Kıskandım şu adamı, hiç alakasız bir konuyla başladı, basketbola kadar geldi. Adamın neyini kıskandım biliyor musunuz ? Mağduriyetini. Dünya starı aynı bizim burada maruz kaldığımız haksızlıklarla uğraşıyor. İlkellik diz boyu, adam ''Arabesk olmayın, bugünkü dünyaya inin, istediğiniz müziği dinleyin ama yapısal, kişilik olarak arabesk olmayın'' diyor. 'Vay arabesk müziğe laf etti, vatan haini' diyorlar. Bunların aynılarını, çok benzerlerini branşımız olan basketbol da da yaşıyoruz.
Tenkit mi ettin, yanlışları mı söyledin; İrlandalısın. Ya sen ? Sen İzlandalı bile değilsin. Başbakan söyledi bitaraf olan, bertaraf olur. Dikkat et..
Uzun zamandan beri Haber Türk alıyorum. Zevkle de takip ediyorum, okuyorum. Son günlerde HT Spor'da birşeyler oldu. Taraflı, yanlış haberler çoğaldı ve özellikle basketbol dalında. Taaa eski zamanlardaki gibi takım yenince haber var, yenilince B harfiyle başlayan haber bile yok. Bu arada size ilintili bir bilgi vereyim; senesini tam hatırlayamıyorum ama bizim de aday olup, Türkiye'ye almaya çalıştığımız bir Avrupa Şampiyonası organizasyonu için sunumlar yapılıyor, tanıtımlar yapılıyor. Biz şöyle iyiyiz, biz böyle iyiyiz, tarihi, tabii güzelliklerimiz var gibi, sonra, sonrası fıkra gibi.
Fransa'nın sunumu, tanıtımı 1 saat, İsveç 80 dakika, Türkiye 95 dakika, Yunanistan 10 dakika (Ten minutes. İngilizcem de fena değildir hani).
Yunanlılar bir anda çıtayı çok ama çok yukarılara taşıyorlar. Organizasyonu almak isteyen ülke şampiyonaya gelecek ülkelerin 22-24 kişilik kafilelerinin, FIBA Board üyelerinin, hakemlerin, ilgili uluslararası kuruluşların üst düzey yöneticilerinin, eşlerinin, Olimpiyat Komiteleri üyelerinin, vs, vs tüm yol, ülke içi ulaşımlarının, tüm konaklama ücretlerini, akla gelebilecek her türlü harcamalarını yapmalıdırlar ve biz bu X şampiyona için bunu teklif ediyoruz.
Tabii o şampiyonanın organizasyonunu aldıkları gibi tüm gelecek şampiyonaları almak için gerekli kriterleri de belirliyorlar; ipotek koyuyorlar. Varsa paran buyur al organizasyonu. Bu arada götürücülere gün doğuyor. Kuzey ülkeleri, fakir, dürüst, sporu spor için yapan ülkeler unutuyorlar bu tip organizasyonları (FIBA Başkanlığı konusu hariç). O günden beri de FIBA özellile Avrupa, Dünya Şampiyonası gibi organizasyonları verecek ülke bulmakta zorlanıyor.
Şimdi Dünya Basketbol Şampiyonası için yapılan organizasyonda cebimize de milyonlarca euro giriyor haberi de palavra. Açılış töreninin bugüne kadar alışılmadık, görülmedik şekilde yapılması da tahmin edeceğiniz gibi lüzumlu fakat olmasa da olur bir harcama. Şimdiye kadar giderek, yerinde, canlı en az 3 Dünya Basketbol Şampiyonası izledim. Hiçbirinde bu tip açılış olmadı, sanki olimpiyat yapıyorlar mübarekler. Bir de toplu iftar yemeği verseydiniz; yemezler yavrum yemezler. Coğrafi anlamda bile saçma takımların 18'i, başka yerde, Türk takımı Ankara'da, sen Istanbul'da açılış yapıyorsun. Yemezler.
Dahası var, bunlar önce Elton John'la anlaşıyorlar, sonra nonoş olabileceği endişesiyle vazgeciyorla. Ardından Fazıl Say'a gidiyorlar . Ancak aksiliğe bak, bu seferde Say kesin nonoş olmadığı için veto yiyorlar ve geliyorlar Sezen ablaya. Artık toplu götürmeye geçiyorlar, Müslüm Baba ve muritleri.. Yemezler, yemiyoruz ama gargara yapıyoruz.
Maaşallah bir scoreboardu bile doğru dürüst takıp, çalıştıramayanlar ne işler başarıyor ? Tanrım analar neler doğuruyor ? Bu arada boş attık, dolu tuttuk, hazret Mali Kongre'de görev süresinin 1 (bir) yıl daha uzatılması için önerge vermiş ancak maalesef (!) reddedilmiş. Red edilir tabii. Bilgin sana söyledi; ''Aziz ağabeyini yanına almadan bu işlere kalkışma'' dedi.
Bu arada öğreniyoruz ki önce Fazıl Say'la görüşen TBF oldukça yakın olduğu siyasi kuruluşun uyarı, destek, bastırma ve önerisiyle Fazıl Say'dan vazgeçip, Evet'çi Sezen Aksu ile Müslüm Baba'ya yöneliyor. En son bomba da arada bir de klasik müzik de olsun deyip; Yekta Kara ile de anlaşıyorlar. İşte gerçek arabesklilik de bu olsa gerek. Basında çıkan kendi açıklamalarından öğrendiğim, kalem, kalem açıklanan 300 birim harcamanın da nasıl ve kimler tarafindan paylaşıldığınla ilgili dedikodular da 6 yıldır dillerde. Bizim üstümüze vazife değil, onu Fazıl Say düşünsün, bana birşey düşmezdi zaten.
Skorboard, parke, otel, yemek, açılış, yeme, içme, getirme, götürme ile uğraşırken takımla uğraşmayı unutan TBF yandaşı, yancı, sinyalci medyanın desteğiyle de şampiyonaya hazırlanıyor. Başladı başlayacak; 'Bir ellerinde ayna, bir ellerinde cımbız, umurlarında mı Dünya ?'
Bu yazı aynı zamanda bir ihbardır; adım, sanım ortada. Fahiş, lüzumsuz harcama yapılıyor ve haksız kazanç sağlanıyor yandaşlara. Buyrun araştırın ! Spordan, basketboldan anlayan herkesin anlayacağı, kabul edeceği çok önemli olabilecek bir Arjantin galibiyeti de bu arada yönetimsizlikten güme gidiyor ve yazık oluyor. (Bkz. Mahmut Kulein'in yazısı)
Dünya Sıralamasında 1 numara olan takımı yenerek başlanacak bir şampiyonanın farkını ancak sonunda anlayacaklar. İnşallah iş işten geçmez.



