu oyuncu, dışarıdan, içeriden sayılar atıyor, asistler yapıyordu.

Soyunma odasına açık farkla yenik giden takımı ayağa kaldırmak için Oktay Mahmudi'nin birşeyler yapması gerekiyordu.

İkinci yarının ilk atağı ve savunmasında değişlik apaçık ortaya çıktı.

Farmar, NBA sertliğine ve liderliğine soyundu.

Sinan Güler, oyun kuruculara baskıyı arttırdı.

Çemberaltı, Semih ve Batista tarafından “Her iki sahada” domine edildi.

Kenardan gelip arkadaşlarını dinlendiren, Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm ve Vujaçiç değerli katkılar verdiler.

İspanyollardan çok daha önemli oyuncular olduklarını gösterdiler.

Bunun bir mucize olduğuna inanmıyorum.

Biz yaşamımızda, devresi yirmi farkla biten, sonunda kazanılan çok maç gördük.

Ayrıca Anadolu Efes ile Caja Caboral'ı bir kefeye koyup tartığımızda, bizim takım çok ağır basıyor.

İki perdeli oyunda, önce şaşkınlık sonra gurur yaşatanları izledik.

 BİR “KAHRAMAN” VARDI

Fenerbahçe Ülker, komşuya hiç acımadı.

Kriz varmış, bütçe daralmış, ondört sezondan sonra Obradoviç gitmiş ve çok kan kaybetmiş Panathinaikos karşısında işi başında sıkı tutarak kolay bir galibiyet aldı.

Sahada birbirlerini çok iyi tanıyan oyuncular vardı.

Ülker'e bu yıl transfer olan Andersen, Batista ve Sato, geçen yıllarda Yunan takımının en önemli silahlarıydı.

Diamantidis, Ukiç ve diger oyuncular Fenerbahçe'yi çok iyi analiz ederek gelmişlerdi İstanbul'a hiç şüphesiz.

Tanımadıkları tek oyuncuysa İlkan Kahraman'dı.

İşte başlarına ne geldiyse bu genç oyuncudan geldi.

Tartışmasız sahanın, belkide haftanın en iyi oyuncusuydu.

Bir basketbolcunun yapması gereken ne varsa, hepsini yaptı.

Rakibini çok iyi tutarak, oyuna sertlik getirdi.

Üç numara başlayarak, sonra sırtı dönük pota altını karıştırdı. Ribauntları çekti aldı.

İnanılmaz bloklar yaptı.

Hızlı oyunu başlatan ve bitiren oldu.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, çıktı dışarıya “Üçlükleri” gönderdi.

Sahanın “Kahraman savaşcısıydı”.

Onan, McCalebb, Bogdanoviç ve diğerleride katılınca, seyir zevki yüksek bir basketbol sergiledi Fenerbahçe Ülker.

Gözlediğim bir başka önemli nokta, takımın yeni coach Piannigiani'nin sistemine adapte olmaya başladığıdır.

Bu güçlü kadro, ilk turu geçecek kapasitede,”Final Four'a doğru yola çıkmış durumda.

Beşiktaş'a gelince CSKA karşısında çok zayıf kaldılar. Son iki yıldır birlikte oynayan oyuncular karşısında, dirençleri kalmadı.

Basketbol,genelde uzun oyuncuların oynadığı bir oyundur.

CSKA ile Kartal'ın arasında önemli bir boy farkı vardı.

Her yıl olduğu gibi Avrupa şampiyonluğu parolasıyla takım kuran CSKA'yı yenmek oldukça güç.

Ayrıca, Vidmar tek uzun olarak fazlaca yıpranıyor.

Dış şutlarda girmeyince, (%23 yanılmıyorsam) sonuç kaçınılmaz olur.

Beşiktaş'ın ilk onaltı şansı devam ediyor.

Erman Kunter takviye yapacak mı bilemiyorum.

Görünen o ki, pota altının bir uzuna daha ihtiyacı var.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler