Bu sezon AGÜ Spor formasıyla ligin en iyi Türk oyuncularından birisi olarak öne çıkan Pınar Demirok'un aklında tek bir şey var: Şampiyonluk
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi, alanında dünyanın en iyilerinden birisi olarak ön plana çıkarken, dünyanın en iyi oyuncularının da yer almak istediği bir lig haline geldi. WNBA’de forma giyen, defalarca Dünya Şampiyonaları’nda yer alan, Olimpiyat madalyası kazanan sporcular, TKBL’yi yeni bir seviyeye çıkardı. Bu rekabet düzeyi, lige yeni standartlar kazandırdı. Daha iyi, daha güçlü, daha kararlı Türk oyuncular… Pınar Demirok o oyunculardan biri ve standartları olduğundan daha da ileri götürmek istiyor.
24 yaşındaki Pınar Demirok, bu sezon ligin en iyi Türk oyuncularından birisi olarak her zamankinden daha parlak ve dikkat çekici. 10 sayı, 2.7 ribaund, 1.2 asist ve %50 2 sayı isabet yüzdesi ile TKBL’nin en iyi Türk oyuncuları arasında. Formasını giydiği Abdullah Gül Üniversitesi 14 galibiyet ile zirve ortağı ve şampiyonluk düşüncesi Kayseri’de her zamankinden daha fazla zikrediliyor.
Genç bir oyuncuyken potansiyeli fark edilen ve altyapı milli takımlarında forma giyen Pınar Demirok, 57 defa Ay Yıldızlı forma ile parkeye çıktı. Onun kulüp takımlarında A takıma yükselmesini sağlayan da milli takım performansıydı. Genç Milli Takım’da koçu olan Ayhan Avcı, 2009 U18 Avrupa Şampiyonası sonrası onun başantrenörlüğünü yaptığı Panküp Kayseri Şeker Spor’a transfer olmasını sağladı. Bugünkü adıyla Abdullah Gül Üniversitesi…
2008 U18 Avrupa Şampiyonası: 3.6 sayı-3 ribaund
2009 U18 Avrupa Şampiyonası: 5.8 sayı-6.8 ribaund-1 asist
2011 U20 Avrupa Şampiyonası: 11.1 sayı-4.9 ribaund-1.4 asist
Pınar Demirok ile Kayseri basketbolu beraber büyüdü. Bayrampaşa Sancak ile kendisini U18 Milli Takımı’nda gösterdikten sonra ona A Takım şansını veren kulüp Panküp Kayseri Şekerspor’du. O günden bu yana kulübün adı da değişti, hedefleri de. Yeni adı Abdullah Gül Üniversitesi olan takım, Kadınlar Avrupa Ligi’nde çeyrek final kovalayan bir ekip, Pınar Demirok da o ekibin maç kazandıran bir oyuncusu haline geldi. Demirok ve AGÜ Spor kaybederken kazanmayı, çok çalışmanın neler getirdiğini ve büyümeyi beraber öğrendiler. Uluslararası maçlarda dünyaca ünlü rakiplerini hayranlıkla izleyen genç oyuncu, onların gözünün içine bakan ve meydan okuyan bir kazanana dönüştü.
Pınar Demirok ve AGÜ Spor bir sonraki adım için hazır: Şampiyonluk. Demirok takımın hala tam potansiyeli ile oynamadığını ve play-offlar’da bu noktaya ulaşabileceklerini söylüyor. O güne kadar yapabileceği şey kendisini daha iyi bir oyuncu haline getirmek: Daha iyi yüzdeyle şut atan, daha iyi bir savunmacı.
Küçük yaşlardayken spor ilk defa atletizm ile adım attın. Sonra arkadaşlarının da etkisiyle basketbola yöneldin. Basketbolu ilk defa oynadığında neler hissetmiştin?
Evet, spora 10 yaşlarındayken atletizm ile başlamıştım. Sonrasında okulumdaki seçmelerde Recep Türkoğlu tarafından Yıldırım Bosna takımı için seçildim ve basketbola başladım. İlk oynadığım anda ‘Kesinlikle iyi bir basketbolcu olmalıyım’ diye düşünmüştüm. Basketbol çok hoşuma gitmişti.
Bayrampaşa Sancak kulübünde oynarken, İstanbul takımlarından da teklif almıştın ama senin tercihin daha çok süre bulabileceğin Kayseri Kaski olmuştu. Birçok genç oyuncu bu tip kritik kararlarda tersi yönde tercih yapabiliyor. Senin bu kararı almanı sağlayan etmenler neydi? Özellikle tavsiye aldığın birileri var mıydı?
O dönemde Genç Milli Takım’da yer alıyordum. Antrenörümüz Ayhan Avcı FIBA U18 Avrupa Şampiyonası sonrasında beni Panküp Kayseri Şekerspor’a transfer etmek istedi. Bana takımın 5 yıllık planlarını anlattı. Mantıklı gelmesine rağmen kafamda soru işaretleri vardı. Bu soruları o zamanki antrenörüm Vedat Sağlık çözümledi. Ve basketbol geleceğim için Kayseri’ye gitmem gerektiği konusunda beni ikna etti. Zaten İstanbul takımları beni genellikle genç takımlarında oynatmak istiyorlardı. Oysa Kayseri'de A takım deneyimi yaşama şansım vardı ve bu şansı kullanmak istedim. Geldiğimiz noktada ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumu görüyorum.
İstanbul’dan Kayseri’ye gitmek senin için nasıl bir değişim oldu? O dönemki adıyla Kayseri Kaski oyuncu olarak seni nasıl değiştirdi, neler kazandırdı?
Kulübün o zamanki adı Panküp Kayseri Şekerspor’du. Tabii ki ilk yıl hem basketbol, hem de yaşantı olarak zorlandım diyebilirim. İstanbul’da yaşadığım düzenden sonra Kayseri'de bazı sıkıntılar yaşadım ama sonrasında alıştım. Bu şehirde basketboluma daha fazla yatırım yapabileceğimi ve karşılığını alabileceğimi hissetim. Saha içindeki seviye oldukça yüksekti ve ilk defa yabancı sporcularla beraber oynamak başlangıçta oldukça zordu. Ayrıca hayatımda ilk halter antrenmanını Kayseri'de yapmıştım 🙂
Bir şutör guard için %50 gibi çok iyi bir saha içi isabet yüzden var. İsabet yüzdenin başarısı, kendini göstermeye başladığın günlerden beri en çok bilinen özelliklerinden biri de zaten. Doğru şutu seçme başarını neye borçlusun?
Genel olarak koçumuzun saha içindeki felsefesi doğru tercihler yapmak olmuştur. En çok önem verdiği konu buydu. Bize her zaman “Doğru zamanda doğru seçimler hem oyuncuyu, hem de maçı kazandırır,” der. Ayrıca bacaklarımın çabuk olmasını ve patlayıcı gücümü özellikle stop şutlarda oldukça kullandığımı düşünüyorum. Tabii ki hala istediğim yüzdelerde değilim. Ama bu konuda bireysel olarak çok çalışıyorum.
Kayseri Kaski ile Avrupa kupalarında final mücadelesi verdin, aynı zamanda milli takım ile uluslararası turnuvalarda defalarca forma giydin. Genç bir oyuncu olarak uluslararası rakiplere karşı oynamak sana neler kazandırdı?
Çok farklı ve mutlaka yaşanması gereken bir tecrübe… Kesinlikle fiziksel olarak çok zor ve her maç sizi daha güçlü olmaya zorluyor. Basketbol becerimin Avrupa’da oynanacak üst düzey maçlar için yeterli olmadığını gördüm. Dolayısıyla güç çalışmalarına daha fazla zaman ayırmam gerektiğini anladım. Başlangıçta dünyanın en iyi oyuncularına karşı oynamak, çok heyecan ve gurur vericiydi. Ama artık onları rakip olarak görebiliyorum ve yenmek için oynama aşamasına geçtiğimi düşünüyorum.
Henüz 24 yaşındasın ama bu sene ligin en iyi Türk oyuncularından birisi olarak gösterilmeye başladın. Sence bir oyuncu olarak en güçlü yanın ne?
Atletizmden gelen, fastbreak koşularımın takımıma enerji ve tempo verdiğini düşünüyorum. Ayrıca genelde çok kullanılmayan topsuz oyunumu iyi bir silah olarak görüyorum. Az hata ile oynamam, saha içi tercihlerim ve uzun oyuncuları iyi besleyebilmem diğer iyi özelliklerim bence.
Peki, sence bir oyuncu geliştirmen gereken özelliğin ne?
Sahip olduğum iyi özellikler, benim hedeflediğim yer için yeterli değil. Daha istikrarlı bir şut yüzdesi ve en önemlisi daha iyi bir savunmacı olmalıyım. Daha çok bireysel beceri antrenmanları yapmalıyım.
Bugüne kadar aldığın en iyi tavsiye neydi?
SABIRLI OL
Abdullah Gül Üniversitesi bu sezon iddiasını korumayı sürdürüyor ve takımın en iyi oyuncularından birisi olarak öne çıkıyorsun. Sence AGÜ Spor’un sezonu şampiyonlukla sonuçlanabilir mi?
Bence bu sezon bu hedefe ulaşabiliriz. Çünkü takımımız hala tam potansiyelini gösterebilmiş değil. Ama asıl önemli zamanın Mart ve Nisan ayları olduğunun hepimiz farkındayız ve çalışmalarımız da hep bu yönde ilerliyor. Rakiplerimizin hem maddi, hem de organizasyon olarak bizden daha ileride olmalarına rağmen umarım o mutluluğu takımca biz yaşarız.
Ailen Boşnak kökenli ve Türkiye’de yaşayan Boşnakların en çok gurur duyduğu isimlerden birisin. Boşnak kökenli oyuncular Türk Basketbolu’nda da çok önemli izler bıraktılar. Onlarla iletişim var mı?
Tabi ki büyüdüğüm mahalle tam bir basketbolcu kaynağı. Çok isim var. En fazla iletişimde olduklarım Esra Atacan ve Nilay Kartaltepe ablalarım. Kendileriyle her zaman konuşurum ve danışırım.



