Genç Milli Takımımız tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonu oldu. Geçen yıl da bir alt kategori olan yıldızlarda şampiyonluk sevinci yaşamıştık. Her iki takımda da yer alan Okben Ulubay, Berk Uğurlu, Egemen Güven ve Oğulcan Baykan'ın göğüslerinde, daha bu yaşta Avrupa'dan getirilmiş iki altın madalya var, ne güzel…Şimdi biraz geriye uzanalım ve 2005’e gidelim… O yaz İspanya’nın Leon kentinde yapılan ve 89-90 doğumluların katıldığı Avrupa Yıldızlar Şampiyonası’nda favori gösterilen ev sahibi takımı dize getirerek bize çok değerli bir şampiyonluk armağan eden ekibimizin başında koç olarak Levent Topsakal vardı. Kilit oyuncular Doğuş Balbay, Can Özcan, Birkan Batuk, Eyüp Aydoğan, Şahin Ekmen, İbrahim Yıldırım ve Gökper Gen’di. Geçen yıllar bu çocuklara pek iyi davranmadı ne yazık ki…
Doğuş, yeteneğini Amerika’dan burs almak yönünde kullandı ve eğitimini Texas Üniversitesi’nde tamamlayıp, diplomasıyla yurda döndü. Şimdi Anadolu Efes kadrosunda… Geçen sezon toplam 37 maçta oynadı; Eurolig’de ortalama 9 dakika, Türkiye Ligi’nde 11 dakika sahada kaldı.
Can, Erdemir’de bile süre almakta zorlandı… İbrahim, Bandırma Kırmızı’dan sonra Tofaş’ta da kendisine verilen şansı iyi kullanamadı… Eyüp, ligden düşen Hacettepe’nin 7 maçında toplam 48 dakika forma giyebildi… Şahin, Gökper ve diğerleri ikinci ligdeydiler. O kadrodan A Milli Takım’a taşıyabildiğimiz iki oyuncu var sadece (Doğuş ve Birkan). Onlar da ‘vazgeçilmez isim’ olabilmiş değil.
2005’te yarı finalde mağlup ettiğimiz İspanya’nın kadrosunu büyüteç altına aldığımızda ilk göze çarpan Ricky Rubio… NBA’de yıldız katına yükselmek üzere… Minnesota formasıyla 54 maçta ortalama 30 dakika oynadı, 7.3 asist ortalamasıyla bu istatistikte ligin en iyilerinden biri oldu. Pablo Aguilar, 9.5 sayı, 5.5 ribaunt ortalamalarıyla İspanya Ligi’ni beşinci bitiren Zaragoza’nın en istikrarlı isimlerinden… Xavi Rabaseda, Barcelona gibi bir devin kadrosunda toplam 61 maçta oyuna girdi; ligde 12, Eurolig’de 10 dakika oynama fırsatı buldu. Pere Tomas, altyapısından yetiştiği Joventut Badalona’nın değişmez parçalarından biri, her maç 17-18 dakika süre aldı.
Sekiz sene önce kürsüde bizim altımızda, bronz madalyada kalan İspanyol gençlerinin, sonrasında ellerine geçen şansları daha iyi kullandığı ortada. Üstelik onların liginde daha fazla sayıda yabancı var! AB pasaportu, serbest dolaşım falan derken, bazı takımlar sahaya 7-8 yabancıyla çıkabiliyor. Biz “Aman yabancı sayısını arttırmayalım, Milli Takım olumsuz etkilenir” diyoruz da ne oluyor? Yetenekli gençlerimiz daha 20’li yaşlarının başında, oturdukları yerden, pasaportlarıyla para kazanmaya başlıyor. Yabancılarla rekabete girmek, kendilerini geliştirmek için hiçbir şey yapmıyor ve sonunda alt liglere kadar düşüyorlar. Yabancı formülünü 3+2’de tutmak işe yaramıyor. Altyapı şampiyonalarında aldığımız parlak sonuçları üstyapıya, A Milli Takım’a taşıyamıyoruz. Kısıtlama, sadece iç piyasada oyuncu fiyatlarının artmasına hizmet ediyor. Hiçbir oyuncumuz Avrupa liglerine transferi düşünmüyor çünkü en kolay para burada kazanılıyor.
Niyetim gençleri kutlamaktı, nerelere geldim… Altyapıda yıllardır karınca misali emek veren çalışkan antrenör Taner Günay ve başta turnuvanın en değerli oyuncusu seçilen Kenan Sipahi olmak üzere tüm öğrencilerini ayakta alkışlıyorum. Onlar görevlerini yaptılar. Artık sıra, kendi yaş gruplarında Avrupa’nın en büyük yeteneklerine sahip olan Türk basketbolunun, bu gençleri geliştirmesinde… Büyükler onlara doğru yer ve doğru zamanda fırsat verirse… Onları sistemin vasat birer memuru olmak yerine, dünya çapında yıldız olmaya yönlendirirse, işte o zaman ‘basketbol ülkesi’ oluruz.
Yani işin asıl zor kısmı, şimdi başlıyor.



