Arroyo belki de hayatının en rahat oyununu oynamıştır,
Anadolu Efes karşısında.
Fark yirmilere merdiven dayarken Farmar onu biraz rahtsız etmeye kalkmış ama Ergin Ataman buna fırsat vermeyerek kenara alarak üç buçuk dakika dinlendirivermişti.
Maç öncesi yazılan senaryo aynen şöyleydi;
Son haftalarda toparlana Efes, eski günlerine dönmüş Real Madrid’e İstanbul’u dar etmişti.
Öte yanda, sakatlıklarla uğraşan , Avrupa kupalarına noktayı koyan ve üç aydır paralarını almamış moralsiz bir Galatasaray Basketbol takımı.
Sonuç ne olurdu sizce?
Anadolu Efes rahat kazanırdı değil mi?
Hayır kazanamadı.
Maç boyunca öne bile geçemeyerek, ikinci çeyreğin hemen başında yirmi sayı geriye düştüler. (44-24)
Ergin Ataman, maç boyunca Arroyo’nun top getirterek yıpranmasına önlem olarak, Engin Atsür ve Ender Aslan’ı çok iyi hazırlamış.
Böylece, Arroyo hayatının en rahat maçını oynayarak, takımı bir “Maestro” gibi yönetme şansını elde etti.
Diğer önemli nokta, Mahmuti’nin dört kısa bir uzunlu tercihini, Ndong, Ersin Dağlı ve Macvan üçlüsüyle darmadağın etti.
Vujaciç veya Lucas “Yanlış eşleşmelerinde” Macvan ve Ersin , alçak posta bu zayıf halkayı kırarak, farkın sürekliliğini sağladılar.
Savunmada özellikle çember altı yardımlaşmalarının zamanlaması ve şiddeti çok iyiydi.
İstatistiğin sadece ribaunt kesitine bakarsak bunu açıkça görebiliriz. Toplamda 45/27. Efes gibi bir takım karşısında olağanüstü bir başarı.
Karşılaşmanın hakem üçlüsü kötü bir maç yönetti ama Oktay Mahmuti kalitesinde bir coach’un da bu kadar uzun süre itirazlarını, hem de sahanın neredeyse ortasında sürdürmesi yanlıştı.
Hakemlere “Lütfen beni atın” diye çanak tutu.





