Bugün konumuz Mr. Nar Zanolin, gerçek, eski, kadirşinas dost, güvendiğimiz bir kişilik. Bu Nar o bildiğiniz nardan değil, yani hani çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane diye bilmecesi olan nar'dan değil. Bu bayağı etiyle, kanıyla, canıyla, adıyla, sanıyla, torunu, torbasıyla Mr. Nar Zanolin, Kanadalı dostumuz. Yıllardır Avrupa'da yaşar, maalesef eşini amansız hastalıkta kaybetmiştir. Kızı ve torunu veya torunlarıya hayattan zevk almaya çalışan bir tonton dededir Zanolin. İtalyan orijininden gelen esprili kişiliği, her zaman ilgimizi çekmiş, aramızda sıcak, ilişki yaratmıştır.
Benim TBF yıllarımda en iyi dostlardan olurken, her zaman yardımcı, öğretici, verici olmuştur. Şimdi yazının bundan sonrasını Sayın Ali Özsoy ve Sayın Emir Turam'a bu çok başarılı hizmetlerinden dolayı ithaf ve hediye ediyorum.
O zamanlar, 'once upon a time' biz FIBA da daha Avrupa'nın en başarılı, basketbolu en kısa sürede yükselten ve yücelten ülke olmamışken veya olmaya çalışırken, elimizden geldiğince FIBA (Federation Islandic Basketball Association)'dan etkili, yetkili, önemli kişileri Türkiye'ye davet eder, günlük yardımlarını, desteklerini almaya çalışırdır. Bu sayede ileride de olası bir başkanlık seçimi, komisyon seçimi vs. için yatırım yapardık. O zaman paramız çoktu; öyle sponsorlarımız, iddia, ligin isim hakkı filan yoktu ama başkan zengindi. Parayla her kapıyı açardı, yazık adam basketbol uğruna bütün varlığını kaybetti, evini bile ipotekletti.
Davet edebildiğimiz kişiler başta zamanın genel sekreteri Gospodin Borislav Stankoviç, Protokol Başkanı Signor Aldo Vitale ve esas her işi yapan, özellikle hakem tayinlerinde etkili Mr. Lubomir Kotleba ve Mr. Nar Zanolin'di.
O yıllarda İzlanda'da basketbol oynanmıyor, hatta basketbol topunun dahi olmadığı söyleniyordu. Ne muhteşem bir ilerleme ve dehşet verici bir gerileme. Bizi affet Osman Solakoğlu, kıvıramadık, daha doğrusu bu kerametleri kendilerinden menkul T.D'nin destek ekibi kıvıramadı.
Neyse gene 'once upon a time', bu Mr.Nar Zanolin'i Antalya'ya hakem seminerinde ders vermek, Gençler Şampiyonası'nı izlemek ve hakemleri değerlendirmesi için davet ettik. O zamanlar İzlanda'da basketbol maçları başlamadığından adam geldi. Yani Antalya'yı sadece gören bir kişinin bile İzlanda'nın o soğuğuna gitmeyeceğini zannederdim, yanılmışım. O zaman şanlı ve anlı TBF'de 7 kişi çalışıyoruz. Ben söyleyenlerin yalancısıyım, şimdi 50 kişinin üstünde personel çalışıyormuş. Yalanlamazlarsa doğrudur herhalde.
Ben kulunuz, akşam üzeri görevinden çıkıp, Emin Balcı geliyor, unutulmaz, fedakar avukat Elif Lokum(Islakoğlu, gazeteci, basın ve halkla ilişkiler sorumlusu İbrahim Seten, şimdilerde şov dünyasının yıldızı Acun Ilıclı'nın sağ kolu Çaykun Ertan, bir de sekreter hanım vardı, özür diliyorum onun adını hatırlayamıyorum. Çaykun masasının üstüne yatıyordu. Bir de tüm zamanların yıldızı, bu yazının da yıldızı, unutulmaz insan Orhan Yenihayat veya 'new life'. Tam 7 kişi, çayımızı, kahvemizi kendimiz yapıyoruz, devamlı Çiller kahvaltısı.
Neyse bu kadrodan Orhan Yenihayat'ı Antalya'ya Mr. Nar Zanolin'i kollamak, her derdine koşmak üzere gönderdik. Orhan'ın tek bir sorunu var; İngilizcesi az hatta zayıf. İlk günler işler iyi gidiyor, telefonla Orhan'dan hep bilgi alıyorduk. Daha sonra Gençler Türkiye Şampiyonsı başladı. Ben de oraya gittim ama Orhan görevine devam ediyor, Mr. Zanolin 'Gak' diyor, su, 'Guk' diyor çay. Meğerse İzlandaca 'Gak' su, 'Guk' da çay demekmiş.
Neyse, Orhan'la, Mr. Nar Zanolin turnuvanın ikinci günü sahadaki maçı seyrederken, hakemlerden biri faul düdüğü çalıyor. Mr. Zanolin, Orhan'a dönüp, artık samimi de olmuşlar anlaşılan, İzlanda'ca “Very easy call” diyor, yani 'Çok kolay bir karar' anlamında. Orhanım, 'peki' diyor ve gidiyor. Biraz sonra elinde bir tane çift kaşarlı tost ve kola ile geliyor, Mr.Zanolin'e uzatıyor. Zanolin 'Nedir bunlar ?'' diyor. O da İzlanda'ca 'Siz istediniz' diyor ve açıklıyor: ''very easy = very cheesy, call= kola'' Aradan neredeyse 15 yıl geçti, baba Zanolin ne zaman bizleri görse gülerek, yerlere yatar ve en iyi dostunun Orhan Newlife olduğunu söyler. Belki T.D bu çok vizyonlu elemanları yerine Orhan'la gitse başkanlığı kazanırdı.
Yok be üyeler, onun adını duyunca “Ötekine verelim” demişler herhalde. Gelecek yazıda ise İzlanda basketbolunu yaratan adam Macar Prof. Dr. Laszo Nemeth'i anlatacağım. Aksiliğe bak hepsi de arkadaşım. Hepsi dostluk içinde tanıdığım insanlar.
Peki senin dostların kim ? Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
Hatıram olsun !





