O an beni çok etkiledi ! Ankara seyircisinin cefakar, fedakar, çalışkan, bilgili, efendi, coach’umuz Tanjevic’e gösterdiği sevgiye karşı ayağa kalkıp elini kalbine götürüp tam bir asilzade duruşuyla karşılık vermesi unutamayacağım bir manzara idi.
Bravo “ASİL TANJEVIC” sen “TÜRK” basketboluna daha çok şeyler vermeye devam edeceksin !
Ankara’ nın son gününde de aslar dinlenirken gençler sahadaydı. Hucumda ve savunmada Porto Riko maçının rehavetinden eser yoktu. Çok ciddi, disiplinli idik. Dün bahsettiğim iskelet beşlerle başlama seçimleri, aslında oynamak aşkı ile bekleyenleri her zaman hazır yapıyor ! Tersini yapmış olsa idik, yani “bugün sen yarın o oynasın çocuklar kırılır” diye işte sorun o zaman başlayacaktı. İskelet belli düzen kurulmuştu. Her oyuncu hiyerarşik düzeni gayet iyi biliyordu. Oyunun gidişine göre kim nerde gireceğini artık biliyordu hazırdı basketbolcularımız.
Doğrusu içime Fransa doğmuştu, Fransızlar inanılmaz bir dört sayı yiyerek bizi rakip seçmiş oldular. Zayıf bir kadro yapısına sahip olmalarına karşı Yeni Zelanda’ lılar basketbolu basketbol gibi oynuyor. Tatlı sert tutumları, hücumdaki hareket, çeşitlilikleri oldukça başarılı idi. Hazırlık turnuvasında farklı kazanmış olmamız çoğu kimsenin Yeni Zelanda’yı istemesi doğaldı. Ben bizi finallere kadar ciddi kılacak, maç gibi maç oynamaya devam etmemiz açısından Fransa’yı tercih ederdim. Artık hedef belli maçların telafisi yok ! biz turnuvada ki bütün takımları yenecek güçteyiz.
Eşleşme belli olunca hemen aklıma gelen dört pozitif şeyi düşündüm !
- Erman Kunter’ i bir ara Fransa takımının başına getiriyorlardı. İyi ki Erman Kunter başta yok diye düşündüm. Bizi çok iyi analiz ederdi mutlaka !
- Genelde atış yüzdeleri fena olmasa da, çok koş koş yapıyorlar iyi isabet bulamıyorlar ! Yüksek tempoları kontrol altına alındığında ne yapacakları belli olmayan takım oluveriyorlar. Bu tempolarda isabetsiz attıklarını gördüm.
- Savunmada temasları çok az yapıyorlar. Hoplayıp zıplıyorlar ! Ancak temas etmeden oynarsak çok atletler bol bol ribaund alırlar. Hem de çabuk potamıza gelirler.
- Kim gelirse gelsin bu fark etmez !





