Biz yazan takımı, dirsekleri bilgisayarların üstünde çürümeye yüz tutmuşlar: Hep oyunculara, teknik ekibe ahkam keseriz, “ Aman havaya girmeyin” diye!
Fenerbahçe Ülker yola çıktığı ilk andan itibaren öylesine işi sıkı tuttu ki, nerede ise, hani o yazan takımı: “Bakın biz tavsiye ettik, siz dinlediniz olay meydanda 3-3 galibiyet ile zirvedesiniz” yenilgi yüzü görmeyen Fenerbahçe Ülker Avrupa’nın en korkulan ekiplerinden bir olduğunu cümle aleme ispat etti…
Eskiden ayağına gittiğimiz ULEB’in babası Jordi Bertolemeo: Geçen senenin ezik ve yalnızlığını yaşayan takım izlemini silmiş, Avrupa’da adından en bahsedilen takımı olmuş Fenerbahçe Ülker’in konuğu olmuştu… Hem Sinan Erdem’i hem Fenerbahçe Ülker’i Fınal-Four’a çok yakıştırdığını söyledi. Bu müthiş bir olaydı. Çünkü sponsoru ve oynayan, Fenerbahçe Ülker-Efes Pilsen gibi iki takımı ile resmen “basketbolun gözdesi oldu.
Kaunas çantamı alelacele sıkıştırıp yola çıktım! Uçaktan indiğimde: “Yuh be” sanki Antalya-Bodrum’a yelken açıyor gibi incecik şeylerle yola çıkmanın acısını içimde hissettim. İlk an -14 yazı ile eksi ondört. Ve her yer buz ve buz gibi!
Yerlere zor basıyorsunuz! Bir yerlerinizi kırmak içten değil! Neyse yazlık giysiler bizim çocukların oynadığı basketle içimizi ısıtır diyerek maçın yolunu tuttuk.
Allah insana şans verecek.Hele sporcu-koç ve spor takımı isen. Mirsad, Engin, Vidmar’dan sonra buraya gelen ama otelde 39.5 derece ateşle yatan Ukic’in yokluğunu çok hissedeceğiz gibime geliyor. Bütün yük Jasikevicius’un üstüne kalacak. Lavrinovic’te buralı olduğu için bu iki oyuncumuzun işi zor. Evinde kendi halkının önünde oynamak o kadar kolay değil! Ne olursa olsun Engin ve Vidmar’a alışmıştık ama Mirsad’ın yokluğunu çok arayacağız. Bu yetmezmiş gibi Ukic de yok. Takımın yarısı oynamazsa benim, bizim ayağımızın uğuru neye yarayacak ki!
Bana göre “Hiçbir iddiası olmayan Kaunas maça asılmaz, seyirci gelir mi? Bilemem! Demek isterdim ama! Litvanya’ya kaçıncı gelişim. Ve hamam tası gibi salon yine tıklım tıklım dolu ve seyirci çıldırmış gibi! Sanki final maçı oynanıyor! Yer yerinden oynuyor! Salonda çığlık ve ıslık tek patron!
Hakemler: Yunan-Ukraynalı-Sloven, her zamanki, gibi yine tüm tersliklerin yanında onlarla boğuşuyoruz. Her düdükleri tartışılır! Sanki kan davalımız gibiler. Yalan yanlış ne varsa aleyhimize öttürüp duruyorlar! İlk çeyrek 15-11 önde bitirdiler. İnanın, biz çok iyiyiz ama sanki doğal bir baskı oyuncularımızı sarmalamış, elleri ayakları kasılıyor. Devreyi 30-31 önde bitirdik.
Sarı-Lacivertli oyuncuların hep üçüncü çeyreklerine hayran olmuşumdur. Mutlaka iyi oynar ve maçı alacaklarının ilk sinyallerini verirler. Pota dibinde o kadar çok boş atış kaçırdık ki, bunların çoğu Oğuz’un parmaklarının arasından oldu. Gölge savunmamıza bile faul çalan hakemler oyuncularımızın üzerindeki baskıyı iyice arttırdı. May oyunda olduğu dönemde bir şeyler bekledik, asılında iyi oyuncu ve oynamak istiyor. O baskıyı bir yıkabilse işimiz kolaylaşacak. Bu maç bizden bir yıldız bekliyor: Spahija baskılı ve açık alan savunması denedi. Hemen 44-47 öne geçtik. Bu arada Lavrinovic kaybettiği topun ardından aldığı faul ve teknik faulle 5 faulle dışarıda kaldı ki, bu inanılmaz kötü bir andı. Kırılma noktasıydı sanki! Oysa maçı alan savunması ile çevirmiştik.
Son çeyreğe onca olumsuzluğa rağmen 49-49 berabere girdik. Yani bu bile Fener’in bu maçı ne kadar istediği ve maça ortak olduğunun göstergesi. Son on dakika belki erken son sekiz biletinin müjdesi olacak. Kaybedersek hiçbir değişmeyecek bir şansın peşinde koşmaya devam edeceğiz. Bir çok maçın MVP’si olan Preldzic gücü yettiğince “sazı eline aldı” 51-56 yı gördük. Bu arada o kadar aleyhimize olan faullere çalmayan hakem Kaya’nın pota altı faulünü pas geçerek bir tanecik hediye verdi. Aslında çok tutarsız hakemleri hiç sevmem! Salonun içinde bizimle maçı izleseniz, inanın çok zorlanırsınız! Çünkü Tomas maç içinde sakatlanınca, iyice eksildik. Lavrinavic’ten sonra, Kaya da 5 faul ile çıktı. Bakalım bu maçı nasıl bitireceğiz. Şimdilik: Bitime 2.54 var. Ve 58-64 öndeyiz.
May’in kritik basket faul atışı, ardından 69-69’a ulaşan skor. Kol kola eksiklerimizle uzatmadayız! Can mı dayanır bu görüntüye? Zalgiris’te Delininkaitis- Marcus-Pocius-Collins kendi seyircisi önünde tüm saldırganlıkları ile oynarlarken takımda çift haneli sayılara ikinci ulaşan Plaisted’di. Kaunas takım halinde iyi bir direnç gösterirken, 2.22 lik dev boyu ile Marjanovic’in basketbolu beni kesmedi.
Son dakikalar başlığı tasdik eder gibi öylesine zor geçti ki! Zaten eksik ziyadeyiz, bir de yanlış çalınan düdükler ile iyice canımızdan bezdik! 22 saniye göz, göre göre onlardan çıkan topu onlara verince İlahi adaletten medet umduk ama, bugün buralara uğramadı! Çünkü hakemler videodan seyrettikleri son görüntülerde bile 1.1 saniye bahşiş verdiler! Ama yetmedi. 85-84
Şimdi sorum canlı olarak maçı izleyenlere: Biz mi, tribünden çok duygusal izledik! Yoksa bu hakemler gerçekten Fenerbahçe Ülker’in yolunu kesmek istediler mi?





